Ali Bal / Din / Emeği Geçen Yazarlar

Ramazan, Kur’an ve İslam Dünyası

Ali-Bal-köşe-4Elbette Kur’an’la hemhal olmayı Ramazan’la sınırlı bir konu olarak düşünmemek gerekir. Kur’an mü’minin ömrü boyunca başucu kitabıdır. Onu sadece akademik bir çalışma kitabı olarak ele almak da doğru değildir. Kur’an, Allah’ın onda beyan ettiğine göre “Âlemler için bir öğüttür.” O, “Hikmetin zirvesidir.” 

Ümmet kan ve ateş içinde yüzerken bir Ramazan’a daha erişmiş bulunuyoruz. Yaşadığımız her dakika, eriştiğimiz her Ramazan vahyin havuzunda yunup arınmak için bir fırsat olarak düşünülmeli. Biz Kur’an’la Ramazan arasındaki bağlantıyı kaybetmedik, belki o bağlantıyı hiç kuramadık, kuramamıştık. Zira mevcut kültüre ve insanların zihnindeki İslam tasavvuruna baktığımızda, Kur’an’la Ramazan arasında var olması gereken kolon kayışlarının olması gereken yerde olmadığını görüyoruz.

Ayette, “Ramazan öyle bir aydır ki, insanlar için bir hidayet, doğrunun ve doğruyu yanlıştan ayırmanın açık belgeleri olan Kur’an o ayda indirildi; sizden her kim o aya erişirse oruç tutsun” (Bakara: 185) buyrulur. Buradan anlıyoruz ki, Ramazan sadece nefis terbiyesinden ibaret olmadığı gibi, fakir fukaraya fitre-sadaka vererek vicdanımızı rahatlatacağımız bir ay da değildir. Bu ayetteki dehşet verici vurguyu anlayabilmek ve hissedebilmek için Haşr Suresi’nin 21. Ayetini hatırlamak gerekir: “Eğer biz bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu Allah korkusundan baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün; işte biz insanlara böylece misal vermekteyiz, umulur ki düşünürler.” Bunu idrak edebilmek için ise, Kur’an’dan, vahiyden yoksunluğun yeryüzünü nasıl bir kan ve ateş deryasına çevirdiğini görmek gerekiyor.

Meseleyi anlayabilmek için Kur’an’ın inişi nüzulü ilgili olarak gelen “O (Kur’an) Aziz ve Rahim olan Rabbin katından indirilmedir” (Yasin: 5), “Hidayet ve rahmet olarak” (Nahl: 64, Lokman: 3 vd.) ayetlerindeki rahmet vurgusuna dikkat edilmelidir. Sure başlarında yer alan “Rahman ve Rahim (olan) Allah” ile “Âlemlere rahmet olarak gönderilen Resul” arasındaki bağlantıya dikkat edilmelidir. Yine “Rahman” ve “Rahim” isim sıfatlarıyla Allah’ın Âdem’i (ve soyunu) yeryüzünde yaratma kararını meleklere izhar ettiğinde meleklerin “Orada bozgunculuk çıkaracak ve kan dökecek birini mi var edeceksin” (Bakara: 30) şeklinde dile getirdikleri kaygı arasındaki bağlantıya dikkat etmek gerekmektedir. Kur’an, yeryüzünün insan için bir cehennem değil cennet olması için yol göstermek üzere (bu minvalde Allah’ın rahmetinin tecellisi) olarak gönderilmiştir. İnsan her ne kadar ahsen-i takvim üzere yaratıldıysa da o, potansiyel olarak esfel-i sâfilîn niteliğini de taşımaktadır. Vahyin rehberliği olmadığı sürece ikincisinin insanı hayvandan daha aşağı bir derekeye düşürmesi söz konusudur. İşte insanın, nefs-i emmarenin elinde hayvandan daha aşağı derekeye inmeyip, insan olma izzetini koruyabilmesinin yolu, vahyi zihninde ve yüreğinde gereği gibi özümseyebilmesine bağlıdır.

Bugün Irak, Suriye, Mısır ve Yemen’de yaşananlar ve ülkemizde 30 yıl boyunca devam eden kirli savaş göz ününe alındığında, bu coğrafyada bu şekilde kan dökülmeye devam ettikçe Kur’an’a “imanımızın” Allah katında ne değer ifade ettiği üzerinde ciddi bir biçimde düşünmemiz gerekir. Her halde Resul’ün “Rabbim, benim kavmim bu Kur’an’ı terk edilmiş olarak bıraktılar” (Furkan: 30) şeklindeki şikâyeti bizi de kapsayacaktır. Bu ümmet, ölülerine okuya okuya Kur’an’ı da onlarla birlikte öldürmüştür. Ölüler kitabı haline getirdiği Kur’an’ı ölülerini gömerken onlarla birlikte kabirlere gömmüştür. Ümmet, Kur’an’ı teşriin kaynağı olmaktan çıkınca onun yerine heva ve hevesin, fitne ve fesadın, zulüm ve tuğyanın, kısacası şeytanın şeriatı kaim olmuştur. Şeytanın şeriatının kaim olduğu bir Ortadoğu ya da İslam Dünyası, dünya sisteminin bir parçası olarak bundan başka bir durumda olamazdı.

