Kaan Yiğenoğlu / Yazarlar / Yorum-Analiz

İslam Kalarak Kalkınmak – Batı’nın İlmi ve Tekniği

köşe20-kaan-yiğenoğluBatı’nın tekniği ile Marmaray yaptınız, medeniyet bu mu? Batı’nın tekniğini yüceltmek Batı’nın sömürgeleştirme ile kalkındığını unutmaktır. Batı’nın tekniğini alarak İslam medeniyetini kurmak hayaldir. Her teknik kendi toplumsal-kültürel şartlarında doğar ve gelişir… Anadolu’nun üretim modelinin Batı’nın sınai üretimine benzemediği tarihsel olarak sabittir.

Zaman gazetesi yazarı Hekimoğlu İsmail “İslam Nizamının İçinde Kalmaya Gayret Etmeliyiz” başlıklı yazısında[1] Müslümanların Batı’nın ilim ve tekniğini almalarının haricinde başkalarına benzemelerinin zafiyet olduğunu ifade etmiştir. Batı’nın ahlâkını, kıyafetini, yaşantısını değil ilmini ve tekniğini alma düşüncesi İslamcılık akımının en önemli savunularından birisidir. Bu anlamda Türkiye’de siyasi yelpazenin en ucundaki partiden diğer ucundaki partiye kadar tüm gruplar Batı tipi sanayileşmeyi, kalkınmayı, teknik gelişmeyi savunmaktadırlar. Bu anlamda tüm partilerin tek ideolojisi vardır: Kalkınmak.

Hekimoğlu İsmail de yazısında “Müslüman için, ilim ve teknik hariç başkalarına benzemek zafiyettir. Çünkü İslamiyet hayat dinidir; antitez değil, tezdir. Yaşanmalıdır; nazariyede kalmamalıdır.” diyerek Müslümanların geri kalmışlığının nedeni olarak Batı’nın gittiği yoldan gitmeyip teknik gelişimlerini gerçekleştirememelerini göstermektedir. Bunun diğer bir ifadesinin de, İslam dairesi içinde kalarak kalkınmanın, refahın, zenginliğin mümkün olduğu ve İslam’ın maddi terakkiye mani olmadığını ispatlama gayreti olduğunu belirtmemiz gerekmektedir.

Batı tekniğini aktarmanın İslam medeniyeti için gerekli olduğu düşüncesinin arkasında medeniyetin maddiyat, ilerleme ve refah ile özdeş görülmesidir. Medeniyetin din ile olan bağının kopartılması suretiyle sapılan bu düşünce, Müslüman dünyanın Batı tarafından sistematik olarak sömürülmesine yol açmıştır. Sanayileşme ve kalkınma yolunda atılan adımların Müslümanların emek gücünü sömürdüğünü ve hatta Müslüman toprakların açık pazar haline getirilerek Batı’nın küresel şirketleri tarafından işgal edildiğini unutmamak gerekir.

Batı’nın tekniği ile Marmaray yaptınız, medeniyet bu mu? Batı’nın tekniğini yüceltmek Batı’nın sömürgeleştirme ile kalkındığını unutmaktır. Batı’nın tekniğini alarak İslam medeniyetini kurmak hayaldir. Her teknik kendi toplumsal-kültürel şartlarında doğar ve gelişir. Batı’nın kitlesel sınai üretiminin İslam tarihinden bir örneğini verin. Anadolu’nun üretim modelinin Batı’nın sınai üretimine benzemediği tarihsel olarak sabittir. Tüm bu gerçekler ortadayken İslam medeniyetinin oluşmasında Batı’nın ilim ve tekniğini alma düşüncesinin zafiyet oluşturmadığını söyleyemeyiz. Bilakis en büyük zafiyet Anadolu’nun üretim yapısının Batı tipi kalkınma hamlesi gerçekleştirmek için tamamen sil baştan yeniden oluşturulması ile yaşanmıştır.

Batı’nın ilim ve tekniğine rıza üretmek Batı’nın ileri olduğunu ve Müslümanların geri kalmışlığını baştan kabul etmeyi gerekli kılar. Bu düşüncenin gerisinde Batı’nın teknik gelişme ile kalkındığı fikri vardır. Hâlbuki Batı’nın kalkınmasının teknik gelişmişlikle ilgisi yoktur. Batı, hem belli bir dönem kendi emeğini hem de Batı dışı toplumları sömürerek elde ettiği birikimi sanayileşme yolunda kullanarak teknik gelişmesini gerçekleştirmiştir. Dolayısıyla bir Müslüman’ın bu yolla ekonomik gelişmesini sağlamış bir coğrafyayı ileri, kalkınmış, refaha kavuşmuş, medeniyet olarak adlandırması hatalıdır.

Hekimoğlu İsmail yazısında Biz Avrupa medeniyetine karşı değiliz, Avrupalılaşmaya karşıyız; ilimde, teknikte onlarla beraberiz.” demektedir. Avrupa’yı bir medeniyet olarak tanımlamak İslam medeniyeti tanımının yapılmasını imkânsız kılmaktadır. Medeniyetin İslam ile bağlantısının koparılması sayıya, ölçülebilir olana, istatistiğe kutsallık atfedilmesine yol açmıştır. Bu anlamda İslâm toplumlarının kendine ait bir medeniyetleri ancak kendilerine ait üretim modelleri ile mümkün olacaktır. Batı tekniğinin aktarılması ile gerçekleşecek bir modelin toplumun sınıflara ayrılmasına hizmet etmeyeceğini kim garanti edebilir. İslam’ın sınıflı bir topluma onay verdiği ise görülmüş şey değildir. Dolayısıyla Batı’dan teknik aktarımı nihai olarak İslam dininin yaşanmasına zarar vermektedir.

Batı’dan teknik aktarımı yoluyla sanayileşmeye ve kalkınmaya çalışmak bir ideolojiye inanmaktır. Bu ideoloji Batı toplumlarında üretilip geliştirilerek ambalajlanmış ve Batı dışı toplumlara verilmiştir. Bu ideolojinin mimarı sömürücü Batı’dır. Batı dışı toplumların sanayileşme-kalkınma yolunda attıkları her adım Batı’nın refahını ve Batı’ya bağımlılığı artırmaktadır. Tekno-endüstriyel kalkınmacılık Batı’nın sömürü düzenini dünyanın geri kalanına dayatmasıdır. Batı’nın teknik gelişmişliği bir göz bağlama taktiğidir. Müslümanların gözleri bağlandıktan sonra dünyaya Batı’nın gözüyle bakmaya başladıkları herkesin malumudur.

Kaan Yiğenoğlu – akilvefikir.org

——————

[1]http://www.zaman.com.tr/hekimoglu-ismail/islam-nizaminin-icinde-kalmaya-gayret-etmeliyiz_2266934.html

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s