Burak Bir / Medya / Yorum-Analiz / İktibaslar

Medya, Propaganda ve Toplum

medya-toplum-propaganda-1Sermaye ya da iktidar grubunun, medya gücü vasıtasıyla önce nabız ölçerek sonrasındaysa toplumun kodlarıyla oynayarak yeni bir zihniyet oluşturma girişimi, kamuoyu oluşturma ya da gündem belirleme adı altında nitelendirilecek kadar basit bir konu değildir.

Bilgi alma-verme görevi gören bir mekanizma olarak medya son dönemde en çok eleştirilen konuların başında gelmektedir. Özellikle kitle iletişim araçlarının yaygınlaşarak çokuluslu hale gelmesi, sermaye ya da güç odakları tarafından yönlendirilmesi bakımından elverişli bir alan olması ve enformasyon dağılımındaki dengesizlikler medyanın işlevsel sorunsalını daha da tartışılır hale getirmektedir.

Kitle iletişim araçlarıyla ilgili ilk sistemli kuramların yazılarak, bu araçların kullanımıyla ilgili eleştirilerin getirilmesi 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar uzanır. Kısa aralıklarla yaşanan iki dünya savaşı ve ardından dünyayı saran Soğuk Savaş rüzgârı, kitle iletişim araçlarının yeni bir özelliğini de ortaya çıkarmıştır. Enformasyonun dezenforme edilmesi ve toplum üzerinde farklı algılarının oluşturularak yönetilmesi üzerine bina edilen propaganda kavramı, kitle iletişimin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Latince kökenli olan ve ‘yayılması gereken şeyler’ anlamındaki propaganda; psikolojik harp düzleminde bir silah olarak nitelendirilen kitle iletişimin en etkili mermisi olmuştur.

Etki alanı olarak ele alındığında çok önemli bir yer tutan propaganda, uygulama sahasında sistemleştirilmesi sonucu, beyaz, siyah ve gri olmak üzere üç başlık altında incelenmiştir. Malzemesi haberler olan ‘Beyaz Propaganda’ kaynağı belli ve şeffaf olan propaganda türüdür. Açık biçimde yapılır ve doğruluğa önem verdiği için yalan kullanılmaz.

Siyah ya da bilinen adıyla kara propagandanın nüvesiniyse yalan, iftira ve sahte delil oluşturur. Kaynağı daima gizli olan bu türde amaç, herhangi bir konu hakkında mutabık kalınan bir görüşü yıkmaktır.

Gri propaganda türüyse, diğer iki propagandaya nazaran belirsiz ve karışıktır. Zira gri propagandanın temelini çelişki oluşturur. Noksan, kusurlu ve belirsiz bir konunun tam ve yeterli gösterilebileceği gibi, tam tersi de mümkündür. Çünkü bu türün amacı kafalarda soru işaretleri oluşturmaktır.

Yukarıda da görüldüğü gibi farklı yöntemleri olsa dahi propagandada asıl amaç; bilgi, belge ve görüşler yoluyla toplumun düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını etki altında tutmak ve değiştirmektir. Bu tanım altında propagandayı sistemli bir şekilde ilk kez kullanan Walter Lipman ve Edward Bernays isimleri oldukça önemlidir.

ABD Başkanı Wilson, Lipman ve Bernays’ı 1. Dünya Savaşı sırasında Amerika’nın İngiltere yanında savaşa girmesi fikrinin toplumda hâkim olması için kurulan komisyona göndermiştir. Bu çalışmalar sonucunda Amerikan halkında gözle görülür derecede fikri değişimler meydana gelmiştir. Konuyla ilgili olarak Lasswell, ‘1.Dünya Savaşı’nda medyanın propaganda aracı olarak kullanıldığını, medyanın bir şırınga gibi insanları etkileyebileceğini’ söyler. Bu bağlamda da ‘medyanın toplum üzerinde sahip olduğu etkiler’ konusunun ehemmiyeti öne çıkıyor.

