Ali Bal / Din / Emeği Geçen Yazarlar

Kur’an Kıssalarını Anlamada Yöntem

köşe8-alibalKıssalara ilişkin geçmişten tevarüs ettiğimiz menkûlâtı tamamen kaldırıp atmamak ancak aynı zamanda söz konusu menkûlâtı mutlaklaştırmaktan da kaçınmak gerekir.

Âdem Kıssasına Giriş:

Bundan sonraki yazıda Âdem kıssasını işleyeceğimiz için bir giriş mahiyetinde Kur’an kıssalarını anlamada takip edilmesi gereken yöntemi ana hatlarıyla -özet olarak- ortaya koymakta yarar var.

Başta Âdem kıssası olmak üzere -ki nüzûl sırasında da, Mushaf tertibinde de ilk kıssadır- Kur’an’da yer alan kıssalarla ilgili olarak öncelikle alışıla gelen bilgileri yeniden gözden geçirmeye hazır olmalıyız. Elbette bizler de yanılgıdan korunmuş, hatadan ma’sun insanlar değiliz. Bununla birlikte düşünüyoruz ve önce iman edip sonra hakkında bilgi sahibi olduğumuz bir Kitab’ı anlama çabası içindeyiz. Bu noktaya dikkat ederek kendimizi sağlam bir terazide tartmak zorundayız.

Kıssalara ilişkin geçmişten tevarüs ettiğimiz menkûlâtı tamamen kaldırıp atmamak ancak aynı zamanda söz konusu menkûlâtı mutlaklaştırmaktan da kaçınmak gerekir. Kur’an kıssalarına dair yeni ve farklı şeyler söyleme çabaları karşısında “Bu zamana kadar kimse bilememiş de sen mi biliyorsun?!” tarzında verilen tepkiler alternatif düşünmenin önünü  açmak için çaba gösteren insanların cesaretini kırmaktadır. Elbette hiç kimse bir diğerinin görüşünü kabul etmek zorunda değil. İlim geleneğimizde çok güzel bir ilkemiz var: Hatalar bizden, doğrular Allah’tan. Eğer konu üzerinde çalışan insanların ortaya koydukları yaklaşımları yanlış veya hatalı buluyorsak bize düşen -vebali kendi üzerimize olmak kaydıyla- söz konusu yaklaşımlara itibar etmemektedir. Bununla birlikte konu üzerine ciddi şekilde kafa yoranları en azından samimi çabalarına hürmeten anlayışla karşılamamız gerekmektedir.

Öncelikle metot olarak, geçmişten tevarüs ettiğimiz bilgilerden hareketle Kur’an’a müracaat etmek yerine, Kur’an’dan hareketle -ihtiyaç halinde- geçmişten tevarüs ettiğimiz bilgilere/kaynaklara müracaat etmek zorundayız. Bunun için de Kur’an’ın öncelikle kendi bütünlüğü içinde dikkatli bir okumaya tabi tutulması gerekiyor. Kur’an’a nasıl yaklaşmamız gerektiği hususunda burada iki durum söz konusudur:

1- Ayetler öncelikle kendi siyak-sibak, sonra da konu bütünlüğü içinde okunmalıdır. Bu bağlamda her surenin başında yer alan besmeleden önce söylediğimiz istiaze cümlesinde kendisinden Allah’a sığınılan şeytan; İsrailiyat, İsrailiyat dışındaki muharref bilgiler, mezhebî veya kavmî her çeşit taassup, kin, nefret, gazap, hubb-u dünya, hubb-u cah vs. kısacası aklın sağlıklı işleyişini engelleyen amillerin tümüdür.

2- Ayette geçen herhangi bir kavramı doğru anlamak için hemen tefsirlere müracaat etmek yerine o kavramın geçtiği diğer ayetlerdeki kullanılış şekillerine bakılmalıdır. Mesela “ruh” kavramıyla ilgili olarak geleneksel bilgilerimizle yorum yapmadan önce Kur’an’ın “ruh” kavramını ne anlamda kullandığına bakılmalıdır. Dolayısıyla “ruh” kavramının geçtiği ayetlerin bir dökümü çıkarılmalı, Kur’an’ın “ruh”u ne anlamda kullandığı öncelikle bu ayetler çerçevesinde anlaşılmalı, diğer kaynaklara da buradan gidilmelidir. Bu yol izlendiğinde ruh konusunda geleneksel bilgilerimizin dışında çok farklı bir tablo ortaya çıkacaktır. Kanaatimizce geçmişten bugüne Kur’an’ın anlaşılması adına bu titizlikte bir çalışma yapılmamıştır.

