Ömer Yılmaz / Polemik / Yazarlar

Öküzlük Parayla mı?!

ömer-yılmaz-köşe-3Öküzlük parayla değil, çünkü öküz olabilmek için herhangi bir ücret ödemek gerekmiyor. Ancak aynı zamanda öküzlük parayla da, çünkü parayı basan böylelerini kendi namına öküz gibi böğürtebiliyor.

Ramazan, “ilahiyatçı-yazar” kılığındaki kalpazanların diğer zamanlara nispetle milletin kafasının etini daha çok yedikleri bir zaman dilimi. “İlahiyatçı-yazar” demişken, söz konusu kimselerin, sahte para basıp piyasaya süren veya yalan ve hile ile iş gören kimselerden hiçbir farkları yok. İslamiyet adına Batı’nın düşünce merkezlerinde imal edilen “yorumları” kendilerince geliştirerek bize “İslamiyet” diye yutturmaya çalışanlar “kalpazan” olarak tanımlanabilir ancak.

Deyim yerindeyse memlekette öküz bolluğu var. Bunların ortak noktası, milletin dinine, imanına, tarihine, kültürüne düşman olmaları. Hem “Müslümanlığı” elden bırakmıyorlar hem de “eleştiri” adı altında İslamofobik odakların medya organlarından Müslümanlara küfrediyorlar. Satılmışlığın sonu olmadığı gibi, gündemde kalabilmek için her haltı yeme hastalığının ilacı da henüz bulunabilmiş değil. Herkesten önce davranıp Ramazan’ın ilk gününde “Oruç ibadet değildir” bombasını patlatan öküz böyle bir öküz mesela. Hazır eli değmişken şu Ramazan’ı kış aylarından birine sabitleme işini de bir hallediverse, çok bunaltıcı oluyor böyle yaz aylarında 16-17 saat oruç falan.

Öküzlük parayla değil, çünkü öküz olabilmek için herhangi bir ücret ödemek gerekmiyor. Ancak aynı zamanda öküzlük parayla da, çünkü parayı basan böylelerini kendi namına öküz gibi böğürtebiliyor.

İslam Ekonomisi’nde “Bir insanın nasıl düşündüğünü öğrenmek için önce onun nereden finanse edildiğine bakmak gerek. Zira maddî olarak beslendiği yerden fikrî olarak da beslenmektedir.” diyor Ali Şeriati, cin gibi adam. Haliyle öküzlerin nereden yemlendiklerine bakmak lazım. Bunların kültür merkezlerini, vakıflarını, derneklerini, yayınevlerini kim finanse eder, böylelerine kim kamuoyu platformu sağlar, kitaplarını, dergilerini basıp yayınlamaları için bunlara kim para verir, bütün bunlar tespit edildiğinde, öküzlerin ne için ve kimin namına böğürdükleri anında ortaya çıkar.

Modern kafalı öküzlerin tarihi sövgü malzemesi olarak Müslümanların aleyhine kullanma girişimleri de kelimenin tam anlamıyla bir pespayelik numunesi. Saldırdıkları insanlar ya fetih yapmış, ya fetihlerin ve fatihlerin arkasındaki manevî atmosferi oluşturmuş, ya da verdikleri köşe taşı mahiyetindeki eserlerle İslam düşünce tarihindeki yerlerini almış ve İslam medeniyetini meydana getiren birikimin altına imza atmış olan şahsiyetler. Geceyi bilgisayar başında, sosyal medyada “tweet” atarak geçiren, öğlene kadar yatan, boyuna yiyen camışların onları anlamaları elbette beklenemez.

Kapağı başka “mahalleye” atınca bir de Müslüman düşmanı olmuşlar ki, sormayın gitsin. Fahişelere, ibnelere, gâvurlara sonsuz ihtiram ve övgüde bulunurken, Müslümanlara devamlı surette sövüyorlar. Sanki dünyanın anasını Müslümanlar bellemiş. Modern dünyayı biz var ettik ya, ondan demek ki.

Müslüman Doğu’nun İrfan Mektebi’nden nasibini almamış öküzlerin içli dışlı olacakları yegâne yer, Batı kültür ve uygarlık havzasıdır. Yunan aklı, Roma nizamı, Hıristiyan ahlakı, onların idraki bu kadarına yetiyor. Gerçi sekülerleşmeyle birlikte yeryüzünde Hıristiyanlık diye bir şey kalmadı, o da ayrı bir mesele. Müslüman olmayı zul addeden bizim modern kafalı camışlar en azından insanîlik vasfı ağır basan Doğu Hıristiyanlığına intisap etselerdi ona da “eyvallah” diyebilirdik.

Şimdi aynı teraneleri Kurban Bayramı’nda da dinleyeceğiz. Modern kafalı öküzler İslamofobik odakların yayın organlarında bir araya toplanıp “Kurban kesmek gerekmez” diyerek bin bir türlü ipe sapa gelmez “yorumla” ortalığı velveleye verecek, kurban ibadeti üzerinden Müslümanlara sövüp sayacaklar.

Birilerinin hoşuna gitmese de biz bu coğrafyanın insanlarıyız. Eğrisiyle doğrusuyla kendimize ait bir tarihimiz ve kültürümüz var. Kimimiz taşralıyız kimimiz büyük şehirli. Muhafazakâr ailelerden geliyoruz çoğunlukla. İşçi sınıfının, küçük esnafın, memur kesiminin çocuklarıyız ağırlıklı olarak. Dinimiz de vardır bizim; Müslüman olarak tanımlıyoruz kendimizi, Sünnîlerimiz, Şiîlerimiz, Alevîlerimiz var. Bundan başka Yahudilerimiz, Hıristiyanlarımız… Sövgüleriniz bir kulağımızdan girer, öbür kulağımızdan çıkar, mukabele bi’l-misl hakkımız ise her daim saklıdır.

“Bir kere alıştıktan sonra hiçbir şey zor değildir” demiş Tibetliler, bizimkiler de “Alışmış kudurmuştan beterdir” deyivermişler, bir kez alışmaya görün, bir daha yakanızı kurtaramazsınız öküzlükten. Öküzlük demişken, öküzlere, camışlara da özür borcumuz oldu, insan müsveddeleriyle onları bir tuttuğumuz için.

Ömer Yılmaz – akilvefikir.org

Reklamlar

One thought on “Öküzlük Parayla mı?!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s