Kaan Yiğenoğlu / Yazarlar / Yorum-Analiz

Kariyerizm ve Konformizm

köşe20-kaan-yiğenoğluGözünü para hırsı bürümüş olanların, gösterişten, şatafattan, alkıştan ve kalabalıkların beğenisini kazanmaktan haz duyanların bir Firavun’a ve Firavun’un da bu tip yardımcılara ihtiyacı olduğu açıktır. Her Firavun’un bir asalağı olacaktır; tıpkı her Firavun’un bir Musa’sı (a.s) olacağı gibi.

Günümüzde modern ideolojiler olarak kariyerizm ve konformizm her yaştan kesimi etkisi altına almış durumdadır.

Kariyerizm ve konformizm ideolojileri yeni yükselen sınıfsallaşmanın sembolleridir. Kariyerizm ve konformizm, modernizm ve pragmatizm ile birleşerek kapitalizmi oluşturur.

“Kariyerizm” kelimesinin kökeni, Fransızca’daki “carriere/gidilen yol, doğrultu”, İtalyanca’daki “carriara/araba yolu” üzerinden Latince’deki “carrus/yük taşıtı”na dayanır.

Bu anlamda kariyerizm “bir hedefe doğru yol almak, yol tutmak, gitmek istediği yere varmak” gibi anlamlara gelir.

Kariyerizmde yol değil hedef önemlidir. Hedefe ulaşmak birincil amaçtır. Bu yolda her şey mübah olarak görülebilmektedir. Dolayısıyla birliktelik, toplumsallaşma, bilgelik gibi değerler geçersizdir. Bunlar olsa olsa daha kariyerli olmak adına çıkar ilişkileri içerisinde kullanılıp atılabilir değerler olabilir.

Kariyerizm ilkesel duruşun terk edilmesini gerektiren ileri ilkesizlik durumudur. Kariyer basamaklarında yükselirken omurgalı olmak kabul edilmez, işi kılıfına uydurmaktır aslolan.

Bir toplumda özellikle genç nüfusta kariyer yapma ve konforlu bir hayata sahip olma hırsı egemen olmuşsa orada modernitenin sözü geçiyor demektir ve böyle bir toplumda İslam ahlakının yaygınlaşması imkânsızdır.

Konformizm ise Fransızca “conformiste”ten Türkçe’ye giren bir sözcüktür. “Sorgulamadan itaat eden, boyun eğen, intibak eden, uyum sağlamış” anlamlarına gelir.

Konformizm uymacılıktır, uyumculuktur. Mevcut olana, kabul edilmiş değer yargılarına, ölçütlere, şartlara, kalıplara, bazı davranış kalıplarına eleştirel yaklaşmadan, onlarla uyumlu ve barışık yaşamayı tercih etmektir.

Sosyal psikolog Solomon Asch’a göre insanlar çoğunlukla aynı fikirdeymiş gibi davranıyor ve zamanla buna kendilerini ikna ediyorlar. Böylece başta inandıkları değerleri topluma uyum sağlama adına bırakıyor, rahat ediyorlar.

Sihirbazlar Firavun’a geldiler ve “Yenecek olursak bize şüphesiz bir mükâfat var değil mi?” dediler. Firavun: “Evet, yenerseniz bana yakın kimselerden, gözdelerden olacaksınız” dedi. (A’raf: 113-114)

Firavun sihirbazlarına Musa’yı (a.s) yenmeleri halinde kariyer yolunda ilerleyecekleri sözünü verdi. Hem de öyle bir ilerleyiş ki Firavun’un en yakınlarından olmak gibi bir şey. Bu vaat sihirbazlar için kariyerlerinin en üst basamağı demekti. Dokunulmazlık zırhını kuşanabilirlerdi.

Firavun’un yanında kariyerlerinin zirvesine ulaşacaklarını bilen sihirbazlar elbette bunun konformizmle mümkün olacağını da biliyorlardı. Dünya hayatını böylece garantiye alacaklarını düşündüler.

