Emeği Geçen Yazarlar / Mehmet Lütfü Özdemir / Polemik / Yorum-Analiz

Kınamıyoruz, Çünkü…

köşe5-mehmetlütfüözdemirOlan biteni İslam âlemini “demokratikleştirme” çabalarının birer sonucu olarak görebiliriz. Bu öyle bir demokrasidir ki, biz ölünce “terörist” oluyoruz, onlar ölünce “kahraman” oluyorlar.

“Müslüman’ım” demekten korkmayın ve kendinize ayna tutun: “Ey iman edenler, iman edin!” (Nisa, 136)

Pozitivist, oryantalist ırkçılar tarafından kınama baskısı altında olduğumuz şu günlerde ben ‘‪#‎charliehebdo falan değilim! Ben Muhammed, İsa, Musa, Ali, Ebu Zer, Selman, Hüseyin’im; soytarı değil, kâinatın aynasıyım! Bizi Cumhuriyetçi, pozitivist, ulus-devletçi, kapitalist modernite ile göbek bağı olanlarla ayrı bir yere koyunuz! Siz ‪#‎cumhuriyet çocukları 1789’dan beri özgürsünüz! Biz Kâlû Belâ’dan bu yana özgürüz. Biz mazluma dinini, dilini, rengini sormayan, “Zulüm bizdense ben bizden değilim” diyenleriz.

İktidarı, gücü, serveti ve bilgiyi tekelinde bulundurup, İslam adına her türlü adaletsizliği yapanlardan beriyiz. Biz yaşam hakkı savunucusuyuz, ağaç kesmedik, insan öldürmedik, hayvan katletmedik! Kâr amaçlı endüstriyalizme karşıyız, her türlü konformizm hastalığından uzağız! Biz Gazze için ilk yola çıkanlardanız! Mavi Marmara’da ambargoyu kıranlardanız! Nerede ve kim tarafından yapıldığına bakmadan, zalime karşı oluruz! Mülksüz yaşarız, ihtiyaç ile ihtirasları karıştırmayız! İşte bu nedenle bize sövenlere gülüp geçiyoruz, çünkü Hz. İsa’nın dediği gibi, “Bilmiyorlar!” “Eğer benim bildiğimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız!” diyordu Hz. Muhammed, işte bizimle bize sövenler arasındaki fark budur.

Modern Firavunlara, Karunlara, Lat, Uzza, Menat’a, bilgiyi, iktidarı ve serveti tekelleştirip, yeryüzünü sınırlara bölen, insanları sömürgeleştiren, sınıfsal farklılık yaratan ve açgözlülükleri için savaşanlara gelsin bu söz, bu yazı: Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh, lehu’l-Mülkü ve lehu’l-hamdu ve huve alâ külli şey’in kadîr/Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na aittir. O, her şeye kâdirdir.

Biz hanifiz, hanif olarak yüzümüzü gökleri ve yeri yoktan yaratana, Allah’a çevirdik ve biz müşriklerden değiliz. Atamız İbrahim gibi ne Tanrı’nın seçilmiş ırkındanız, ne Hıristiyan’ız ne de kendine “Müslüman” deyip paraya tapanlardanız. Biz Allah’a ortak koşanlardan değiliz.

Sadece sömürenlere değil, sömürgecilerin gözünden dünyaya bakanlara, zalimi-mazlumu birbirine karıştıranlara bir itirazdır bu yazı!

İslam tüm suçlamalardan münezzehtir! Suçlu arıyorsanız aynaya bakın!

Acıları, ölümleri yarıştırmanın âlemi yok! Ama mesele İslam âlemi olunca bütün bir dünya üzerinize gelebilir. Charlie Hebdo saldırısının olduğu gün, Irak’ta 83, Yemen’de 38, Suriye’de 26, Afganistan’da 18 kişi öldürüldü, Paris’te de 12. Söz konusu Paris olunca, Frantz Fanon’u hatırlamak lazım: “Bizi sömürgeleştirenlerin bizde yarattığı en büyük yıkım, zamanla kendimize ve birbirimize onların gözüyle bakmamızı sağlamalarıdır.” Ne var ki, aklımız başımızdan gitmişti, olayın meydana gelişi, sonrası, söylenenler ve yazılanlar, servis edilenler, tam bir Hollywood filmi gibi!

“Bakara-makara” diyenler İslam’a Charlie Hebdo adlı rezil dergiden daha büyük zarar vermektedirler kuşkusuz. İslam adına mazlumların kanını döken, ırzını çiğneyen, sivilleri bombalayanlar da öyle. Bunları biliyoruz. Asıl mesele, sömürgeci güçlerin bizi modernleştirme çabaları ve bildiklerini bize zorla ezberletmeye çalışmaları, dayatmalarıdır. Kınıyor musun, söyle, bir daha söyle! Bir daha söyle!

