Ömer Yılmaz / Yazarlar / Yaşam

Bizim Horoz Entel Neden Çalışmaz?

köşe7-ömeryılmazKendi kendini kahramanlaştıran, halkı eğitmek ve zihinlere hükmetmek isteyen, iktidardan daha fazla pay alma amacındaki yarım “bilgi-düşünce” sahibidir bizim entel.

Âlim, Mütefekkir/Düşünür, Münevver/Aydın, Entelektüel, bu sıfatların hiçbirini kullanmıyorum sözünü ettiğim güruh için. Bu sıfatları haiz kimseler birçok ortak özelliğe sahiptirler. Âlim bir şeyi hakikatiyle bilen, bilgili, uzman/mütehassıs, öğrenim görmüş, Mütefekkir fikreden/düşünen, düşünce üreten, Münevver ise aydın/aydınlanmış kişidir. Aydın her ne kadar ‘Münevver’in karşılığı olarak kullanılıyor olsa da, Münevver, ‘maddî-manevî nurlandırılmış kimse’ demektir, ‘Aydın’ ise Aydınlanma’ya ait bir kavram, başka bir tarihin ve kültürün ürünü. Entelektüel ise geniş bir bilgi birikimine sahip olan ve herhangi bir meseleyle derinlemesine ilgilenen kimsedir, zekâsını ve analitik düşünebilme yeteneğini kullanır.

Sözünü ettiğimiz güruh ne âlim, ne mütefekkir, ne münevver ya da aydın, ne de entelektüel. Bir kere Âlim hiç değil, özgün ve derinlikli düşünce üretmekten bir o kadar uzak olduğu için Mütefekkir de değil, Münevver hiç uymaz, geriye Aydın ve Entelektüel kalıyor. Bu ikisi çoğu zaman yanlış bir biçimde birbirinin eş anlamlısı olarak kullanıldığı için, söz konusu güruhu “yarım-aydın” veya “yarım-entelektüel” anlamında “entel” olarak adlandırmak gerekir. Bir noktanın altını kalın çizgilerle çizmekte yarar var: Biz de gerçek anlamda aydın da yok, entelektüel de; belki bir elin parmakları kadar. Bu nedenle söyleyeceklerimiz genel olarak piyasada “Aydın” ve “Entelektüel” olarak ün yapmış veya ün yapmaya çalışan kimselere yönelik.

Bizim ülkemizde entel, genel olarak hayata, topluma ve kendine yabancılaşmış olan kişidir. Entel sınıfının halkla arasında derin uçurumlar vardır. Entel, bir yandan “üstün insan” edasıyla konuşup yazar, öte yandan sözde tevazu göstermeye çalışıp “halktan biri” olduğunu söyler, ne var ki bilinçaltında daima diğerlerinden üstün bir konuma sahip olduğu düşüncesi yatar. Kendi kendini kahramanlaştıran, halkı eğitmek ve zihinlere hükmetmek isteyen, iktidardan daha fazla pay alma amacındaki yarım “bilgi-düşünce” sahibidir bizim entel.

Yurdum entelinin temel vasıflarından biri aylaklıktır, o, cep-mide-uçkur şeytan üçgeninde kaybolmuştur; eli iş görmez, oturduğu yerden vatan kurtarır, âleme nizam verir, “dâhiyane düşünceler” üreterek -ki aslında çoğunu sağdan soldan aşırmıştır- toplumu “bilinçlendirir”, “aydınlatır”. Çalışmadığı için belli bir yaşam düzeni yoktur, hayatı masa başından, bilgisayar ekranından, boşa çene çaldığı entel sohbet ortamlarından, evine gidip gelmekten, halkı da yanına gelip giden insanlardan ve yolda rastladığı kimselerden ibaret zanneder. İçinde bulunduğu durumun pekâlâ farkındadır, bu yüzden tarihe mal olmuş bazı yazar ve düşünürleri kendi aylaklığına meşruiyet kazandırmak için örnek gösterir.

Bu bakımdan bizim entelin her şeyden önce çalışmaya ihtiyacı vardır, zira çalışmak, insanın hayata, topluma ve kendine karşı yabancılaşmasını önler. Entelce bir iş olarak halkçılık yapmak, çarşıda-pazarda dostlar alış-verişte görsün kabilinden halkın arasına karışmak veya sosyolojik gözlemlerde bulunmak amacıyla köy köy, kasaba kasaba dolaşmak ikiyüzlü bir tutumdur. Bu tür tutum ve davranışlar gerçekte halkı hakir görmektir, enteli yanıltır, onun sahte ve sapıkça bir hazza kapılmasına yol açar.

Eğer “ekmek elden, su gölden” ise, yazdıkları okuduklarını kat kat aşmış olan enteli taklit etmek ve ona benzemek hiç de zor değil; tek tuşla her türlü bilgiye ulaşmanın mümkün olduğu günümüz dünyasında entel olmak sadece bir tercih meselesi.

Bu açıdan bakıldığında, yaptıkları iş, verdikleri hizmet itibariyle çöpçülerin entellerden daha kıymetli oldukları tartıma götürmez, zira entelin varlığı fuzûlî iken, çöpçüler yaptıkları işle hastalıktan kırılmamızı önlemektedirler. Özellikle büyük şehirlerde 15 gün çöp toplanmadığını düşünün, bu takdirde hastalığın türemesi ve yayılması kaçınılmazdır. Buna karşın Hakk’ı, adaleti, emeği, sınıfsız toplumu, özgürlüğü vs. sakız gibi ağzında çiğneyen bizim entel, yabancısı olduğu halka yön vermeye, yol-yordam öğretmeye, onu eğitmeye kalkışır, çünkü ona göre nasıl düşünmemiz ve nasıl hareket etmemiz gerektiğini en iyi o bilmektedir.

Bu şekilde “düşünüp” hareket eden entelimiz sıkı bir moda takipçisidir üstelik. Yeni moda düşünceleri takip eder, yeni duyduğu veya yeni tanıştığı “fikirlerin” üzerine balıklama atlar, varsın yanlış olsun. Modernizm onun putudur, onun uğruna yön vermeye kalktığı halkın tüm değerlerini yok saymış, kendi tarihini ve kültürünü de bir çırpıda gözden çıkarıvermiştir. Tarihe modern zamanların gözüyle baktığı, dolayısıyla tarihi modern zamanların bakış açısıyla değerlendirdiği için onda herhangi doğru veya iyi-yararlı bir yön bulamaz, içinde yaşadığı toplumun kültürüne de öcü muamelesi yapar.

Peki, bizim entel neden çalışmaz? Bakmayın siz şikâyet edip durduğuna, hayatından memnundur bizim entel. Kimi kapitalizmin ve emperyalizmin sadık hizmetkârıdır, kimi gerçekte hiç tanımadığı sınıflara karşı platonik aşk besler, kimi de din-iman ticareti yapar. Ceplerini doldurabilmek ve gündemde kalabilmek için yapmadıkları şarlatanlık kalmayan, eğriye doğru, doğruya eğri diyen kimseler Mütefekkir, Aydın, Entelektüel vs. olmadığı gibi, bizim düşünce dünyamız da cambazların revaçta olduğu çadır sirki değil. Önce elleriniz bir iş görsün, hayatı öğrenin, halkı tanıyın, ondan sonra konuşalım.

Ledric Dumont’un dediği gibi, “Öyle horozlar vardır ki güneş onlar öttükleri için doğuyor sanırlar.” Bizim enteller de öyle işte, hepsi birer horoz, üstelik güneşin onlar öttüğü için doğduğunu sanıyorlar!

Ömer Yılmaz – akilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s