Kaan Yiğenoğlu / Kentleşme Üzerine / Yazarlar / Yorum-Analiz

Ulaşım Hakkı Ama Nasıl? (2)

köşe20-kaan-yiğenoğluOtomobil başlı başına bir tüketim ve borçluluk aracıdır. Oysa hayvan doğurgandır, besler, büyütür, gübresi vardır. İnsan ile hayvan arasındaki uyum, etkileşim asla insan ile otomobil arasında ol(a)mayacaktır.

Otomobil Zorunlu İhtiyaç mı?

Yürümek için otomobil odaklı kentlerden insan odaklı şehirlere geçmek gerekmektedir. Günümüzde kentler sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda planlanmıştır. Tekelci kapitalizm toprağımızı elimizden alarak kendi endüstriyel tercihleri doğrultusunda kentleri şekillendirdi. Otomobil, Kur’an-ı Kerim’deki Ellerimizle (kudretimizle) yaptığımız şeylerden onlar için hayvanları nasıl halkettiğimizi görmediler mi? Onlar, böylece onlara (hayvanlara) malik olurlar. Ve biz onları (hayvanları), onlara zelil (itaatkâr) yaptık. Böylece onlardan, kendilerinin binekleri oldu (onlara binerler) ve onlardan (etlerinden) yerler. Ve onlarda, kendileri için (birçok) menfaatler (yararlar) ve içecek şeyler (süt) vardır. Hâlâ şükretmezler mi? Ve yardım olunacaklarını ümit ederek, Allah’tan başka ilâhlar edindiler. (O ilâhlar), onlara yardım etmeye muktedir değildirler. Ve kendileri, onlar (o ilâhlar) için, (onlara yardıma) hazır askerlerdir. (Yasin: 71-75) Ayet-i kerimelerini temelsizlendirmiştir.

Söz konusu ayetlerde ilk olarak Allah özellikle hayvanları bir kudret ile yarattığını ve bunu insanın hizmetine bir nimet olarak verdiğini vurgulamaktadır. Bu çok önemlidir. Ulaşımda binek olarak bizlere hayvanların yaratılmış olması ayetler grubunda Allah’tan gelen bir nimet olarak şükür aracı kılınmaktadır. Oysa bugün otomobilin Allah ile insan arasında böyle bir etkileşimi oluşturmasını bekleyemeyiz. Bu anlamda Allah’ın kudretiyle insanlar için yarattığı hayvanların karşısına bugün Batı’nın sömürge gücüyle sermaye için ürettiği otomobillerin konumlandırıldığını söyleyebiliriz. Ve Müslümanlar bu ayetleri okuduklarında hayatlarından bunu örnekleyecek durumları olmadığından bilinçli olarak veya çoğu zaman bilinçli olmadan ayette belirtildiği gibi Batı toplumlarının gönüllü sözcülüğünü (hazır askerliğini) yapmaktadırlar. Nitekim Muhammed Esed Kur’an Mesajı adlı meal-tefsir çalışmasında “Allah’tan başka ilahlar edindiler” ayetini sadece bilinçli olarak tapınılan nesneler olarak değil aynı zamanda bilinçli olarak tapınılmayan fakat neredeyse taparcasına saygı ve bağlılık gösterilen iktidar/otorite, zenginlik veya şans gibi soyut kavramları da kapsadığını ifade etmektedir.[1]

filistinde-taşımacılarFilistin’de Taşımacılar, 1900

Mü’min Suresi’nin 79. ve 80. Ayet-i kerimelerinde ise Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “O Allah ki, “onun üzerine binin ve onun (etinden) yeyin” diye sizin için hayvanlar var etti. Ve onda (hayvanlarda) sizin için menfaatler (faydalar) vardır. Ve onlar üzerinde, gönüllerinizdeki hacetlere (gideceğiniz yerlere) ulaşırsınız. Onların (hayvanların) ve gemilerin üzerinde taşınırsınız.” Dikkat edilirse bu ayetlerde hayvanların binek olarak kullanılması besin olarak yararlanılmalarından önce zikredilmiştir. Bunu önemsemek gerekmektedir çünkü modern toplumda hayvanlara sadece besin gözüyle bakılmaktadır. Modern toplum hemen her şeyi olduğu gibi bunu da tersine çevirmiştir. Çünkü bunu yapmasa kendi gelişimini sağlayacak endüstriyel araçları pazarlayamayacak ve endüstriyel toplumu oluşturamayacaktır.

