Din / Mevlüt Hönül / Tarih-Kültür / Yazarlar / Yorum-Analiz

Dünyevileşmeye Karşı Zühd ve Takva

köşe15-mevlüthönülZühd, İslam’ın kendisidir. Takvayı esas alan, dünyevileşmeye karşı ahireti önemsemeyi emreden Müzemmil Suresi’nin ilk on ayeti, erkek ve kadını bu hususta eşit tutmuştur. Siyasî ve sosyal yozlaşmaya karşı manevî zırha bürünmenin adıdır zühd.

Kur’an-ı Kerim’de iman esasları anlaşılır bir biçimde bildirilmiştir, İslam’da imanın temel kaidesi Tevhid’dir. Ancak ilk dönem zahitleri Hakikat-i İlahî’ye ulaşmak için aklın fevkinde olan başka yollara başvurmuşlardır. Sûfîlerin bu düşünce tarzları, her şeyi Allah’a dayandırma fikirleri, saltanat sahiplerini her daim rahatsız etmiş, tahammülsüzlük yaratmış ve onların cezalandırılmasına sebep olmuştur.

Saltanat sahipleri Allah’ı kendi mülklerine, saltanatlarına rakip olarak görmüş, Allah’ın “Malik” sıfatını hazmedememişlerdir. Her şeyin maliki Allah olursa, saltanatın, malın-mülkün ne değeri kalır? İsra Suresi’nin 70. Ayetinde her şeyin Âdemoğulları için yaratıldığı belirtilmiştir ki, bu, saltanat sahiplerinin mülkü tekellerine alamayacaklarının delillerinden biridir.

Zühd, İslam’ın kendisidir. Takvayı esas alan, dünyevileşmeye karşı ahireti önemsemeyi emreden Müzemmil Suresi’nin ilk on ayeti, erkek ve kadını bu hususta eşit tutmuştur. Siyasî ve sosyal yozlaşmaya karşı manevî zırha bürünmenin adıdır zühd.

Allah Resul’ünün vefatından sonra başlayan zenginleşme, Müslümanların büyük çoğunluğunun dünyaya yönelmesine ve fitne hareketlerinin baş göstermesine sebep oldu. Dünya nimetlerine karşı muttaki kalmak isteyenler, imanları gereği, dünyevileşmeye karşı mücadele tarzı olarak zühdü benimsediler.

Zühd anlayışıyla hareket eden önemli isimlerden biri de Ebu Zer El-Gıfarî idi. O, siyasî erki Allah’ın hükümlerine davet etmiş, ganimeti tekellerine alanlara karşı mücadele etmiştir. Bu mücadele, Hasan-ı Basrî’nin, Ehl-i Beyt İmamlarının, Ebu Hanife, İmam Malik, İmam Şafiî ve Ahmed b. Hanbel’in iktidar karşısında takip ettikleri direniş metodolojisinin gelenek haline gelmesi sayesinde bizlere kadar intikal etti.

Bugün kendilerini mezhepli olarak görenler, mezhep imamlarının yaşamlarından, onların siyasî otorite karşısındaki Muhammedî duruşlarından habersizler; taklidî bir iman ile hareket etmekte, zühdün siyasî otorite karşısında ifade ettiği anlamı bilmemekte, füruat hususunda kılı kırk yararak dinî karmaşık hale getirmekte ve mülk sahiplerine hizmet etmekteler.

Zühd ehli insanların mücadeleleri nefsin arzularına ve haksız yollarla servet ve iktidar elde eden mülk sahiplerine karşı hem sözlü hem de takvaya dayalı yaşam biçimi şeklinde kendini göstermiştir. Takva elbisesi içerisinde sosyal ve ekonomik adaletsizlik karşısındaki direniş, siyasî iktidarı ellerinde bulunduran ve kölelik düzenini yeniden inşa edebilmek için zorbalıkta sınır tanımayan saltanat sahiplerini, zühd ehlinin tasfiyesine sevk etmiştir.

İnsanî değerler üzerine inşa edilen siyasî, sosyal ve iktisadî yapı yerine kendi sistemlerini hâkim kılmak isteyen Ümeyyeoğulları, asabiyeyi yeniden diriltmiş, muhalif sesleri işkence, sürgün ve katil yoluyla sindirmeye çalışmış, tarihte eşi benzeri görülmemiş yöntemler kullanarak Müslüman toplum üzerinde korku politikalarını yürürlüğe koymuştur.

Bu korku ortamında insanlar hem karşı bir duruş olarak hem de huzur ve selamet adına nefsi temizlemeyi, dolayısıyla dünya malından arınmayı ve ahlakî değerlere bağlılığı öngören zühd anlayışına yönelerek, dünyevileşmenin doruk noktaya ulaştığı bir dönemde saf, temiz bir kulluk anlayışını benimseyip, Kur’an’ın ve Sünnet’ten ayrılmamaya çalıştılar.

Hz. Peygamber’i örnek ve rehber olarak benimseyen zühd ve takva ehli, o dönemde Emevî ve Abbasî iktidarlarının İslam dışı uygulamaları karşısında mücadele verdi, ancak hicretten sonra ikinci asrın sonlarına doğru bu hareket kurumsal tasavvufa dönüştü, böylece özden uzaklaşma baş gösterdi, bid’at ve hurafeler yavaş yavaş her yanı sarmaya başladı. Sonunda zühd ve takva anlayışı yerini suya sabuna dokunmayan, zalime itaati meşru gören ve mürşid-mürid ilişkisini efendi-kul ilişkisine dönüştüren kurumsal bir yapıya bırakmış oldu.

Günümüzde tasavvuf -tarihsel sürecin devamı olarak- ayağa düşmüş, mal-mülk ve makam-mevki düşkünlüğü had safhaya çıkmış, güç odaklarına ve oy deposuna dönüşen şebekeler peydah olmuş, TV programlarının müdavimi olan şovmenler türemiştir. Dolayısıyla mevcut yapılar, ilk nesil zühd ve takva hareketini temsil etmemektedir.

Dirileri uyarmak ve insanları Allah’a davet etmek yerine, ölüleri istismar eden, insanları kendilerine çağıran, Allah ile aldatmada hünerli olan, dünyevileşmeyi esas alan şebekeler, bir yandan finansal açıdan güçlenirken, öte yandan din adına kurgulanan asılsız hikâyeleri fon müzikleri eşliğinde halkın zihnine zerk ederek insanları uyuşturmakta, onları hem kendilerinin hem de emirlerinde oldukları siyasî oluşumların hizmetkârları haline getirmektedir.

Bugün “tasavvuf” olarak empoze edilen anlayış, aklı hükümsüz kılarak insanları sorgulamaktan alıkoymaktadır. Allah adını duyduklarında ilimden değil cehaletten kaynaklanan bir teslimiyetle hareket eden yığınlar, bu pespayeliği “İslam” zannetmektedir.

Dün bir ve beraber olanlar, bugün birbirlerinin kuyusunu kazmaktan çekinmemektedirler. Mazlumlara zulmedilirken zalimlere yardakçılık yapan, kendisi de yıllarca mazlumlara kan kusturan “derin dinî yapı”, bugün “mazlum” durumuna düşmüştür. Etme bulma dünyasıdır bu.

Sonuç olarak dün olduğu gibi bugün de dünyevileşme tavan yapmış durumdadır ve bu açıdan ilk nesil zahitlerin yolunu sürdürecek yeni bir zühd ve takva hareketine ihtiyaç vardır.

Mevlüt Hönül – akilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s