Kur’an, ümmete “Yeryüzünde fitne kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar” küfürle savaşmasını emretmiştir (Bakara: 193). Aralarındaki anlam bütünlüğü itibariyle bu ayeti “Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz, iyiliği emreder kötülükten alıkoyarsınız ve Allah’a inanırsınız” (Âl-i İmran: 110) ayeti ile birlikte düşünmek gerekir. Bu nedenle yağma ve istila amacıyla yapılan savaşların Allah yolunda cihat amacıyla yapılan savaşlarla hiçbir ilgisi yoktur. Dolaysıyla bu yolda yapılan savaşlarda ölenler de şehit değildir. Bunun gibi ırkî-kavmî amaçlar için ölenler de şehit değildirler. Mü’minler “Allah’a, resulüne ve sizden olan ulû’l-emre itaat edin” (Nisa: 59) ayeti gereği referansı İslam/vahiy olmayıp, seküler akıl, bilim ve felsefeyi baz alan siyasî hareketlere dâhil olamazlar, bu temel üzerine teşekkül etmiş parti veya örgütlere üye olamazlar, onlara yandaşlık ve taraftarlık edemezler. Referansı İslam/vahiy olmayan anayasalara ve rejimlere tâbi olamazlar. Yönetimlerini kendi rızalarıyla onların eline teslim edemezler. Müslümanlar ülkelerinin küresel güçlerin askerî ve sivil paktlarına üye olmasına da rıza gösteremezler, aksi halde onların arzda işledikleri fesat ve tuğyanın günah ve vebaline ortak olurlar. Bu, şu ayetin gereğidir: “Sakın zulmedenlere meyletmeyin, yoksa size ateş dokunur” (Hud: 113).

Bugün İslam coğrafyasında İslam’ın emrettiği hak, adalet ve barışla hiçbir alakası olmayan, yönetim biçimi şeklen şeriat olsa da gerçekte dünyaya tapıcı, küresel güçlerin taşeronluğunu, işbirlikçiliğini, piyonluğu üstlenmiş siyasî rejimler hükümrandır. Ümmet söz konusu bu rejimleri tasfiye etmek zorundadır. İslam ümmeti öncelikle kendi içinde mazlumların elinden tutan, acıyı ve gözyaşını dindiren bir sistem inşa etmek, bir dünya gücü iken karıncayı dahi incitmekten kaçınan Hz. Süleyman misali yeryüzünde zalimin karşısında, mazlumun yanında yer alan bir model ortaya koymak mecburiyetindedir. “Size ne oluyor ki, ‘Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu kentten çıkar, bize tarafından bir veli ve bir yardımcı gönder’ diyen mustaz’af erkek, kadın ve çocuklar için savaşmıyorsunuz” (Nisa: 75). İslam ümmetini teşkil eden halkların her biri erdemlilik esasına dayalı olmak üzere kendi siyasal sistemlerini inşa etmelidir. Fasıkları, facirleri ve münafıkları işbaşına getirmeyen, mü’minlerin birbirlerini siyaseten, hukuken, kısacası hayatın bütün alanlarında veli edindiği (bkz. Âl-i İmran: 3) bir devlet anlayışı yerleşik kılınmalı, bu müşterek temel üzerinden İslam Paktı’na geçilmelidir. Bu ilk bakışta ütopik bir yaklaşım olarak görülebilir, ancak verdiğimiz ayetlerin ortaya koyduğu perspektif budur. Allah, Kitab’ında yolu bu şekilde gösteriyorsa, mü’minlerin zor olan değil, aksine kolay olan yolun bu olduğuna iman etmeleri gerekir.

İşte Ramazan bu şuurla idrak edildiğinde Allah nezdinde kabule mazhar olabilir, gerisi boş bir oyalanma ve aldanıştan başka bir şey değildir. Allah bizi bu gerçekler üzerinde düşündürmek için Kur’an’ın indiği Ramazan ayını bir tefekkür ayı, orucu da bir itikaf gibi idrak etmemizi istemektedir. Anlamını bilmeksizin bir ay boyunca indirilen hatimler geçici olarak vicdanları rahatlatmaktan başka bir anlam ifade etmemektedir. Elbette Kur’an’la hemhal olmayı Ramazan’la sınırlı bir konu olarak düşünmemek gerekir. Kur’an mü’minin ömrü boyunca başucu kitabıdır. Onu sadece akademik bir çalışma kitabı olarak ele almak da doğru değildir. Kur’an, Allah’ın onda beyan ettiğine göre “Âlemler için bir öğüttür” (Sad: 87). O, “Hikmetin zirvesidir” (Kamer: 5). Dolayısıyla Kur’an, bir ders kitabı gibi “okudum, bitirdim” diyerek kenara atabileceğimiz bir kitap değildir. Akif’ten bir dörtlükle bitirelim:

Ya açar Nazm-ı Celil’in bakarız yaprağına

Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına

İnmemiştir Kur’an hele şunu hakkıyla bilin

Ne mezarlıkta okumak ne de fal bakmak için

Layıkıyla idrak edeceğimiz Ramazanlar temennisi ile…

Ali Bal – akilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s