Din / Mevlüt Hönül / Yazarlar / Yaşam

Din Pazarında Tesbihat

köşe15-mevlüthönülTüm noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’ın isim ve sıfatları -kasıtlı ya da kasıtsız- artık modern uygarlığa ve gelişmiş teknolojiye atfedilirken, O’nu hakkı ile tesbih eden nesiller tarihin tozlu sayfalarındaki yerlerini çoktan almış bulunuyorlar. 

“Tesbih” kavramı “takdis, tenzih, dışında tutma/Allah’ı bütün eksik sıfatlardan arı bilmek, O’nu teşbihten (benzetme) uzak durmak” anlamlarını muhtevi.

Allâme Zemahşeri ismin tesbihini şöyle açıklar: “Yüce Allah’ın ismini tesbih etmek demek, Allah hakkında doğru olmayan sıfatları O`na yakıştırmak ve Allah’ı bir şeye benzetmek gibi, O’nun isimlerini inkâr etmeye götüren manalardan onu uzak tutmak, o ismi hafife almaktan ve huşu ve saygı dışında bir maksatla anmaktan korunmaktır.”

Günümüzde “tesbih” kavramı namazlardan sonra “Subhanallah, el-hamdulillah, Allahu ekber” gibi sözlü tesbihatın belli sayılarda tekrar edilmesinden ibaret görülmekte, böylece kavramın anlamı daraltılmaktadır. Kur’an-ı Kerim, O’nun katında olanların gece-gündüz, her an/ara vermeksizin Allah’ı tesbih ettiklerini bildirir (Enbiya: 20). Bu bağlamda tesbih, istikamet üzere Allah’ı hamd ile yüceltmektir.

Bunun yanı sıra “tesbih” kavramı, Kur’an’da insanlardan ziyade daha çok dış mevcudatın faaliyetleri olarak ifade edilmektedir: “Göklerde ve yerde olan her şey Allah’ı tesbih etmektedir.” (Hadid: 1)

Yerde, göklerde ve bunların arasında var olan her şeyin, örneğin bitkilerin, ağaçların, hayvanların Allah’ı tesbih etmeleri, Sünnetullah’a/fıtratlarına yerleştirilen Kanun-u İlahî’ye uygun hareket etmeleri, varlık âlemindeki işlevlerini eksiksiz yerine getirmeleridir. Cüz’i iradeye sahip olmayan dış mevcudat, kendi fıtratına uygun şekilde, en ufak bir aksama göstermeksizin ilahî emre amade hareket eder. Allah Kelâmı, mevcudatın tesbih edişini tam olarak idrak edemeyeceğimizi, kavrayamayacağımızı beyan eder (İsra: 44).

İnsan Sünnetullah’a aykırı hareket edebilir ki, hâl-i hazırdaki tablo bunun en bariz örneğidir. Tarihin başlangıcından bugüne dek insanoğlu daima aykırı tutum ve davranışlar içerisinde olmuş, fesat çıkarmıştır. Buna karşın bir kayanın, ağacın, rüzgârın veya suyun, denizlerin, dağların, kuşların vs. Allah’ın sünnetine aykırı davrandığına hiç kimse şahitlik etmemiştir.

İnsanın Allah’ı tesbih etmesi, hayat içerisinde ortaya koyduğu tutum ve davranışlarla ilgilidir. Allah’ı hamd ile tesbih etmek, öncelikle her şeye gücü yeten, yarattıklarına benzemeyen, bir tek ilah olduğunu kabul ve ikrarı gerekli kılar. Bu kabul ve ikrara rağmen birtakım aracılar edinmek, bu aracıları O’nun tasarrufuna ortak kılmak en büyük zulümdür (şirk).

Dolayısıyla insanın Allah’ı tesbih etmesi, O’na gereği gibi iman ettikten sonra O’nun belirlediği yoldan sapmaması, yaradılış gayesine uygun hareket etmesi, Sünnetullah’ın işleyişine, ahengine uyması, Allah’tan gayri veliler, kurtarıcılar edinmemesi, O’ndan istenmesi gerekeni başkasından istememesi, kan dökmemesi, fitne ve fesattan uzak durması, zulüm içeren her türlü tutum ve davranıştan teberi etmesidir.

Allah’ın bahşettiği akıl nimetini hidayet, istikamet, adalet üzere kullanmayanların, günün belirli vakitlerinde birtakım kelimeleri, belli sayılarda tekrar etmeleri hakiki manada tesbihat değildir. Bu, işin sadece bir yönünü teşkil eder ki, tutum ve davranışlara yansıdığı ölçüde anlam ve değer ifade eder.

