Din / Güncel Siyaset / Mevlüt Hönül / Siyaset / Yazarlar

Allah’ın Hükmüne Meydan Okuyanlar

köşe15-mevlüthönülAllah’ın açık ve kat’i hükümlerine rağmen bir grup şarlatan mevcut düzende din ticaretiyle meşgul olabilmekte, bir diğer ihanet odağı ırkçılık propagandası yapabilmekte, bir başka güruh ise alenen dine küfredebilmektedir… Zira sonuçta “demokrasi” var bu ülkede!

Seçim sürecinde halkı kutuplaşmaya sevk eden politik anlayışlar meydanlarda, yazılı ve görsel yayın organlarında boy gösteriyor. Bir diğerine laf atmaktan başka “çıkar yol” bulamayan, pisliğe konan sinekler misali kişisel ayıpları ifşa etme yarışına giren politik anlayış, bol alkış ve sloganlar eşliğinde yüceltiliyor.

Allah el-Âlîm’dir, O, gizli-açık her şeyi gördüğü halde kişisel ayıp ve günahların karşılığını hesap gününe saklarken, insan denen varlık gözüyle görmediği, kulağıyla işitmediği birçok hususta yaygara koparıp halk arasında fitne yayıyor.

Hemen her seçim sürecinde A veya B Partisi’nin çatısı altında politik propaganda yapanlar insanları boş vaatlerle aldatıyorlar. Kimi politikacılar Allah’ın ismini kullanarak, kimileri de etnik ayrımcılık üzerine bina edilmiş söylemlerle insanları aldatıp oy toplamaya çalışıyorlar,  ekonomik vaatlerle oy “satın almaya” çalışanlar ise bir diğer grubu teşkil ediyorlar. Şu bir gerçek ki, neticede zulmün iktidarı mazlumların omuzlarında yükseliyor.

Yoksulluk sınırının altında yaşayan insanların çoğunlukta olduğu bir ülkede “refahı ve huzuru elde etmek” adına sandığa koşanlar, kendi keselerini doldurma gayretinde olanlar, makam-mevki putunun peşinden koşturanlar, Allah’ın haram kıldığını helal sayan, “demokrasi” adı ile meşhur kula kulluk düzenine hizmet ediyorlar.

Zulme uğramış olmak cehalete mazeret teşkil etmez; açıkça Allah’ın hükmüne mugayir hüküm ihdas eden ideolojilere çanak tutmak, kula kullukta beis görmemek demektir. “Zulümle birlikte zafer olmaz, açgözlülükle birlikte sağlık olmaz, kibirle birlikte övgü olmaz, hilekârlıkla birlikte arkadaşlık olmaz, edepsizlikle birlikte şeref olmaz, kibirle birlikte sevgi olmaz, cehaletle birlikte adalet olmaz, hasetle birlikte gönül huzuru olmaz, intikamla birlikte yücelik olmaz ve danışmayı terk etmekle birlikte doğru olmaz!” (Mübeşşir İbn-i Fatik, Muhtâru’l-Hikem)

Allah Resul’ünün (s.a.v.), Amr b. Hişam’ı “Ebu Cehil/Cehaletin babası” olarak adlandırması, onun bilgi konusunda eksik veya yetersiz olmasıyla ilgili değildi, Hakikat’i bile isteye reddetmesiyle ilgiliydi. Kur’an, zanna ve hevaya dayanan, olayların hikmet boyutuna bakmayan, sadece sonucuyla alakadar olan, anlık “menfaatlere” odaklanan zihniyete “cahiliye” adını verir. Zanna ve hevaya dayalı cahiliye hükümleri, 14 asır öncesine özgü olmayıp bugün varlığını bâtıl ideolojilerin çatısı altında sürdürüyor. Cahiliye hükümleri üzerine bina edilmiş olan demokratik düzenin İslam’la herhangi bir alakası yok, aksine mevcut düzende Allah’ın hükümleri açıkça yok sayılıyor. Buna rağmen heva ve heveslerinin kurbanı olanlar gayrimüslimlerin hayat tarzını taklit etmekte, onlar tarafından ihdas edilen sosyal, politik, ekonomik düzeni ve ceza hukukunu benimsemekte hiçbir beis görmüyorlar.

Allah’ın va’zettiği, hiçbir şüpheye ve yoruma yer bırakmayacak derecede kat’i (muhkem) olan bir hükmü uygulamamak veya bir başkası tarafından va’zedilmiş Allah’ın hükmüne aykırı bir başka hükmü tercih etmek küfür, zulüm ve fasıklıktır (Maide: 44-45, 47). Kur’an sorar: “Onlar hâlâ cahiliye hükmünü mü arıyorlar? Kesin bilgiyle inanan bir topluluk için hükmü Allah’tan daha güzel olan kimdir?” (Maide: 50). Ayetlerin hükmü genel olup geçmiş vahiylerin takipçileri üzerinden “Ey Ümmet-i Muhammed, Yahudileşmeyin, Hıristiyanlaşmayın, azgınlaşmayın, aranızda hüküm verirken, ilahî vahye dayanarak, Allah’ın hükmüyle hüküm verin” mesajı verilmektedir.

Bir başka ayette ise şöyle denmektedir: “Allah, size emanet edilen şeyleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hüküm verecek olursanız adaletle hüküm vermenizi emrediyor; Allah size ne de güzel öğüt veriyor, zira Allah, akıl sır ermez bir biçimde her şeyi işiten, her şeyi görendir” (Nisa: 58). Müslümanlar bu ayetin hükmü gereği sosyal, siyasî, ekonomik, hukukî, askerî tüm alanlarda işleri ehline vermek ve insanlar arasında Allah’ın emrettiği şekilde adaletle hüküm vermek zorundalar.

Buna karşın ideolojiler heva ve hevese dayalı yasalarla Allah’ın hükmünü devre dışı bırakmaktadır. Allah adaleti emrederken hayatın hemen her alanında adaletsizlik hüküm sürmektedir. Örneğin parası ve gücü olan kimseler suç işlediklerinde cezasız bırakılmakta, baklava veya simit çalan fakir cezalandırılmakta, halkın malını yiyenler serbestçe ortalıkta dolaşmaktadır. Adaletsizlik iş hayatında eleman alımına kadar sirayet etmiş durumdadır. Milyar dolar kazanan patron işçisini asgarî ücret ile çalıştırabilmektedir. Allah’ın açık ve kat’i hükümlerine rağmen bir grup şarlatan mevcut düzende din ticaretiyle meşgul olabilmekte, bir diğer ihanet odağı ırkçılık propagandası yapabilmekte, bir başka güruh ise alenen dine küfredebilmektedir… Zira sonuçta “demokrasi” var bu ülkede!

Kısaca özetlersek, Allah’ın hükmünü hiçe sayan, cahiliye hükmü altında yaşamakta sakınca görmeyen, beşerî ideolojileri ayakta tutmak için çalışan, mevcut sistemi destekleyen tüm kesimler meseleye ilişkin ayetlerin kapsamına girmektedir. Yalnızca Allah’ın önünde eğilmesi gereken başların kendi önlerinde eğilmesinden memnuniyet duyanlar, kula kulluk düzenini meşru saymakta, Allah’ın hükmüne meydan okumaktadırlar.

Mevlüt Hönül – akilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s