Açık Görüş / Güncel Siyaset / Siyaset / Şükrü Çıblak

Karlı Bir Gece Vakti Bir Dostu Uyandırmak

???????????Belki bazıları “Tamam, isteyerek ve kalbimiz tatmin olarak oy kullanmıyoruz ama başka alternatif mi var? Her ne kadar ilimizdeki milletvekilleri bizi temsil etmeseler de şartlar bunu gerektiriyor” diyecekler… Peki, bardağın boş tarafı yok mu?

Seçimler yaklaştı. Siyaset ısınmaya başladı. Hazır gündem açılmışken, biz de birkaç kelam edelim.

şükrü-çıblak-açık-görüşHayatım boyunca hiç oy kullanmayan biri olarak son üç dönem oy kullandım. Yalnız bir şey dikkatimi çekti. Oy kullandım ama baktım ki dolduruşa gelmişim. Üç dönemdir de kendi özgür irademle oy kullanmak yerine “Başkası gelmesin, eğer biz gelmezsek başkası gelir, devletimiz yıkılır, gücümüz gider, bunlar dış güçlerin oyunları, oyuna gelmeyin” gibi birtakım propagandalara aldandım. Bunu muhalefet de beceriksizliğiyle destekleyince, olanlar arasında daha iyisi olmadığından, oyumuzu kullandık.

Ancak bu seçimde dolduruşa gelmeyeceğim. Her ne kadar bazı İslam düşmanları parti bahanesiyle İslam’a kin kussalar da, tekrar dolduruşa gelecekken kendimizi uyarıp, özgürce, etki altında kalmadan tercih yapmalıyız. İnanıyorum ki çoğu kişi de kendi özgür iradesiyle oy kullanmıyor. Birilerinin dolduruşuna geliyorlar.

Belki bazıları “Tamam, isteyerek ve kalbimiz tatmin olarak oy kullanmıyoruz ama başka alternatif mi var? Her ne kadar ilimizdeki milletvekilleri bizi temsil etmeseler de şartlar bunu gerektiriyor” diyecekler.

Belki de “Üç dönemdir hükümettiler ancak iktidar değillerdi. Tam üçüncü dönem iktidar olundu ki, paralel yapıyla yeni bir mücadele başladı. Onun için bir dönem daha yetmez ama evet” diyebiliriz.

Belki de “Partinin yaptığı devrim gibi gelişmeleri nasıl göz ardı edebiliriz. Yiğidi öldür ama hakkını yeme; Allah sorar” diyeceksiniz.

“İmam Hatip liseleri açıldı. Başörtüsü zulmü sona erdi. Sırf bunlar için bile olsa oy verilir” diyeceksiniz.

“Oyumuz varsa zayi etmemek lazım, memleket bizimse bizim de sözümüz olmalıdır. Bunun için de alternatifsizlikten elbette oy vereceğimiz parti belli” diyeceksiniz.

“Bu kadar yıl sonra tekrar geriye mi dönelim?” diyeceksiniz.

Bu bardağa dolu tarafından bakmak; peki, bardağın boş tarafı yok mu?

Partide hırsızlar yok mu?

Kalbimiz tatmin mi?

Bizi temsil ediyorlar mı?

Yeni Anayasa neden gelip Başkanlık’ta düğümlendi?

Hizmetler güzel, peki, adalet, liyakat vs. var mı?

Milletvekili listesi neye göre belirleniyor, hangimize soruyorlar? Sadece oy almak hesabıyla her cemaate kontenjan ayırarak bizi kandırmıyorlar mı?

Atamalar neye göre yapılıyor?

Özlediğimiz, arzuladığımız, insanca yaşanan, herkese hakkının verildiği bir Türkiye var mı?

Güven vermeyenlerin güven istemeleri ne kadar tuhaf.

Bu seçimde de sizi temsil edecek mi listeler?

Şimdiye kadar özgürlük, adalet, liyakat neden sağlanmadı?

Şartlar olgunlaşmadı, öyle mi?

YÖK hâlâ neden kaldırılmadı?

Neden hâlâ mülakat sınavlarıyla atamalar yapılır?

Mesele şu mu: Siz bize oy verin. Her ne kadar seçtiklerimiz sizden olamasalar da biz onlarla size en uygununu yapacağız. Öyle mi?

Peki, parti şu an kimin elinde?

Partiye her dönem olduğu gibi bazı odaklar çöreklenmediler mi?

Artık partinin zenginleri, partinin basını, partinin bürokratları, partinin yargısı, polisi oluşmadı mı?

Mevzu zenginleri çoğaltmak mı? Yoksa mazlumun gözetildiği, ücret adaletinin olduğu bir düzen mi?

Beni kimse duymuyor. Sizi kimse duyuyor mu?

Bu biraz şuna benziyor: Adamın biri zengin olursa çok hayır yapacağını söyler. Parti de “Eğer bana oy verirseniz yeni anayasa, adalet, demokrasi vs. getireceğiz” diyor. Nasıl ki zengin olunca fakirken vermeyen yine vermiyorsa, olay sözde kalıyorsa, parti de vermeyecektir. Şu an vermemek için hiçbir sebep yok!

Muaviye iktidarını hatırlamanızı tavsiye ederim.

Biliyor musunuz artık dernekler çalışamıyor. Sivil kalamıyor. Ya bir partiye angaje oluyorlar ya da marjinal kalıyorlar.

“Toparlanın hiçbir yere gitmiyoruz” diyordu İsmet özel

Bizler her şeye rağmen sivil kalmalıyız. Oy veriyorsak da partici olmamalıyız.

Oy vereceksek yine verelim. Peki, bunlara nasıl sesimiz duyuracağız? Bizi dinlemiyorlar. Zafer sarhoşluğu var.

Belki diyeceksiniz ki “Ya kardeşim şimdi bunların sırası mı?”

“Kime hizmet ediyorsun?”

“Kimin ekmeğine yağ çalıyorsun?”

“Hangi değirmene su taşıyorsun?”

 “Birilerinin memleketi ele geçirmek için sarf ettiği çabayı görmüyor musun?”

“Ortada bir sürü ganimet var, böyle yaparsan kim seni hatırlar, başına iş almıyor musun?”

“Aklın başında mı?”

Benim adıma İsmet Özel konuşsun:

Benim adım insanların hizasına yazılmıştır.

Her gün yepyeni rüyalarla ödenebilen bir ceza bu.

Keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olmasaydım.

Sözlerim ihanete varacak doğrulukta olsaydı.

“Kardeşler!” deseydim, “Kardeşlerim!”

“Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan”

“Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan”

“Bakın yaklaşıyor…”

Yazık…

Benim adım bilinen cevapların üstüne mühürlenmiş.

Gövdem açık bir hedef kılındı belalara.

Ve bu yüzden yakışıksız oluyor,

İnsanları hummalı baharlar olarak tanımlamak.

Neden büyük ırmaklardan bile heyecanlıydı.

Karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak?

-İsmet Özel’in Karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak adlı şiirinden-

Şükrü Çıblak – akilvefikir.org

—————-

Not: Şiirin tamamı için:

https://akilvefikir.org/2015/01/05/karli-bir-gece-vakti-bir-dostu-uyandirmak-ismet-ozel-video/

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s