Kur’an, kuşların, dağların (Sad: 18-19, Enbiya: 79, Nur: 41), gök gürültüsünün (Ra’d: 13), meleklerin (Zümer: 75, Bakara: 30) ve tüm mahlûkatın Allah’ı tesbih ettiğini belirtir (İsra: 44, Haşr: 1, 24, Saff: 1, Cuma: 1, Teğabun: 1). Şu halde kâinatta var olan her şey, Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellisi, O’nun ilim, kudret ve yüceliğinin birer yansımasıdır.

İslamî kavramları sermaye yapıp, maddî kazanç kapısı haline getiren kapitalist anlayış, ibadetleri “kolaylaştırmak” adına birtakım uyduruk araç gereçleri piyasaya sunmayı ihmal etmedi. Zikir-matik, hatim-matik, pusulalı seccade, zekât-matik, tek parça namaz elbisesi, mesh çoraplar, besmele çeken, “el-hamdulillah” diyen bardaklar vs. hayatın bütününü kapsayan ve doğrudan tutum ve davranışlarla ilgili olan ibadet kavramını tahrif etmekte, Müslümanlar da bu ürünlerin alıcısı olmaktadır.

Dil ile ikrar, kalp ile tasdik, amel ile hayata hâkim kılma anlayışı dijital dünyanın “imkânları” sayesinde yerini uçuk kaçık bir tesbih anlayışına bıraktı. Sürekli tekrarlanan kelimelerin hayat içinde karşılığı bulunmamakta, aksine hayat içinde sergilenen tutum ve davranışlar, sürekli tekrarlanan kelimelerin ifade ettiği asıl anlam ile çelişmektedir. “Subhanallah” derken sözün özünü anlayamamak, “el-hamdulillah” derken sermaye sahiplerine kölelik etmek, “Allahu ekber” derken Allah’tan çok beşerden korkmak tesbih olmasa gerek.

Telefona gelen bir mesajı -örneğin- on kişiye gönderdiği takdirde sıkıntılarından kurtulabileceğine, borçlarını ödeyebileceğine inanan zihin, dinî hisleri istismar edenlerin ağına düşmüştür. Artık salâvat kampanyalarına katılabilmek için dijital salâvat aracı edinmek gerekmektedir. Sermaye bunu başarmış, nalın-i şerif kolyelerin, özel muhafazalı Cevşenlerin, hatim setlerinin satıldığı yeni bir pazar oluşturmuştur. Din pazarında rekabet bütün hızıyla devam etmektedir.

“Allah’tan başka güç-kuvvet yoktur” düsturu sahte koruma kalkanlarına kurban edilmiş bulunmaktadır. Nasıl kâr edeceğini iyi bilen sermaye, sonunda dine de el atmış, kazancını katlamak için zaten istismar edilmekte olan dini iyice rayından çıkarmıştır. Kabir azabından koruyucu kefen imal edip piyasaya süren “akıl” -her ne kadar bundan haberinin olmadığını beyan etse de- kapitalist sömürü çarkının dişlisidir.

Vahyin sindire sindire okunup anlaşılmasını, tefekkürü, hamdı, Allah’a yönelme duygusunu kapitalizme kurban eden anlayış, Kur’an’ı hayat kitabı olmaktan çıkarıp dijital dünyaya hapsetmiştir. Artık mukabeleyi dahi dijital ortamda yapan “dijital Müslümanların” mevcudiyeti söz konusudur. Kütüphaneler yerine sanal ortamlara bırakmıştır, cevaplar kitaplarda değil Google’da aranmaktadır. Kapitalist çalışma koşulları altında namazlar devamlı birleştirilmekte, sosyal medyada yapılan paylaşımlar ve beğeniler “sevap vesilesi” sayılmaktadır. Kısacası kapitalizm kazanmakta, Müslümanlar kaybetmektedir.

Tüm noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’ın isim ve sıfatları -kasıtlı ya da kasıtsız- artık modern uygarlığa ve gelişmiş teknolojiye atfedilirken, O’nu hakkı ile tesbih eden nesiller tarihin tozlu sayfalarındaki yerlerini çoktan almış bulunuyorlar.

Hulâsa, modern dünya bizi din pazarında tesbihata çağırmaktadır; pazarda asıl olan kârdır, gerisi sadece teferruat…

Mevlüt Hönül – akilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s