Kaan Yiğenoğlu / Kentleşme Üzerine / Yazarlar / Yorum-Analiz

Ulaşım Hakkı Ama Nasıl? (1)

köşe20-kaan-yiğenoğluGünümüzde Müslümanlar ulaşımda otomobil yerine başka bir alternatif düşünemiyorlarsa bunun nedeni yürümeyi unutmuş olmalarındandır. Yeni doğan bir çocuğa nasıl yürümesi öğretiliyorsa insan büyüdükçe nasıl yürünmeyeceği ona bellettirilmektedir.

Yürümek Özgürleştirir

Kentleşmeye, otomobilleşmeye, sanayileşmeye ve özellikle ulaşım endüstrisine yönelik eleştirilerimize karşı nasıl bir model önerdiğimiz sorulmaktadır. Yeni bir model önermiyoruz. Bizim olanın çarpıtılmış halini gözler önüne sermeye çalışıyoruz. Bizim olanı tüm dünyaya dayatma gibi bir hedefimiz yoktur. Ancak bugün geldiğimiz noktada modern dünyaya eklemlenmemiz fıkhımıza zarar verir duruma gelmişse, Müslüman kardeşlerimizin emeği sermaye daha çok büyüsün diye sömürülüyorsa ve hatta cana kasteden bir kalkınma anlayışı bu topraklarda egemen olmuşsa paradigma değiştirmemiz kaçınılmaz duruma gelmiştir. Bu anlamıyla eğer eleştirilerimiz kafalarda bir karışıklık oluşturuyorsa bu iyi bir gelişmedir.

Yazılarımızda aynı konuları tekrar ediyor gibi bir izlenim oluşabilir. Ancak ele aldığımız konular bir bütünün parçaları şeklindedir. Kentleşme politikalarına karşı olan tavrımızı otomobilleşme ideolojisine karşı da geliştirmeliyiz. Sanayileşme ve kalkınmanın Batı’nın sömürü politikalarının bir örtüsü olduğunu dile getirirken kapitalizme ve modern topluma yönelik itirazlarımızı da belirtmeliyiz. Bireyselleşmeyi önümüze koyarlarken cemaatik yapıların bozulmasının ve ailenin dağılmasının sonuçlarını da irdelemeliyiz. Hatta İslam’ın yeniden yorumlanmaya çalışılması ve hadissiz İslam anlayışının popülerleşmesinin dahi meselemizle ilgisi vardır. Ailemizin yıkılması da, mahallemizin yok olması da, şehirlerimizin dönüşmesi de bir bütünün parçalarıdır, tek tek ele alınmaları gerekir. Bu nedenle tüm yazdıklarımız bir bütün olarak değerlendirildiğinde meselenin daha iyi anlaşılacağı kanaatindeyim.

Günümüzde Müslümanlar ulaşımda otomobil yerine başka bir alternatif düşünemiyorlarsa bunun nedeni yürümeyi unutmuş olmalarındandır. Yeni doğan bir çocuğa nasıl yürümesi öğretiliyorsa insan büyüdükçe nasıl yürünmeyeceği ona bellettirilmektedir. Bugün kime sorsanız özellikle büyük kentlerde yaşayanlar yürüyerek bir yere gitmenin imkânsız olduğunu size söyleyeceklerdir. Doğrudur bugün büyük kentlerde yaşayan birisi evden dışarı adımını atar atmaz az sonra bir araca binmezse bir yere gitmeyi hayal edemez duruma gelmiştir. Üstelik bunu her gün okula, işe, alışverişe gidenler için düşündüğümüzde Allah’ın bize bahşettiği ayaklarımızı kullanamaz duruma gelişimiz modern toplum için bir trajedidir bana göre.

Yürürken insan, yaratılışının daha çok farkına varmaktadır. Bir beden sahibi olduğunu ve bunun kullanımını daha fazla hissetmektedir. Bu, insanın fıtratına dönüşünü sağlayacak bir eylemdir. Bu anlamda yürümeye sadece basit bir hareket olarak bakamayız. Aksine yürümek kapitalizmin bu topraklarda serpilip gelişmesini engelleyen bir karşı harekettir. Siz yürüdükçe sermayenin saldırılarını, sömürgeleştirme çabalarını her defasında boşa çıkartmış olursunuz. Üstelik bu şiddetsiz bir eylemdir. Hiçbir şiddete başvurmadan sadece yürüyerek pek çok meselenin üstesinden gelmek mümkündür.

Gandhi’nin ünlü “Tuz Yürüyüşü”nü hatırlayın. Yürüyüşün amacı 1762 yılında Doğu Hindistan Kumpanyası’nın mirası olan ve yılda 25 milyon pound’luk vergiye kaynaklık eden Britanya’nın tuz tekelini protesto etmektir. Gandhi ve beraberindeki binlerce kişi 24 günlük bir yürüyüşten sonra Hint Okyanusu’ndaki Dandi köyüne kadar gitti bir parça tuzu eline alıp ufalayarak bir Hindu’nun tuz çıkaramayacağına dair yasayı ihlal etti. Sonunda Britanya Hindistan’dan çekildi ancak Hindistan’da karışıklıklar dinmedi. Bu bir pasif direnişti, bu bir sivil itaatsizlikti, bu bir barışçıl karşı koyuştu. Dolayısıyla yürümek, kapitalizmin baş edemeyeceği ve hatta onu alt edecek olan devrimci bir eylemdir. Devrimden bunu anlamalıyız, ortalığı yakıp yıkmayı değil.

Şöyle düşünelim bugün kentlerdeki insanlar “Ben işime yürüyerek gitmek istiyorum” deseler kent yapılanmasındaki değişiklikler ile o kentten kapitalizm büyük ölçüde kovulacaktır. “Yürüyüş hakkımız engellenemez” diyen genç nüfus için bir çağrı yapmıştım her gün 20 dakikalık bir mesafenin yürünmesi tekelci endüstriye büyük bir darbe indirir diye. Bugün özgürlük talebinde bulunan insanlar sermayenin kendilerine dayattığı “yürümeyen, petrole bağımlı” insan tipinden bihaberdir. Aksi olsaydı önce yürüyüş hakları için yürürlerdi. Hür olmak budur. Bu konuda daha önceki bir yazımıza bakılabilir.[1]

Kaan Yiğenoğlu – akilvefikir.org

——————

[1] https://akilvefikir.org/2014/10/24/devrimci-bir-eylem-olarak-yurumeye-ovgu/

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s