Dergi’de ölenleri masum gösterenlere, ondan daha da önce saldırıyı iki kardeşin üzerine yıkan Fransa’ya ne demeli? “İfade özgürlüğü” adı altında Hz. Peygamber’e söv, Kur’an ile alay et, 1,5 milyar insanın kutsal değerlerini aşağıla, sonra bir film kurgula ve sahneye dök! Yemeyiz! Bütün bunlar bizi modernleştirme, dolayısıyla sömürgeleştirme çalışmalarının bir parçasıdır. Uzun lafın kısası esas konu sömürgeciliktir.

Bu satırların yazarı, Charlie Hebdo saldırısının Kuaşi kardeşler tarafından düzenlendiğini düşünmemekte, bununla beraber onlar düzenlemiş olsa dahi ölenler için üzülmemektedir, çünkü Avrupa sömürgecidir ve insanlığın başına beladır.

Olan biteni İslam âlemini “demokratikleştirme” çabalarının birer sonucu olarak görebiliriz. Bu öyle bir demokrasidir ki, biz ölünce “terörist” oluyoruz, onlar ölünce “kahraman” oluyorlar.

Rahat olun, “Zulmedenler nasıl bir inkılâpla devrilip gideceklerini yakında görecekler” (Şuara, 227), Allah’ın bir vaadi var, O’nun vaadi haktır ve biz sabırla bekliyoruz. Malcolm X’in sözlerine kulak vermeli: “Eğer dikkatli değilseniz, medya sizin zulüm gören insanlardan nefret etmenizi ve zulmü uygulayan insanları sevmenizi sağlar.”

Yeryüzündeki zulüm, sömürü ve yalan dolan Allah’a ve İslam’a fatura edilemez. Bu kolaycılığı tercih edenler zalimlerin işbirlikçileridir. Ne garip ki, Müslüman olduğumuz için tarih boyunca öldürülen herkes bize fatura ediliyor, Habil de dâhil! Çok basit bir hesapla I. ve II. Dünya savaşlarını biz başlatmadık, şehirlerin orta yerine atom bombalarını da biz atmadık, modern dünyanın cinayetlerinden, katliamlarından biz sorumlu değiliz.

Aynı şekilde günümüzde ajan-provo faaliyet yürütenlerin yaptıkları da bize fatura ediliyor, sanki 5. Kol, 4. Nesil ve özel-psikolojik savaş yokmuş gibi, sanki kapitalist modernite yok gibi tüm suçlu Müslümanlar! Üstüne üstlük hem cellat olup hem de onlara âşık olmamızı istiyorlar. Oryantalist, pozitivist, ilerlemeci, Aydınlanma’cı kafalar biraz fazla “Tanrısal”. Kusura bakmayın, sizin keyfiniz için Hakk’a sövdürmeyiz!

Batılı anlamda “hukuk devletini”, “özgürlükleri” savunanlar, Fransız devletinin dergiye saldırı düzenledikleri iddia edilen kardeşleri her devlet gibi, bir yerde sıkıştırıp öldürdüğünü görmezden geldiler. Hani hukuk, hani özgürlük? İşte bunlar hep medya! Saldırı sonrası İslamofobik, modernist, pozitivist, Aydınlanma’cı Cumhuriyet çocuklarının İslam’a nasıl kin kustuklarını, bilinçaltlarında nasıl bir nefret yumağı barındırdıklarını bir kez daha görmüş olduk. Bir musibet herkesin maskesini düşürdü. Büyük fotoğrafta hepimizi “istatistik veri” olarak görenler bizi sosyolojik bir programa tabi tutmak istediler.

Allah düşmanı sömürgeciler, Fransa’daki mitingde birleştiklerinde modern dünya gerçek yüzünü bir kez daha göstermiş oldu. Ali Şeriati’yi de hatırlamak gerek: “Sömürgecilik ve sermayedarlığın -demokrasi kılıfına bürünmüş ve liberalizm maskesi takmış kapitalizm ve sömürgecilik- dünya çapında milyonlarca Müslüman’ın, Hindu’nun, zencinin, sarı derilinin -Uzak Doğu’lunun- kanını döken körüklediği ateşe karşı Avrupa’nın hangi düşünürü, hümanisti, hatta sosyalisti ile komünisti itiraz sesini yükseltti?” Dergi saldırısının ardından aklıselim bazı komünist ve anarşistler çevreler -özellikle Fransa’dakiler- “Bu işin içinde bir iş var” demeyi ihmal etmediler, onların hakkını teslim etmiş olalım.