Otomobilin hayvanlar için ayetlerde belirtildiği gibi ulaşımın yanı sıra diğer faydaları yoktur. Otomobil başlı başına bir tüketim ve borçluluk aracıdır. Oysa hayvan doğurgandır, besler, büyütür, gübresi vardır. İnsan ile hayvan arasındaki uyum, etkileşim asla insan ile otomobil arasında ol(a)mayacaktır. Ulaşımda altımızdan hayvanları alıp otomobili verenlerin bunu hangi amaç için gerçekleştirdiklerini görebilmek için Batı ile Doğu toplumları arasındaki üretim modellerinden kaynaklanan mülkiyet farklılıklarını analiz etmek gerekir. Bu analiz yapıldığında otomobil kullanımının Batı’nın sömürüsünü gizleyen bir endüstriyel ambalaj olduğu anlaşılacaktır. Batı’nın insana, canlıya, doğaya, eşyaya bakışı ile Kur’an’dan beslenen bir Müslüman’ın bakışı çok farklıdır.

Kentlerde otomobil kullanımının bir başka nedeni de kentlerin olabildiğince büyütülüp mesafelerin arttırılmasıdır. Kentlerin büyütülüp nüfusun buralarda yoğunlaştırılması ise dünya kapitalizminin bir oyunudur. Bu sayede hem mal ve hizmetlerini pazarlamak için tüketmeye hazır kitle ihtiyaçlarını karşılamakta hem de tekno-endüstriyel toplum düzenlerinin devamlılığını güvence altına almaktadırlar. Bugün bir kentteki öğrenci nüfusunun artması dahi sermayenin büyümesine hizmet etmektedir. Bir de şu açıdan bakmak gerekir. Kentlerin bu kadar büyütülmesi sonucu ailelerin kredi borcu altına girmeleri ve küresel faiz sistemini beslemeleri Müslüman bir toplum için kabul edilemez durumdur. Dolayısıyla kenti büyütmeye yönelik politikalar aynı zamanda kent içi ulaşımın nasıl yapılacağı ve nasıl finanse edileceği gibi sorunları da beraberinde getirmektedir ki tüm bu sorunlara çözüm için Batı’ya daha fazla bağımlı olmak zorunda olduğumuz gözlerden kaçmaktadır.

Müslüman toplumların hız, haz ve konfor tutkuları bu topraklarının sömürgecilere açılmasıyla sonuçlanmıştır. Üstelik günümüzde kapitalizme karşı itirazlar geliştirenler dahi kentleşme ve otomobilleşmeye karşı söz söylememektedirler. Otomobili zorunlu ihtiyaçlar kapsamında değerlendiren bir antikapitalist düşüncenin kapitalist topluma yönelik itirazının içi boş olduğunu düşünüyorum. Otomobil zorunlu değil üretilmiş bir ihtiyaçtır. Mevcut sosyo-ekonomik düzende bize zorunluymuş gibi algılattırılmıştır. Otomobilleşme karşısında yayalar biçaredir. Otomobilleşmenin nasıl ideolojiye dönüştüğünü anlamak için şu yazımız okunabilir.[2]

Kaan Yiğenoğlu – akilvefikir.org

———————–

[1] Muhammed Esed, Kur’an Mesajı, İşaret Yayınları, 2002, s. 906.

[2] https://akilvefikir.org/2014/11/15/otomobillesme-ideolojisi/

Reklamlar

3 thoughts on “Ulaşım Hakkı Ama Nasıl? (2)

  1. Yanlış anlamadıysam ulaşımda teknoloji yerine hayvan gücüne dayalı ulaşım koyuyorsunuz. Bu bağlamda teknoloji ile kapitalizm arasında ayrılması imkansız bir bağ bulunduğu şeklinde bir tez çıkıyor ortaya. Oysa yukarda kendi verdiğiniz ayette ulaşımda hayvanlarla gemileri Allah’ın nimeti sayılması gereken aynı ulaşım kategorisi içinde sayıyor Kur’an. Yani buradan Kur’an’ın teknolojiyi reddetmediği sonucunu çıkarabiliriz. Kaldı ki teknoloji deyince bundan sadece batının ürettiği teknolojiyi anlamak zorunda mıyız? Teknolojinin Kapitalizm’in sömürü aracı haline gelmesi teknolojinin kendi özünden gelmiyor, aksine insan onu kendisi azgın lüks ve sömürü dürtülerini tatmin etmenin aracı haline getiriyor. Mesela demir yolu ulaşımı da teknolojiye dayalı bir ulaşım biçimidir. Ama demir yolunda herkes tek bir vagona binmek sureti ile gereksiz yere lokomotifin arkasına her birisi tek kişilik yüzlerce vagon takma zorunluluğu yok. Onun için kapitalizm egemen olduğu özellikle geri kalmış ülkelerde demir yolu ulaşımını değil onun yerine kara yolu ulaşımını teşvik ediyor. Diğer yandan gerek otomobillerde gerekse trenlerde hatta kara, hava, deniz olmak üzere tüm ulaşım araçlarında petrole dayalı enerjiye alternatif olarak güneş enerjisi insanların genelde hiç üzerinde kafa yormadıkları bir konu. Oysa güneş enerjisi elde edilmesi diğer enerji çeşitlerine göre çok daha ucuza mal edilebilecek bir enerji seçeneği olması nedeni ile kapitalizmin önündeki geleceğe yönelik en ciddi handikap olarak durmaktadır. Bu bakımdan verdiğiniz ayette gemi örneği ulaşım araçlarının aynı zamanda kesilip yenilebilir bir şey (hayvan) olması zorunluluğunu getirmiyor. Otomobili ve onu çalıştıracak enerjiyi çok daha ucuza mal etmenin yollarını aramak gerekir. Kapitalizmi yenmek istiyorsak geçmişe dönmek değil işte bu enerjiyi ucuza mal etmenin yollarına bakmak gerekir. ASELSAN mühendisleri neden acaba evlerinde ölü bulunuyor?

