Açık Görüş / Altay Ünaltay / Din / Felsefe-Düşünce

Mehdi Umudumuz ve Güvencemizdir

mehdinin-gelişiSorun bir Mesih ya da Mehdi’ye inanmaktan çok onunla birlikte kabul edilen tarih görüşündedir.

Bir “felsefî” Mehdici olarak şunu söylemem gerek: Sorun bir Mesih ya da Mehdi’ye inanmaktan çok onunla birlikte kabul edilen tarih görüşündedir. Bu sorun 1979 İran Devrimi’nde de ortaya çıkmıştı. Bugün bazı Müslümanların eleştirdikleri türden Mehdicilere göre, tarih sürekli geriye gitmektedir. En hayırlı dönem Asr-ı Saadet’tir. Ondan sonra nesil nesil sürekli geri gidilmiş, neticede bugünün modern karanlığına düşülmüştür. Bu ilahî bir kaderdir ve yapacak bir şey yoktur. Bunu değiştirme yetkisi de tek bir kişiye (Mehdi), o da muvakkat bir süre verilmiştir. Zaten ondan sonra da kıyamet kopacaktır. Yani inanana onu beklemekten ve kendini ve ailesini haramdan korumaktan başka bir şey düşmez.

Tersine, ileri giden bir tarihte mustaz’afların çağlar boyu mücadelesiyle hak cephesini milim milim ilerletip sonunda Mehdi’nin gelişiyle adaletin zirveye ulaşacağına, zulmün son ve kesin yenilgiye uğrayacağına inanılan bir tarih yorumunda “Mehdi” umuttur, mücadelenin boşa olmadığının teminatıdır, hak için mücadeleye azmetmenin ahir zamanda Allah’tan gelen karşılığı ve insana hediyesidir.

Biraz da bu tarih yorumlarının İran Devrimi’nde birbiriyle nasıl çatıştığından bahsetmek gerekir: Humeyni’nin Mehdi bekleyen, gerileyen bir tarih görüşüne saplanmış, pasif bir Şiîliği, Mehdi’nin gelişine hazırlanmaya ve onun taçlandıracağı zafer için bugünden mücadele başlatmaya yönelik aktif bir Şiîliğe ya da pasif intizardan aktif intizara ikna etmesi ile İran Devrimi mümkün oldu. Ondan önce de yıllarca Ali Şeriati aydın ve öğrenciler arasında “intizar”ın pasif ve kıyameti beklemekle eş anlamlı bir hal olmadığını, bilakis aktif, mücadeleci ve “tarihi yapıcı” bir eylem olduğunu anlatmış durmuştu.

İran Devrimi’nde iki anlayış arasındaki çatışma hayli alevlendi. Şiî örgütü Furkan, Humeyni’nin en iyi öğrencisi ve manevî evladı Mutahhari’yi öldürdü. Katiller mahkemede verdikleri ifadede “Siz dünyaya adalet getiriyor, böylece Mehdi’nin gelişini geciktiriyorsunuz, oysa Mehdi zulümlerin zirveye çıktığı zamanda gelecektir; bu yaptığınız ihanettir, onun için Mutahhari’yi öldürdük” dediler. İsterseniz siz bunu “Siz tarihi ileriye, hayra götürüyorsunuz, oysa tarih geriye, şerre gitmeli” şeklinde anlayın. Davaya bakan hâkimler, bu sanıkların basit devrim düşmanları olmadıklarına, samimi Müslümanlar olmakla beraber Mehdilik, intizar ve tarih konusunda “hatalı içtihadın” kurbanı olduklarına hükmettiler. Katiller, devrimin ilk günlerinin o kargaşası ve tutunma gayretlerinin getirdiği sertliğe rağmen idama çarptırılmadı, affedildiler; yalnız konuyu doğru anlamak için “zorunlu eğitime tabi tutulmalarına” hükmedildi.

Şimdi, ister Mehdi(ler)e inanın, ister on(lar)a inanmayın bu konunun kıyamet hakkındaki inanışları da ilgilendirdiğini fark etmişsinizdir. Geleneksel kıyamet algısı (Sünnîlik ve Şiîlikte) aynıdır. Aydınlık günler geride kalmıştır, “bina ve zina artacak”tır. Felaketler arta arta tam bir karanlık dünyanın üzerine çökecek (Mehdi gelsin ya da gelmesin), hatta kıyamet sadece kâfirlerin üstüne kopacak, yeryüzünde Müslüman bile kalmayacaktır.