Çünkü gözünü para hırsı bürümüş olanların, gösterişten, şatafattan, alkıştan ve kalabalıkların beğenisini kazanmaktan haz duyanların bir Firavun’a ve Firavun’un da bu tip yardımcılara ihtiyacı olduğu açıktır. Her Firavun’un bir asalağı olacaktır; tıpkı her Firavun’un bir Musa’sı (a.s) olacağı gibi.

Ancak sihirbazlar için kariyerlerinin ve konforlarının garantörü olan Firavun, Musa (a.s) için helâk edilecek olan birisidir.

(Musa, Firavun’a:) “Pekâlâ biliyorsun ki” dedi, “Bunları birer ibret olmak üzere, ancak göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de senin hakikaten mahvolduğunu sanıyorum!” (İsrâ: 102)

Demek ki modern dönemde iktidar sahiplerinin kendileri için çalışmalar gerçekleştiren, yayınlar yapan, yazılar yazan kişileri, kurumları, gazeteleri en gözde kişi ve kurumlar haline getirmelerine ve yakınları arasına katmalarına aldanılmamalıdır.

Üstelik bunu din adına, Allah adına, İslam davası için yaptıklarını söyleyebilir, namaz kılıp hacca gitmiş olabilirler ve dillerinden Allah adını bir an olsun dahi düşürmeyebilirler. Böyle oldukları halde böyle bir çıkar ilişkisi içine girebilirler.

Çünkü Firavun da dinsiz, Rabbini tanımayan birisi değildir. Yukarıda İsrâ Suresi’nin 102. Ayetinde görüldüğü gibi Musa (a.s), Firavun’un, bunların göklerin ve yerin Rabbi tarafından indirildiğini bildiğini söylüyor.

Ayrıca Firavun tüm bu yaptıklarını insanları doğru yola götürmek için yaptığını söylemektedir. “‘Ey kavmim! Bugün, yeryüzüne hâkim kimseler olarak hükümranlık sizindir. Ama Allah’ın azabı bize gelip çatarsa, kim bize yardım eder?’ Firavun: ‘Ben size kendi görüşümü söylüyorum ve yine size ancak doğru yolu gösteriyorum’ dedi.” (Mü’min: 29)

Kariyer ve konfor peşinde gidenlerin sonunda Firavunvari bir düzene ihtiyaçları olduğu açıktır. Bu hedef peşinde koşanlar kendilerine bunu sağlayacak olan düzenin efendilerine ses çıkaramayacaklardır. Çünkü bu efendiler, göklerin ve yerin yaratıcısı olarak Allah’ı tanıdıklarını söylerler fakat mülkün kendilerine ait olduğunu iddia ederler ve bu mülkü bir tahakküm ve insanları rekabet içerisinde yarıştırma aracı haline getirerek insanları sömürmek için kullanırlar.

“Firavun kavmine seslendi ve şöyle dedi: ‘Ey kavmim! Mısır’ın mülkü ve altımdan akıp giden şu ırmaklar benim değil mi? Hâlâ görmüyor musunuz?’” (Zuhruf: 51)

Firavun veya Firavun zihniyetine sahip olan kişiler saltanatlarını, hegemonyalarını devam ettirmek için halkı sınıflara ayırıp halkın bir kısmını ezebilirler.

“Firavun, (Mısır) toprağında gerçekten azmış, halkını çeşitli zümrelere bölmüştü. Onlardan bir zümreyi güçsüz buluyor, onların oğullarını boğazlıyor, kızlarını ise sağ bırakıyordu. Çünkü o bozgunculardandı.” (Kasas: 4)

Kariyer yolunda ve konfor talebinde dünya egemenlerine itaat etme ameliyesi öyle bir noktaya gelir ki adeta bu egemenler kendilerini ilah yerine koyarlar, onlara itaat edenler de Allah’a inanır gibi onlara inanırlar ve sözlerinden çıkmazlar. Nitekim Firavun da kendisini ilah yerine koymuştu.

“Firavun: ‘Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka bir ilâh tanımıyorum. Ey Hâmân! Hadi benim için çamur üzerine ateş yak (ve tuğla imal et), bana bir kule yap ki Musa’nın tanrısına çıkayım; ama sanıyorum ki o mutlaka yalan söyleyenlerdendir’ dedi.” (Kasas: 38)

Kaan Yiğenoğlu – akilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s