    Beğen

  2. Bu yazımın konusu ulaşımda hayvanlardan faydanılması gerektiği üzerine. Bundan önceki yazımda yürümenin de bir alternatif olduğunu belirtmiş ve yürüme mesafesinde şehirlerin inşa edilmesi gerektiğinden bahsetmiştim. Kentin bu kadar büyütülmesi kapitalizmin araçları ile kuşatılmamıza ve Batı sermayesine bağımlı olmamıza neden oluyor çünkü. Otomobil ve diğer ulaşım araçlarına karşı çıkışımın da sebebinin altında otomobilin kentin büyütülmesi sonucu bir ihtiyaç olarak algılanmasıdır. Halbuki bu bir zorunlu ihtiyaç değil insanın kendi elleriyle yaptığı kentler nedeniyle üretilmiş suni bir ihtiyaçtır. Kentin büyütülmemesi ve yürüme mesafesinde şehirler kurarak arabaların şehre sokulmaması durumunda Batı’nın size nasıl hücum edeceğini göreceksiniz.

    Öncelikle geri kalmış-ileri gitmiş ülkeler ayrımında farklı düşündüğümüzü belirtmeliyim. Kime göre, neye göre geri kalmış bir ülke? Daha fazla otoyol, köprü, metro, metrobüs, otomobil yapınca ileri ülke olunuyorsa ülkesinde 10 şeritli yollar bulunan ABD’ye Irak’ta müslüman bacılarımıza yaptığı tecavüzlere rağmen gelişmiş demiş olurken Hz. Muhammed (sav) ‘e ve Medine’yi inşa etmiş olanlara geri kalmış demiş olmaktasınız. Size Batı paradigması içinden algılattırılan gelişmişlik ölçütleri bizim anlayışımıza bu nedenle uymamaktadır. Medeni toplum olmanın şartı maddi ilerleme, refah, teknoloji değil ahlak ve adalet üzere inşa edilmiş bir toplum olmakla mümkündür. Hz. Muhammed’in Medine dediği Yesrib, Mekke kapitalist toplumundan daha zengin bir yer olmamasına rağmen Hz. Muhammed buraya Medine demiştir.

    “Kapitalizmi yenmek istiyorsak geçmişe dönmek değil” sözünüz de ilerlemeci tarih anlayışını benimsediğinizi göstermektedir. Halbuki ilerlemeci tarih felsefesi Batı paradigmasının bir ürünüdür. Bize göre tarihin ilerlediği yok. Nitekim Kur’anda “Sizden önceki kimseler gibisiniz. Kuvvet olarak, mal ve evlât olarak daha çoktular, sizden daha kuvvetli idiler (oldular). Böylece nasipleri kadar faydalandılar (metalandılar), sizden önceki kimselerin kendi nasipleri kadar faydalandığı gibi siz de nasibiniz kadar faydalandınız. Ve (dünya metaına) dalanlar gibi siz de daldınız. İşte onlar, onların amelleri heba oldu (boşa gitti). İşte onlar, hüsrana uğrayanlardır.” buyurulmaktadır. Eğer Kur’an-ı evrensel kabul ediyorsanız Allah bu kitapta bizden öncekilerin içinde bizden daha kuvvetli kimselerin, kavimlerin olduğunu haber vermektedir. İlerlemeci tarih felsefesiyle kendi tarihimizi, kültürümüzü, medeniyetimizi hor görüp şimdiki Batı uygarlığını hoş göstermek yanlış bakış açısının sonucudur. Bizden öncekilerin daha kuvvetli olmalarına rağmen helak edilmesi önceliğimizin maddi terakki değil maneviyatta olması gerektiğini ve gerçek ilerlemenin, gelişmenin bu sayede mümkün olduğunu göstermektedir. Demek ki önce paradigmalarımızı değiştireceğiz.