Tersine, aydınlık bir devrin önümüzde bizi beklediği “tarihte ilerleme” anlayışına dönersek, zulüm adım adım bu dünyadan temizlenecek ve en sonunda Mehdi gelerek tam ve kâmil adaleti getirecektir. Müslüman “tarihin motoru” ya da “kıyametin motoru”dur (bu aşağı yukarı Şeriati’nin “şehid tarihin motorudur” sözüyle aynı şeydir). Yani Müslüman hayır işler, hayır söyler, bu “külli hayr”ı artırarak tarihi ilerletir, kıyamet (ya da inanırsanız Mehdi) bir adım daha yaklaşır. Tersine zalimler şerr işler, şerr söyler, tarih geriler, kıyamet (ve Mehdi) uzaklaşır. Müslüman’ın işi, yaptıkları ve söyledikleriyle (Mehdi ve) kıyametin gelişini çabuklaştırmak, karşısındakilerin yaptığı ise onu uzaklaştırmak, gelişini geciktirmektir.

Mehdi (Allah zuhurunu çabuklaştırsın) umudumuz ve güvencemizdir. Her mücadeleden sonra liderler, önderler, reisler hakkı bırakıp davanın kazanımlarını mal, makam, şöhrete te’vil ettiklerinde “Yahu bu hep böyle mi olacak, hiç o güzel günler gelmeyecek mi” umutsuzluğunun önündeki engeldir, çünkü biliriz ki o hakka, hakikate ihanet etmeyecektir.

Altay Ünaltay – akilvefikir.org

Reklamlar

10 thoughts on “Mehdi Umudumuz ve Güvencemizdir

  1. Toplumların içlerinden çıkan liderlerle tarihi yolculuklarına devam ettiklerini göz önüne alacak olursak ve bunu da salih ve müttakilerle fasık ve facirlerin kesin olarak yollarının ayrılacağı bir mutlu sonla birlikte düşünecek olursak bu anlamda bir mesih/mehdinin beklenmesi ma’kul addedilebilir. Ama yine de dinin asli kaynağı Kur’an gelecek bir mehdi veya mesihten bahsetmez. Fakat bu arz üzerinde ilanihaye iyilerle kötülerin Kur’ani tabirle salihlerle facirlerin aynı dünyada yaşayıp gitmeyeceğini belirtir. Mutlak bir son/saat var. Safdillerin ve ruh körlerinin sandığı gibi dünya sahipsiz çiftlik değil. Mülkün sahibi olan Allah saat geldiğinde sürece son verecek. Ölüler dirilecek. Tarih boyunca gelmiş geçmiş elçilerin tebliğ ve davetlerine olumlu cevap vererek risalet sürecine katılan salihlerle katılmayan facirler “vemtazül yevme eyyühel mücrimun” da ifadesini bulan sünnete tabi olarak kurulacak olan ulu mahkemede yargılanarak birbirlerinden ayrılacaklardır. Umudumuz ve güvencemiz budur.(Benim bildiğim).

    Beğen

  2. sevgili ali bal kardeşim,

    al-i imran suresi 81 ve ahzab suresi 7. ayetleri yanyana koyup bırakalım birbirini tefsir etsinler. acaba nasıl bir sonuç alırız?

    muhabbetle
    altay ünaltay

    Beğen

  3. İyi olur! Etsinler de ben bu iki ayetin mevzu ile bir alakasını kuramadım. Bir ipucu verirseniz ben de tekrar bir bakarım.

    Beğen

  4. İki ayet arasında mehdi ile bir bağ olmadığı gibi 81. ayetde de gelecekten değil gelmiş olandan bahsetmektedir. Yaradılış felsefesinin zerrelerinden olan bizler ve şah damarımıza üflenirken umut ve güvence sahibinide tanımış olmamız lazım!
    Mehdi inancı islam anlayışına tamamen zıt bir durumdur. İslamın felsefesi kamu düzeni açısından hak ve adaleti sağlamaktadır. Gelecek mehdi sağlayacaksa bırakalım islamı bekliyelim Mehmet efendiyi pardon mehdiyi!!!

    Beğen

  5. üzgünüm, yorumları geç gördüm.. meseleyi biraz açalım: al-i imran 81: “Hani, Allah nebilerden, “Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir resul geldiğinde, ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz” diye söz (misak) almış ve, “Bunu kabul ettiniz mi; verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. Onlar, “Kabul ettik” demişlerdi. Allah da, “Öyleyse şahid olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım” demişti.” müfessirler bu ayette geçen “nebileri” hz. ibrahim, hz. musa, hz. isa ve diğer önceki ümmetlerin peygamberleri diye yorumlayıp, bahsedilen gelecek resulün hz. muhammed olduğunu söylemişlerdir.