Söz de insan sevici, aşırı “hümanist” bazı çevreler; Cumhuriyetçi, pozitivist, ulus-devletçi kapitalist modernitenin çocukları -ki bunlar kendilerine ister anarşist, ister sosyalist, ister komünist desin hiç fark etmez-, Fransa sokaklarında yürüyen elitler/seçkin takımı, soytarılar ve şöhretli devlet adamları aynı potada birleştiler: İslamofobi ve Oryantalizm!

Fransa’daki Cumhuriyet, pardon İslamofobi mitingine, Abbas, Netanyahu, Davutoğlu, Cameron, Merkel ve İspanyol faşist yönetimi vs. katılırken, bizim sözde anarşist Cumhuriyet çocukları, sağcı solcu liboşlar, pozitivist Aydınlanmacı faşistler, Kemalistler-ulusalcılar da İslam’a duydukları nefreti salya sümük ortalığa saçtılar. Aristo, İbn-i Rüşd ve Farabi mantığından hareketle, sözünü ettiğimiz kişi ve gruplar aynı mantığa sahip: Hepsi Allah düşmanı!

“De ki, Hak geldi, bâtıl zail oldu; zaten bâtıl zail olmaya mahkûmdur.” (İsrâ; 81)

İslam, insana her şeyi sorgulatır ancak her şeyi yaptırmaz. Esneklik vardır bizde ama kırılma asla yoktur. Bir kere kırılırsanız, fay hattı asla düzelmez. Bâtıl karşısında Hakk’ı tutup ayağa kaldırmak öncelikli amacımızdır. İslam nedir? Sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz bir dünyaya, yeryüzü cennetine giden yolun adıdır ve hiç kimse buna itiraz edemez.

Azgınlar sürüsü ise bu yolun son peygamberi Hz. Muhammed’e ve Kur’an-ı Kerim’e karşı akla hayale sığmayacak hakaretler ediyor. Karşılarında kim olduğundan habersizler. Biz Allah Resul’ünü görmeden sevdik, onu kitaplarda okuyup zihnimizde, gönlümüzde hayal ettik, bu yüzden haya ediyoruz onu tasvir etmekten, onu putlaştırarak yolumuzu tıkamıyoruz. Pozitivist, oryantalist, Aydınlanma’cı kafalar, hayal etmekten o kadar uzaklar ki haya etmiyorlar. Hayal edip gören mi kör, yoksa zulme çanak tutup haya etmeyen mi? Mesele karikatür falan değil aslında, sözü edilen kafaların İslam’ı ve Müslümanları aşağılamalarıdır. O kadar nankörler ki, yeryüzündeki nimetlerden faydalanıp bu nimetleri yaratana ve O’nun elçilerine sövüyorlar. Yapmak istedikleri şey, bizi modernleştirmek, Batılılaştırmak, kendilerine benzetmek, Müslümanları hizaya getirmektir.

Bu operasyon yeni dünya düzeninin yeni bir aşamaya geçtiğinin sinyalidir aynı zamanda. Bu lanetli düzenin önündeki tek engel ise İslam’dır. Neo-liberalizme karşı insanlık onurunu ancak ve ancak İslam ile ayağa kaldırabiliriz. İnsanlık onurunun yeni dünyayı yeneceğine şüphe yok.

Allah’a ve peygamberlerine sadakat şerefimizdir. Batı’nın çocukları bu sadakati anlayamazlar. Allah’a teslim olan Müslüman’dır ve gerektiğinde her şeyini gözü kapalı feda eder. Biz Batılılara benzemeyenler, Batı’nın önünde secde etmeyenleriz! Bu coğrafyanın İslam’a küfreden şarlatanları ise gönüllü sömürülenler ve cellatlarına âşık olanlar, efendilerine benzeyenler, ezilenlere sövenler, “tüket, itaat et, geber” modunda yaşayanlar.

Şimdi, asıl feryat ve figan yaşarken ölenler için koparılmalıdır; köprü altlarında aç, susuz, kimsesiz, çıplak bırakılmış olanlar için, Irak’ta, Suriye’de, Filistin’de, Keşmir’de, Afganistan’da, Doğu Türkistan’da katledilenler için, birileri 70 milyar dolar servet biriktirirken, aç geceleyip aç sabahlayan 1,5 milyar insan için.

Biz, siz istediğiniz için hiç kimseyi kınayacak değiliz. Kınamıyoruz, çünkü biz henüz sömürülmeye müsait değiliz, midemiz de sizinki kadar geniş değil!

Mehmet Lütfü Özdemir – akilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s