Felsefe-Düşünce / Haki Demir / Kentleşme Üzerine / İktibaslar

Şehir ve Hayat

sehir-ve-hayat-1Hayat, akamayacak kadar istibdada, dağılacak (çözülecek) kadar hürriyete maruz kaldığında, binaları, caddeleri, sokakları, mahalleleri, çarşıları olsa da şehir yoktur. Şehir, hayatı dağıtmayacak kadar zapt altına alır, istibdatla boğmayacak kadar hürriyet verir. İşte bunun adı nizamdır, nizamın diğer adı ise şehir…

Hayat, varolmak, varlığını devam ettirmek, deveranını gerçekleştirmek için bir mekana ihtiyaç duyar. Yeryüzünün her tarafı, geniş manasıyla mekandır, hayat yeryüzünün aşağı yukarı büyük bir kesiminde mümkündür. İnsan, yeryüzüne doğduğu için mekan ihtiyacını karşılanmış halde bulur. Bu aldatıcı bir durumdur, hazır bulunan imkanın kıymeti bilinmediği için, insanlık uzun zaman boyunca mekana, çadır kurmak için ihtiyaç duymuştur.

Çadır kurmak, hayat ile mekan arasındaki irtibat ve münasebeti asgari seviyede tutmaktır. Mekan olmaksızın hayat olmayacağına göre, mekanlaşmayan hayat, bulunduğu mahalde misafirdir. Misafir hayat, derinleşemez, kökleşemez, kendine ait bir mizaç sahibi olabilir ama asla başka kültür havzalarına tesir edemez.

Hayat birçok şekilde yaşanabilir. “Yaşanmaya değer hayat” ise ancak şehirde bulunur. Meselenin düğümlendiği noktalardan birisi burasıdır, hayatı yaşamak ile yaşanmaya değer hayatı inşa etmek arasındaki insan, yaşanmaya değer hayatı tercih ettiğinde iki şeye ihtiyaç duyar; fikir ve mekan… Hayat, fikir ile mekan arasındaki cevelanın, deveranın, hareketin adıdır. Fikrin hayatı (yaşanmaya değer hayat) inşa edilmek istendiğinde, ilk ihtiyaç mekandır, mekan olmadan fikir işe yaramaz.

Hayatı serazat yaşamak ile nizami bir çerçevede yaşamak arasındaki fark, hayvani hayat ile medeni hayat arasındaki fark gibidir. Şehir, tabiatta yaşanabilecek serazat hayata karşı medeni bir hayat yaşamanın munzam altyapısıdır.

Hürriyet en girift ve çetrefilli meselelerin başında gelir. Hürriyeti girift hale getiren, mefhum-u muhalifi olan nizamdır. Hürriyet, nizamdan azade halde bulunmaz, nizamsız hürriyet hayvanlara mahsustur. Mesele, hürriyet ile nizamın harikulade ahengini, fevkalade tertibini, muhteşem terkibini bulmaktır. Şehir, hürriyet ile nizamı, birbirinin muhalifi, birbirinin zıddı, birbirinin düşmanı olmaktan çıkaran harikulade mekanın adıdır. Şehir, hürriyet ile nizamı imtizaç ettirdiği içindir ki hayat alanıdır.

Şehir kurmak, fikrin hayatını inşa etmektir. Şehirsiz hayat, ferdin hayatıdır, ferdi hayattır. Şehir, cemiyetin hayatıdır, içtimai hayattır. İçtimai bünye oluşmaksızın hayat meydana gelmez. Yaşanan şeye hayat denmez.

Hürriyet ferde aittir, nizam ise cemiyete… Ferd ile cemiyet arasındaki muvazene, aynı zamanda hürriyet ile nizam arasındaki ahenktir. Şehir, ferdi alanlarla içtimai alanları, ferd ile cemiyet ve hürriyet ile nizam arasındaki terkip kıvamına göre tespit eder. Şehir yoksa ferd ile cemiyet arasında muvazenenin mekan çerçevesi (ve altyapısı) yoktur, şehir yoksa hürriyetin de nizamın da tarifi yoktur. Şehir yoksa insan tabiat tarafından kuşatılır, tabiata karşı hürriyet ihtiyacı ortaya çıkar. Tabiata nizam vermek kabil değildir, tabiata karşı hürriyeti muhafaza kabil değildir, tabiata karşı mücadele kabil değildir. Şehir, aynı zamanda tabiata karşı kazanılan hürriyettir, tabiata karşı hürriyetin muhafaza mevziidir. Hayat, şehir kurarak tabiata karşı mücadelesini nispeten kazanmış olur, tabiata karşı ciddi bir hürriyet elde etmiş olur. Şehir, tabii olan ile makul olan arasındaki muvazenedir, makul olanın tabii olana karşı bir pay elde etmesidir. Şehir, tabii olan ile suni olan (inşa edilen, makul olan) arasındaki perdedir, ikisini birbirinden ayıran hayat çerçevesidir.

Hayat ancak şehirde teşkilatlanabilir, ancak şehirde teşkilatlılık haline sahip olabilir. Hayat, şehirsiz fikre uzanamaz, fikir şehirde zuhur eder, şehirde intişar eder, şehirde inkişaf eder. Hayat, bir taraftan aklıyla (beyniyle, kalbiyle) fikre bağlıdır diğer taraftan gövdesiyle şehre… Şehirsiz fikrin şahsiyeti inşa edilebilir ama hayatı inşa edilemez, şahsiyet ise inşa edilse bile test edilemez.

Hayat harekettir, akıştır, istikamettir, deverandır. Şehir, hayatın deveran merkezidir, cevelan ahengidir, hareket ritmidir. Şehir, hayatın, kaynaklarının çağıldadığı, mecralarının aktığı, havzalarının biriktirdiği bir fikir çerçevesi ve mekan tertibidir.

Hayat, akamayacak kadar istibdada, dağılacak (çözülecek) kadar hürriyete maruz kaldığında, binaları, caddeleri, sokakları, mahalleleri, çarşıları olsa da şehir yoktur. Şehir, hayatı dağıtmayacak kadar zapt altına alır, istibdatla boğmayacak kadar hürriyet verir. İşte bunun adı nizamdır, nizamın diğer adı ise şehir…

Şehirde hürriyet, kanalizasyonun yer altına alınmasıyla kazanılır, kanalizasyondan akan, suçtur, günahtır, ayıptır… Şehir, kerih olan hiçbir şeyin yeryüzüne çıkmasına, tezahür etmesine, hayat alanı edinmesine müsaade etmediği için fikrin maddedeki tecellisidir. Suç ve günah yeryüzüne çıktığı andan itibaren, tüm binaları mermerden olsa, tarihin en güzel ve yakışıklı insanları yaşasa, ele geçmez bir refah bulunsa, orası şehir değildir. Şehir, asaletin tecelli ve ahlakın tezahür ettiği, adaletin tevzi ve edebin izhar edildiği mekanın adıdır. Bunlar yoksa şaşalı binaların olması, şehrin varlığına alamet değildir, çünkü tuvalet de mermerden yapılabilir, asıl olan ihtiva ve izhar ettiği manadır.

Haki Demir – fikirteknesi.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s