    ne ki, ahzap 7, bu yoruma gölge düşürür: “Hani biz nebilerden sağlam söz (misak) almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsa’dan da. Evet biz, onlardan sapa sağlam bir söz almıştık.” ayette “senden” diye hitap edilen hz. muhammed’dir. “misak” kelimesi ise al-i imran ayetinde açıklanır. bu durumda hz. muhammed’den sonra da bir “resul” gelecek demektir. peygamberlik bitti ise, bu “resul” ancak gelenekte adı “mehdi resul” olarak geçen kişi olur..

    mehdi beklemek ya da “intizar” ise islam’ın ve imanın emirlerini yerine getirmeye aykırı olmadığı gibi, bilakis teşvik edicidir.. bunu yazıda yeterince açıkladım sanırım. mehdi gelecek mi? ömrümüz yeterse bekleyip göreceğiz. son söz: “De ki: “O halde bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!” YUNUS Suresi 102.

    selamlar..

    Beğen

  6. Bakara Süresi 107. Ayet ise; “Bilmez misin ki, hakikaten göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır, hepsi O’nun dur. Size de Allah’dan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.” ayeti apaçık ortada iken niye bekleyeceğimizin bir izahı yoktur. 15 Temmuz’dan sonra görüldü ki Fetö(v)itler mehdiyi beklerken sümüklerini bile yiyorlar, alçıdan yapılmış ellerine tapınıyorlar… bekleyenlerin vay haline…
    Çünkü; günümüzde Mesih inancına paralel Mehdi’nin gelişiyle adaletin zirveye ulaşacağına, zulmün son ve kesin yenilgiye uğrayacağına inanılan düşüncede “Mehdi” umuttur! mücadelenin boşa olmadığının teminatıdır! hak için mücadeleye azmetmenin ahir zamanda Allah’tan gelen karşılığı ve insana hediyesidir! Diye düşünce akımını destekleyen Müslümanlar bilmelidir ki “Allah’tan gelen karşılığı ve insana hediye” mehdinin kendisi değil, insanların diğer canlılardan ayıran özelliği “akıl”dır.
    İşte; “İyyâke na’budü ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel müstâkim” (Ancak sana kulluk eder ve yanlız senden yardım dileriz) bu yüzdendir Türk’ün müslüman oluşu. Zulme ve zalime karşı savaşır ve sadece Allah’tan bekler. Ahmeti, Mehmeti, Hüseyini, Mehdiyi karıştırmaz.

    Sağlıcakla kalın…

    Beğen

  7. turgay anlaşılan bu konular seninle konuşulmaz.. ciddi değilsin, siyasi polemik yapıyorsun.. şimdi de bizi fetöcü ve akıl düşmanı yaptın.. neyse..

    Beğen

    • Altay, ben kesin bir dille konuşurum ve seni fetöcü yapmadım! Ayrıca bu konular dediğin üst perde makamı mı?.. sende o makamın üyesi misin?.. bilmiyorum… “Mesih gelecek” siyasi polemiğini kimlerin yaptığını biliyoruz… Mehdiyim diyen zatı ve irtibatlı olanlarıda yavaş yavaş tanıyoruz Altay. Akıl düşmanlığına gelince asla onu kastetmedim aksine seni okuyan biri olarak gördüğüm için; Hitit, Asur, Babil Kanunlarını mutlaka bilir! dedim… Bunları biliyorsa kutsal kitaba da nasıl girdiğini, bildiğini düşündüm… Babil Talmudu’nu yazan hahamların Mesih ve Mehdi inancını nasıl insanlara yutturduklarını bildiğini düşündüm… İroni yapıyor diye düşündüm yanılmışım. “Şimdi de bizi” derken! daha evvel de ne olmuş? Altay, gerçekten sen ciddi bir araştırma yapmadan sırf vakit geçirmek için yazıyorsun. Yoksa; 9 Sinagogun içinde olan “ben Mesihim” diyen Sabetay Sevi’nin yaptırmış olduğu Kestanepazarı Camiinin vaazcısı gibi; “Mehdi gelecek” diye inandırdığı ve ben Mehdiyim diye ortaya çıkan Pakrudin Ramiz oğluna irtibatlı ve iltisaklı olduğunu açık ve net yazabilirim. Ayrıca Resulleri tanımayanlar, gelecek için Mehdi bekleyenler olmuyor mu?

      Beğen

  8. Varlığı kuruntuya dayanan mehdi yi daha çoook beklersiniz. Gelen mehdileri de beğendiğiniz de yok zaten. Lay lay loom. Allah akıl fikir versin.

    Beğen

  9. önceki ümmetler gönderilen resulleri tanımadıkları için zemmedildiler. bu da onlardan kalan bir büyüklenme tavrı.. cümlemize akıl fikir gelsin kardeş..

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s