Kaan Yiğenoğlu / Kentleşme Üzerine / Yazarlar / Yorum-Analiz

Medeniyet “Tek Dişi Kalmış Canavar” mı?

köşe20-kaan-yiğenoğluMüslümanların elbette bir medeniyetleri olacaktır. Ancak bu medeniyet Batı’nın sahip olduğu maddi imkân ve teknolojik üstünlük ile ilgili değildir. Medeniyet din ile ilişkilidir ve ahlâki değer üretir. Bu anlamda Batı’nın sahip olduğu teknik ve bilimin medeniyet olmadığı ortadadır.

Muhafazakâr siyaset yol yapmayı medeniyet sayıyor. Sömürgeci kapitalist Batı ülkelerinde 9 şeritli yollar bu ülkeleri medeni mi yapıyor?

Kuvvet ve yeryüzünü imar etme açısından daha üstün olanların helak olmaktan kurtulamadıkları Allah tarafından bildirilmiştir (Müzzemmil-19)

Demek ki bizden istenilen şey, çok kuvvet toplamak, çok taraftarı olmak, yeryüzünü imar etmek açısından en çok araca sahip olmak ve yeryüzünde çok eser bırakmak ile ilgili değil.

Müslümanların elbette bir medeniyetleri olacaktır. Ancak bu medeniyet Batı’nın sahip olduğu maddi imkân ve teknolojik üstünlük ile ilgili değildir. Medeniyet din ile ilişkilidir ve ahlâki değer üretir. Bu anlamda Batı’nın sahip olduğu teknik ve bilimin medeniyet olmadığı ortadadır.

Kuyruklu yıldıza uzay aracı göndermek Batı uygarlığı ile ilgilidir. Bu medeniyet demek değildir. Medeniyet olsaydı kuyruklu yıldız ile değil aç insanlarla ilgilenirlerdi.

Mehmet Akif medeniyeti “tek dişi kalmış canavar olarak” niteledi, ancak yanıldı. Akif’in kastettiği uygarlıktır. Ancak Akif, medeniyet ile uygarlığı ayırmadığından maddî ve teknik olanakları ölçüt kabul etti.

Müslümanlar şimdiki zamana medeniyet diyorlarsa ilk insan ve ilk peygamber olan Hz. Âdem’e (a.s) “medeniyetsiz” mi demiş oluyorlar? Camilerin silikleştiği Batı tipi kentleri yüceltip Kâbe’yi inşa eden Hz. Âdem’i vahşi kabul etmek nasıl bir zihnin ürünüdür?

Kent, Batı uygarlığının mekân yapılanmasıdır. Kent yaşamı ranta dayalıdır. Kentte bireycilik öne çıkar. Şehir ise, İslâm medeniyetinin bir sonucudur. Şehirde ranta izin yoktur. Şehir cemaatçidir.

Mahalle kentin bir parçası değildir. Kentleşmenin olduğu yerde mahalle kültüründen söz edilemez.

Şehir, mahallelerden oluşur. Mahallede herkes kayıtlıdır. Bugünkü gibi komşusu ile tanışmadan yıllarca aynı yerde oturanlara rastlanılmaz. Mahalle sakinleri birbirlerinden sorumludurlar. En küçük bir asayiş olayı tüm mahalleyi ilgilendirir.

Mahalleler evlerden oluşur. Eve maddi bir yaşam alanı olarak bakılmaz. Ev aynı zamanda kadının üretim yeridir. Kadın evde hayat bulmaktadır. Günümüzde evler konuta dönüşmüştür. Konuta girmek için hayatınızın çoğunu borçlarınızı ödemek için sisteme adamak zorundasınız.

Ev, Müslüman bir toplumun sosyal birimidir. içinde aileyi barındırır. Toplum aileden başlar. Ev sosyal birim olduğundan aileyi bütünleştirir. Ev kutsaldır.

Konutlar bireyci yaşama sahip olanların toplumdan soyutlanmaları için içine girdikleri sığınaklardır. Konutun değeri maddî artışla ölçülür.

Kadın için mahalle mahremiyetini sağlayan bir alandır. Kentte kadın mahremiyetini kaybetmiştir. Örtünmesine rağmen bu böyledir.

Kadın modern yaşamın cazibesine kapılarak evini kaybetti. Evinde ve mahallesinde üreten kadın, kentte tüketimin bir parçası oluverdi. Evini terk ederek kendi çocuğunu kreşe, yuvaya veren kadın maaş için başka çocukların eğitimi, giyimi ve beslenmesiyle meşgul oldu.

Evin geçiminin erkeğe ait olduğunu unutan kadın “ekonomik özgürlüğü” için küresel kapitalizme hizmet ederek ücretlerin aşağı doğru baskılanmasına neden olan yedek işgücüne dâhil olmuştur.

Çocuğuna bakmayı, evini temizlemeyi, ailesine yemek pişirmeyi “hizmetçilik” olarak gören modern kadın, evden çıkarak kime hizmet etmektedir? Kapitalizme!

İslam’ın mehir hakkı tanıdığı kadını kapitalizm aldı ve ucuz işgücü olarak kullandı. Kadını ailesinden koparan sistem buna “kadının işgücüne katılımı” dedi.

Evinde avlusunda mahallesinde kadına üretme imkânı veren Osmanlı’da, kadın mahremiyetini tehlikeye atmadan, emeğini sömürüye açmadan ve ailesinden kopmadan üretimin bir unsuru olabiliyordu.

Bugün evlilik yaşının ilerlemesinin nedeni modern yaşam tarzlarımızdır. Genç kız ve erkeklerin işe girmek için uğraşmaları aile kurmayı geciktirmektedir. Evlenmeyi ikinci plana atan bir genç kız 1.500 km uzaktaki bir şehirde çalışmayı tercih etmektedir.

Müslümanlar 200 yıl kadar önce bir tercih yaptılar. Batı’nın ulaştığı gelişmişlik seviyesine ulaşmak için onların gittiği yoldan gitmeyi seçtiler.

Hâlbuki Batı, sanayileşmesini sömürüden elde ettikleri ile gerçekleştirmişti. Müslümanlar bunu unuttu. “Batı’nın ilmini alalım, ahlâkını almayalım” diyerek yola çıktılar. Batı ilminin Batı dışı toplumları alt etmek için kullanıldığını göremediler.

Bugün geldiğimiz noktada evimiz, ailemiz, mahallemiz, şehrimiz, medeniyetimiz yok olmuştur.

Zihinsel bir kırılma sonucu geldiğimiz bu noktadan yine zihinsel bir değişikliğe giderek kurtulmak mümkündür.

Bunun için tarihimizden örnek alacağımız pek çok olay vardır. Peygamberimizin (s.a.v) hayatı bize bu konularda örnek olacaktır. Peygamberimiz (s.a.v) Medine’de bir cami inşa etti, bir pazar kurdu ve cemaat oluşturdu. Yesrib işte böyle Medine oldu.

Selçuklu ve Osmanlı’daki sosyo-ekonomik yapılanmada da birçok örnekler var. İşte tüm bu değerleri hayata geçirecek fikir insanlarına ihtiyacımız var.

Kaan Yiğenoğlu – akilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s