Din / Güncel Siyaset / Mevlüt Hönül / Siyaset / Yazarlar / Yaşam

Gaye Ne Olmalıdır?  

köşe15-mevlüthönülOkuma, anlama, yaşama kategorilerini bir bütün olarak benimseyemediğimizi ve bu safhalarda birçok eksiklik yaşadığımızı idrak edemediğimiz müddetçe eleştiri yağmuruna tuttuğumuz kesimlerden farkımız kalmayacaktır.

Bizler dinimizin temel kaynağı Kur’an’ı okuyup hayata aktarma noktasında birçok eksiklik yaşıyoruz ancak eksikliklerimizin farkında değiliz. Söz konusu eksikliklerimizin farkında olabilmek için önce nefslerimizi arındırmamız gerekiyor.

Okuma, anlama, yaşama kategorilerini bir bütün olarak benimseyemediğimizi ve bu safhalarda birçok eksiklik yaşadığımızı idrak edemediğimiz müddetçe eleştiri yağmuruna tuttuğumuz kesimlerden farkımız kalmayacaktır.

Mülkü ele geçirme gayesiyle gecesini gündüzüne katan insan toplulukları, gelenekten, paylaşımdan ve daha geniş çerçevede insanî değerlerden gün geçtikçe uzaklaşmaktalar. Günümüz Müslüman’ı yanı başında işsiz, borçlu, hayatı idame ettirecek temel ihtiyaçlardan dahi yoksun bir yığın insan olduğunu unutmuş, her gün selamlaştığı kişilerin ne durumda olduklarından bihaber duruma gelmiştir.

Kuran’ı kavramlar hususunda enine boyuna irdeleyen beyinler, hayatın içerisinde yoksulluğun, çaresizliğin, tükenmişliğin ne olduğunu ya anlamak istemiyorlar ya da anladıkları halde anlamazlıktan geliyorlar.

Hayatın içerisinde olmak, insanların dertlerini, sıkıntılarını paylaşmak ve onların sorunlarına çare aramakla başlar. Manevî hastalıkları teşhis ve tedavi edebilmenin yolu, toplumsal alanlarda, aile ve arkadaş çevrelerinde var olmaktan geçer.

Ülke gündemini meşgul eden tartışmalar etrafında dönüp dolaşan insan yığınları, kendi çevrelerinde var olan düzensizliği görme hususunda sağır, dilsiz ve kör davranışlar sergilemektedirler.

Sanal veya gerçek yaşam içerisinde, “allâme-i cihan” kesilen, icraat hususunda deve kuşu misali kafalarını kuma gömen insanlar, toplum içerisinde gün geçtikçe çoğalmaktadır. Eylemsiz söylemlerin hâkim olduğu “ilim yuvalarını” ıslah etmeye yanaşmayanlar, nasıl ya da ne tür bir İslam’dan söz ediyorlar?

İktidarı ellerinde bulunduranlar, dayatmacı anlayışları doğrultusunda çıkardıkları kanunlar yoluyla insanî değerleri, emeği, insanca yaşama hakkını, kısacası İslam’ın öngördüğü yaşam standartlarını hiçe saymakta, kendi konforlarını, yüksek yaşam standartlarını gözeterek mazlumlar üzerindeki egemenliklerini devam ettiriyorlar.

“Köklere dönme” adı altında millî eğitim kurumlarında Osmanlıca dersini kanun yoluyla zorunlu kılan anlayışın arka planında gerçekten “köklere dönme” düşüncesinin yatıp yatmadığı şüphelidir. Eğer öyle olsaydı aynı kimselerin ötekileştirilen insanların köklerine dönme isteklerine de saygı duymaları gerekirdi, çünkü İslamî köklerimiz bize “ya dinde kardeş ya da tende bir eş” olduğumuzu söylemektedir.

Irkî reflekslerle hareket etmek toplum içinde nifak tohumları serpmekten, insanları birbirine düşürmekten başka bir işe yaramaz. Ortak değerler etrafında kenetlenmek, insanî değerleri yüceltmek, ortak akıl yoluyla toplumsal sorunları çözmek, güçlülerle zayıfları eşitlemek ana gaye olmalıdır.

“Milletin vekili” sıfatını taşımalarına karşın bencil davranan “efendiler”, kendi çıkarları, konforları, akraba ve dostlarının iktidarın imkânlarından yararlandırılması söz konusu olduğunda her tür imkânı seferber etmekte, ancak mazlumların geçinme, barınma gibi en temel haklarını dahi yok sayabilmektedirler. İstisnaî dönemler dışında tarih boyunca hep böyle olmuş, her siyasî iktidar daima mazlumların omuzları üzerinde yükselmiştir.

Sürü psikolojisiyle hareket eden, hakları gasp edildiği halde susan insan toplulukları, kendi haklarını kendi elleriyle iktidar sahiplerine teslim etmekte, bunun yanında dünyalık elde edebilmek için hakikati ketmeden “âlimler” ve kalemlerini kiralayan entelektüeller, her türlü yozlaşmaya rıza gösterebilmektedir.

“Allah’tan başka güç/kuvvet/otorite yoktur” diyenler, inandıkları değerleri hayata hâkim kılmak için eylem safhasına geçmedikleri sürece ahlakî, sosyal, siyasî, ekonomik, hukukî, hiçbir sorun çözülmeyecek, aksine mevcut durum daha da kötüye gidecektir.

Mevlüt Hönül – akilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s