Medyanın toplum üzerindeki etkisiyle ilgili birçok düşünürün üzerinde fikir beyan ettiği Gündem Belirleme Modeli, medya-toplum ilişkisini açıklamak adına önemli bir yer tutar. Kitle iletişim araçlarının toplum üzerinde yadsınamaz bir etkiye sahip olduğu varsayımından yola çıkan bu kuram, toplumun neyi düşünmesi gerektiği, hangi konuları önemli olarak algılayacakları gibi konuların belirlenmesi ve medyanın toplum üzerindeki etki eğimini inceler.

Son yüzyılda, Amerika-İspanya Savaşı ya da soğuk savaş dönemindeki ABD-Rusya çekişmesi, medyanın algı yönetimi ve toplum mühendisliği noktasında haiz olduğu önemi-tehlikeyi gözler önüne seriyor. Körfez Savaşı’nda Batı medyasının takındığı tavır, yaşanan olaydan ziyade o olayın hangi objektiften yansıtıldığının etkili olduğu prensibini ortaya koyuyor. Aynı şekilde 11 Eylül sonrasında dünyanın önüne serilen senaryo, ‘terörizmle mücadele’ adı altında başlatılacak ve milyonların ölümüne sebep olacak işgallerin görmezden gelinmesine de neden olmuştu.

CNN’den Amanpour’un Yaser Arafat’la yaptığı meşhur röportajda ortaya çıktığı gibi, dünya nezdinde haklı olmak, elindeki kitle iletişim araçlarının gücüyle ilintili bir durum haline gelmiş durumda. Bu minvalde medyada dil ve ahlak konusu daha çok önem arz ediyor. Sermaye ya da iktidar grubunun, medya gücü vasıtasıyla önce nabız ölçerek sonrasındaysa toplumun kodlarıyla oynayarak yeni bir zihniyet oluşturma girişimi, kamuoyu oluşturma ya da gündem belirleme adı altında nitelendirilecek kadar basit bir konu değildir.

Kamuoyu oluşturma ve gündem belirleme konuları, toplumun farklı olaylar karşısında vereceği tutumu etkileme amacı taşıyarak uzun bir süreç içerisinde gerçekleşir. Yukarıda bahsettiğimiz, toplumun kodlarıyla oynama ve sosyolojik yapıyı değiştirerek oluşturulan zihniyetin müsebbibi yani toplum mühendisliği bahsi ise, farklı etkileme süreçlerine ihtiyaç duymayan bir toplumu meydana getirmektedir.

Toplum artık sürekli olarak kitle iletişim araçları tarafından gönderilen iletiler tarafından uyarılan, düşünme, mukayese ve muhasebe ihtiyacı duymayan bir yığın haline gelmekte. Dolayısıyla da artık, yeni bir olay meydana geldiğinde, algı değişimi noktasında uyarılmaya ihtiyacı olmayacak, mevzu olayla kurduğu ilk etkileşimde istenilen tutumu benimseyecektir.

Kitle iletişim silahlarının türlü propagandalar vasıtasıyla toplumu hedef alması ve bu konuda ciddi başarılar elde etmesi ‘Yanlış nerede?’ sorusunu zaruri kılıyor. Eğer kitle iletişim araçları iddia edildiği gibi toplumsal sorumluluk ekseninde ahlaki bir tutum sergilemek suretiyle bilgilendirme işlevini gerçekleştirse kendine düşen görevi yerine getirmiş olacaktır. Aynı şekilde toplum, medya taassubundan kurtulup, gönderilen iletileri akıl ve ahlak süzgecinden geçirse kendine düşen görevi yerine getirmiş olacaktır.

O halde medya ve toplumun birbirlerine karşı sergileyecekleri davranışlar noktasında ortak özellik olarak ‘ahlak’ göze çarpıyor. Medya adına bilgilendirme işlevi, toplum adınaysa tetkik etme işlevi, ahlaki tutum perspektifi üzerine bina edilirse, medya-toplum ilişkisinin birbirini anlamlandırma süreci daha kolay işleyecektir.

Burak Bir – magrib.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s