    Kur’an elbette sömürüye yol açmayan bir teknik bilgi üretimine karşı değildir, neden olsun. Peki bugünkü teknoloji üretimi böyle mi? Günümüzde üretilen tekniğin çevreye, doğaya, insana zarar vermediğini ve tekelci tekno-endüstriyel lobilerin emek sömürüsüne dayanmadığını iddia edebilir misiniz? Teknoloji deyince elbette Batı’nın ürettiği teknolojiyi anlamak zorunda değiliz. Eğer kendi ürettiğimiz teknoloji varsa buyrun örnek gösterin ulaşımda onları kullanalım. Yerli otomobil üretmekte bu kadar ürkek olan bir Türkiye’nin Güneş enerjisine dayalı bir ulaşım aracı geliştirerek Batı ile rekabet edeceğini düşünmek ne kadar gerçekçidir. Şunun farkında olalım. Bugün teknoloji Batı tarafından ve Batı’nın çıkarları doğrultusunda üretilmektedir. Batı dışı toplumların Batı ile gireceği her türlü maddi rekabette Batı üstün gelmekte ve küresel sermaye daha fazla büyümektedir. Bu nedenle Batı’nın bize dayattığı bu sosyo-ekonomik düzenin dışına çıkmalı ve İslam medeniyetine dayalı bir toplum tasavvuru geliştirmeliyiz. Sömürgecilikten elde ettiği kaynaklar üzerine inşa edilen sanayi ürünlerine sahip olan Batı’yı gelişmiş olarak görmemekteyiz. Eğer ki müslüman ülkeler kendi teknik bilgisini, sömürüye dayanmadan, canlı yaşamına kastetmeden üretiyorlarsa elbette buna karşı değiliz. Kaldı ki dünya kapitalizmde rekabet ederken ayakta kalmak için pek öyle sömürmeden, adil ve ahlaka dayalı bir kalkınma modeli uygulayamazsınız. Güneş enerjisine dayalı olmayan ev ve ulaşım sistemleri ile ulaşımda ağırlıklı olarak otomobilin tercih edilmesi de sermayenin çıkarları doğrultusunda olduğundan buna geçilmekte tereddüt ediliyor.

    Nasıl ki Hz. Hatice’nin çalışması bugünkü çalışan kadına örnek gösterilemezse Kur’an-ı Kerim’deki deve veya diğer hayvanların ulaşımda kullanılması da bugünkü otomobile referans gösterilemez. Bunlar çok ayrı şeylerdir. Hz. Nuh’un gemi yapması ve kavmini kurtuluşa davet etmesi ile bugünkü teknik yapımın böyle bir kurtuluş derdinin olmaması meseleyi anlamamıza neden olacaktır.

    Beğen

  3. Kağan bey!Sanırım bir yanlış anlama var. Ben deve ve diğer hayvanların ulaşımda kullanılmasını otomobile referans gösterdiğimi sanmıyorum. Göstermediğim gibi aksine otomobile alternatif olarak demir yolu ulaşımına işaret ediyorum. Tabii bu hangi teknoloji sorusunu da gündeme getiriyor. Bu bir. İkincisi bu konu teknoloji kapitalizm ilişkisinin bizim teknolojiyi kullanış biçimimizle mi ilgili yoksa teknoloji kendi özünde mi kapitalizmin zorunlu bir sonucudur konusunu da gündeme getiriyor doğal olarak. Sizin yazınızdan sanki ikincisi gibi bir anlam çıkıyor. Kapitalizmsiz bir teknoloji imkansız mıdır? Otomobil pazarını genişletmek için şehirlerin kasıtlı büyütüldüğü tezinize bir diyeceğim yok. Doğrudur. Zaten yaşadığımız çağın kapitalizm çağı olması nedeni ile bu çağdan ben şahsen sömürü ve talandan başka bir şey beklemiyorum. Haliyle ürettiği teknoloji de ona hizmet edecek doğal olarak. Benim kastettiğim (anlamış olmanız gerekir her ne kadar bu gün somut örneği yoksa da) alternatif teknolojidir. İslami yaşam biçiminin sosyaliteye hakim olması halinde insanı sömürmeyen, doğal hayatı ifsat ve talana dayalı olmayan,kısacası fıtratla çatışmayan kendi alternatif teknolojisini üreteceği düşüncesidir. Bilmiyorum yanlış anladığım ve ya anlamadığım bir taraf yoksa (lütfen mazur görün) bunun aksi yani sanayi olmasın, teknoloji olmasın (ki tabi bu bilim de olmasın sonucunu doğurur doğal olarak) insanlar ateşi, demiri, elektriği keşfetmekle yanlış mı yaptılar sorusunu gündeme getiriyor. Hatta bu, insan ne güzel melek gibi bir varlık olacaktı da bu lanet kapital mi insanı kötü yaptı yoksa insan mı kapitali azgın dürtülerinin sonucu olarak kötüye kullandı sorusunu da beraberinde getiriyor.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s