Örneğin Kur’an’da mecaz vardır, buna karşın Hz. Süleyman’ın bin yıl yaşadığı, ayakta öldüğü, asasını bir kurdun yediği, asanın çürüyüp kırılmasıyla birlikte Hz. Süleyman’ın yere düştüğü ve cinlerin de ancak bundan sonra Hz. Süleyman’ın öldüğünü anlayabildikleri yolundaki ifadeleri aynen olduğu gibi -bire bir- anlıyorsak veya mutlak anlama hamlediyorsak, Kur’an’ın anlaşılması noktasında ciddi sıkıntılarımız var demektir.

Ayakta ölen bir insanın öldüğü anda yere yığılması gerekir. Normalde kendisi de bizim gibi bir beşer olan Hz. Süleyman nasıl oluyor da bir kurt asasını yiyip çürütünceye kadar ölü olarak ayakta kalabiliyor? Bu süre içinde cesedi nasıl bozulmamış oluyor? Bu konuda “O peygamberdi” şeklindeki uçuk açıklamalar bizi nihayet “Peygamberler ölmez, mezarlarında eşleri ile ilişkiye girerler”, “Allah ete kemiğe büründü, falan kimse olarak göründü” noktasına götürmekte, Vahdet-i Vücud üzerinden işin sonu İttihadiye’ye, Hululiye’ye, Mücessime’ye ve Müşebbihe’ye kadar varmaktadır.

Her şeyden önce mecazın Kur’an’da bir anlatım metodu olduğunu göz önünde bulundurmamız gerekir. Buna aklı ve Kur’an’a kendi iç bütünlüğü çerçevesinde bakmayı da eklersek meselenin çözümü şu olur: Asa ilk çağ toplumlarında saltanat, güç ve iktidarı temsil etmekteydi. Bu durumda asayı yiyen kurt, Hz. Süleyman’ın iktidarının, hayatının sonlarına doğru veya ilerleyen yüz yıllarda devletin derinliklerinde başlayan iç çekişmeler sonucu yıkılmaya yüz tutmuş olmasını temsil eder.

Başka bir örnek “Allah’ın eli” meselesidir (bkz. Fetih, 10). Buradaki “el”in mecaz olduğu o kadar açıktır ki… “Allah’ın eli onların elinin üzerindedir” ifadesinden kasıt, o biatin Allah tarafından onaylandığı ve Allah’ın yardımının Hz. Resul ile o biati akdedenlerin üzerinde olduğudur. Fakat bilindiği gibi geleneksel miras bize o ayetin müteşabih olduğunu söylemektedir.

Aynı şey “istiva” meselesi için de geçerlidir. Zanna ve muharref bilgiye dayalı açıklamalara takılmayıp, “arş” kelimesinin Kur’an’daki kullanımlarına baktığımızda, bu kelimenin “iktidar”, “kudret” ve “saltanat” anlamlarında kullanıldığı görülür. Bu ayetle Allahu Teâlâ’nın gökleri ve yeri yarattıktan sonra mahlûkatı kendi haline bırakmadığı veya varlığı kendi adına evliyaların, gavsların, kutupların vs. tasarrufuna bırakmadığı anlatılmak istemiştir. Bu bakımdan İmam Malik’e isnat edilen “İstiva malumdur, keyfiyeti meçhuldür, ona iman etmek vacip, ondan soru sormak bid’attir” sözü Kur’an’a uygunluk arz etmemektedir. Bu tür bir yaklaşım ayetlerin anlaşılmasında akla, düşünmeye ve tezekküre vurgu yapan Kur’an’a terstir. Dolayısıyla mevcut kalıpları masaya yatırmak gerekmektedir.

Ancak bunları söylerken şu noktaya özellikle dikkat etmemiz gerekir: Burada yapmaya çalıştığımız şey Kur’an’ı re’yimize göre tefsir etmek veya aklı ilahlaştırmak değildir. Öyle olsaydı ayetleri siyak-sibak bütünlüğü veya konu bütünlüğü içinde anlamak gibi bir metoda lüzum görmezdik.

Ali Bal – akilvefikir.org

Reklamlar

2 thoughts on “Kur’an Kıssalarını Anlamada Yöntem

  1. Değerli dost! Bugüne kadar verilegelen hazır ve üzerinde emek harcanmamış basma kalıp bilgiler yerine burada bir örneğini ortaya koymaya çalıştığım model çalışma üzerinden sizlerin de zihinlerinizi zorlayarak Kur’an’ı anlamada kendi ayaklarınız üzerinde durma çabası içinde olmanızı öneririm. Ben her zaman yanınızdayım.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s