Ömer Yılmaz / Felsefe-Düşünce / Güncel Siyaset / Siyaset / Yazarlar / Yorum-Analiz

Mahalle Kavgası: Temelsiz, Yüzeysel ve Konjonktürel

köşe7-ömeryılmazSistem içi mücadeleye, mevcut iktidar kavgasına dâhil olmak, iktidarın ya da onun ikiz kardeşi muhalefetin değirmenine su taşımak şöyle dursun politikanın veya politik-ideolojik çatışma ortamının düşünceyi öldürmesine izin vermemeliyiz. Aksi takdirde elimizdeki son kaleyi de kaybetmiş oluruz.

Uzun süredir politikanın düşünceyi devre dışı bıraktığı, diğer bir ifadeyle öldürdüğü bir dönem yaşıyoruz. İktidar mücadelesi ekseninde şekillenen gündem zihinleri esir almış bulunuyor. Felsefî derinlikten söz etmek neredeyse imkânsız. Hemen herkes mevcut tartışmanın taraflarından biri olarak diğerlerini “hain” ve “düşman” olarak nitelendiriyor. İnsanın kendisini var edebilmesinin, “Ben de varım” diyebilmesinin en kestirme, haliyle en zahmetsiz yolu bu çünkü. Özellikle de “sosyal medya” adlı deli sığınağının insanı zaman ve mekânla kayıtlı olmaksızın her hal ve şartta “görünür” kıldığı modern zamanlarda.

Yaygın anlayışa göre politik-ideolojik mücadelede taraf olmayan, mevcut sistem partilerinden herhangi birinin taraftarı olarak kavgaya katılmayan, gündemin dışında kalan bertaraf oluyor. Kısacası temelden yanlış bir tartışmanın tarafı olmak zorundasınız, çünkü çoğunluğun gözünde verili olan her şey demek.

Oysa mesele temelde bir varlık, insan, ahlak, düşünce, yaşam, tarih ve toplum felsefesi meselesi. Dünden bugüne ortaya çıkan her bir sorunun temelinde düşünce ve bakış açısındaki yamukluk yatıyor. Yanlış düşünceler üzerinde şekillenmiş bir dünyada yaşıyoruz çünkü. Bu nedenle mevcut tartışma temelsiz, yüzeysel ve tamamen konjonktürel. Üstelik söz konusu tartışma entelektüel bir tartışma da değil, basbayağı bir mahalle kavgası. Karşılıklı hakaretler, karalama kampanyaları, bel altı vuruşlar, bugüne kadar gördüğümüz bu, bundan sonra da görüp göreceğimiz bundan ibaret.

Entelektüel demişken, kastım kendi kendilerini kahramanlaştıran, halkı “eğitmek” ve zihinlere hükmetmek isteyen, -ister hükümet yanlısı ister muhalif olsun- iktidardan daha fazla pay alma amacındaki bilgi-düşünce sahipleri değil elbette. Hakikat arayışı içinde olan; beğenilmek, birileri tarafından kabul görmek veya el üstünde tutulmak amacıyla yazıp konuşmayan, şahsî çıkar peşinde koşmayan, sistem içi iktidar mücadelesinde kendilerini kullandırmayan, şu gitsin bu gelsin diye bir dert taşımayan, haliyle iktidarla ve iktidara muhalif olmak adına ondan bin beter bir zihniyetle aynı çizgide yer almaktan kaçınan, bağımsız, özgür düşünceyi ön plana çıkaran, ileri görüşlü, derin düşünce sahibi kimselerden söz ediyorum.

Yaşadığımız ülkede bu tür insanların sayısı yok denecek kadar az olduğundan, bir diğer ifadeyle hemen herkes iktidar koltuğuna odaklı hareket ettiği için, bu mücadelede kazanan kim olursa olsun sonuçta günü kurtaracak sadece. Sonra aynı sorunlar, aynı kavga, aynı tartışma bir başka zamanda, bir başka şekilde yeniden karşımıza çıkacak ve bu kısır döngü aynı şekilde sürüp gidecek. Bu yüzden her ne kadar “Bitaraf olan bertaraf olur” denilse de, aslında kavganın-tartışmanın tarafları dipsiz bir kuyuda helak oluyorlar.

Söz konusu mücadelede karşılıklı kullanılan yol ve yöntemler her zamanki gibi aynı: Yalan, iftira ve kara propaganda! Tarafları iki kısımda ele alabiliriz. Bunlardan bir kısmı politik arenada -partiler-cemaatler bazında- örgütlü bir biçimde doğrudan çatışıyorlar. Artı yazılı ve görsel medyada iktidarın ya da muhalefetin tetikçiliğini yapanlar var. Taraflar kendi varlıklarını mevcut kavganın sonucuna bağlı gördükleri için bunların tartışmaları kuralsız ve son derece sert. İkinci kısım ise konjonktür itibariyle kendilerini bu tartışma üzerinden var etmeye çalışan, artı iktidarın iktidar koltuğunda oturmaya devam etmesini ya da muhalefetin onun yerini almasını kendileri açısından faydalı gören kimselerden ibaret.

Elbette gelişmelere kayıtsız kalmak, olup biteni görmezden gelmek çözüm değil. Meselenin felsefî temeline inmek kaydıyla vakıanın kendisini anlamaya, reel planda analiz etmeye, bunun yanı sıra verili olanın dışına çıkarak dikkatleri bir başka dünyanın mümkün olduğu gerçeğine çekmemiz gerek. Bu çizgide hareket etmek konjonktür itibariyle pek faydalı bulunmayabilir fakat bu en azından kendi düşünce ve pratiklerimizin selameti açısından önemli.

Sistem içi mücadeleye, mevcut iktidar kavgasına dâhil olmak, iktidarın ya da onun ikiz kardeşi muhalefetin değirmenine su taşımak şöyle dursun politikanın veya politik-ideolojik çatışma ortamının düşünceyi öldürmesine izin vermemeliyiz. Aksi takdirde elimizdeki son kaleyi de kaybetmiş oluruz.

Ömer Yılmaz – akilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s