Atilla Fikri Ergun / Yazarlar / Yorum-Analiz

Kadının Çalışması, Hz. Hatice ve Hz. Zeyneb binti Cahş

köşe0-atillafikriergunKadının çalışmaması, evinde oturup çocuk yetiştirmesi, onun sosyal hayattan kopması demek değildir; sosyal hayatı iş hayatıyla eşitleyen ve kapitalist çarkın dışında kalmayı “sosyal hayattan kopmak” olarak algılayan zihin, modernitenin illüzyonunu hakikat zannetmektedir.

Analarımız evdeydi, anneannelerimiz, babaannelerimiz; çocuk büyüttüler, evi çekip çevirdiler, kocalarına sadık kaldılar, yokluklara katlandılar, aileyi ayakta tuttular… Sonra gelen nesiller sağda solda “yeni şeyler” görüp meraklandılar, zaman içinde bu “yeni şeyleri” benimsediler ve “modern çocuklar” olup çıktılar. Modernite onları başka bir kalıba soktu, kapitalizm “Gelin bakalım” dedi, “Kadınları da bu çarkın içine sokun, çalışsınlar”, kapitalist araziye uyum sağlamak gerekiyordu, modern erkeklerimiz, kadınlarımız-kızlarımız hep bir ağızdan “Hay hay” dediler.

Mesele şu ki, kapitalist çarkın içinde yer alan -çalışan- kadının, eviyle, çocuklarıyla, eşiyle ilişkisinde az veya çok bir şekilde problem yaşamakta olduğu aşikâr iken, mevcut tabloya yönelik eleştiriler “modern çocuklarımızı” kızdırmakta, çileden çıkarmaktadır.

Modern düşünce tarafından dayatılan, Batı’dan ithal edilen şekliyle “kadın-erkek eşitliği” söz konusu değildir. Bunun yanında kadınla erkeğin modern düşüncenin sözünü ettiği şekilde eşit olmaması, erkeğin kadından üstün bir varlık olduğu anlamına gelmemektedir.

Kadının çalışmaması, evinde oturup çocuk yetiştirmesi, onun sosyal hayattan kopması demek değildir; sosyal hayatı iş hayatıyla eşitleyen ve kapitalist çarkın dışında kalmayı “sosyal hayattan kopmak” olarak algılayan zihin, modernitenin illüzyonunu hakikat zannetmektedir.

Sorulması gereken soru şudur: Modern Müslüman kadın, Hz. Peygamber’in karşısına çıkıp “Ben istediğim gibi hareket ederim, istersem çalışırım, hiç kimseye sormam, istersem doğururum istemezsem doğurmam, erkeği takmam, erkek nasıl kendini gösteriyorsa ben de gösteririm” vs. diyebilir mi(ydi)?

Kadının çalışmasını teşvik etmek ve onun kapitalist çark içinde yer almasını meşru kılmak için Hz. Hatice’yi örnek göstermek, Hz. Hatice validemizin hatırasına saygısızlıktır. Hz. Hatice validemiz, gösterilmeye çalışıldığının aksine hiçbir zaman çalışan, proleterleşmiş bir kadın olmamıştır, aileden zengindir, onun parasını ticarette kullanması, refakatçiler vasıtasıyla sair memleketlere kervanlar göndermesi, bugün belli bir ücret karşılığı sabah 08.00-akşam 17.00 mesai yapan kadınının iş hayatındaki pozisyonunu karşılamaz.

Lüks ve zenginlik düşkünü modern Müslüman kadının aksine Hz. Hatice validemiz bütün varını yoğunu Allah yolunda harcamıştır, boykot yıllarının aşılmasında onun malî desteği önemli rol oynamıştır, üç yıllık zaman zarfında bütün serveti tükenmiştir. Hz. Hatice validemiz, Hz. Peygamber’den 7 -bir rivayete göre 6- çocuk dünyaya getirmiştir, sadece bu yönü dahi onu günümüzün çalışan modern Müslüman kadınından ayırır.

Çalışan kadınlar için öne sürülen ikinci örnek Zeyneb binti Cahş validemizdir. Tıpkı Hz. Hatice validemize yapıldığı gibi o da, sabah 08.00-akşam 17.00 mesai yapan, günümüzün proleterleştirilmiş modern kadını gibi takdim edilmektedir.

Oysa Hz. Zeynep binti Cahş validemiz de tıpkı Hz. Hatice validemiz gibi zengin bir ailenin kızıydı, deri işleme ustasıydı, ham haldeki deriyi tabaklar, sonra kullanılacak eşyalar dikip satardı, ancak bunu başkasının yanında, başkasının işçisi olarak değil, Hâne-i Saadet’teki müstakil bir odada yapmaktaydı.

Hz. Hatice validemiz gibi o da bütün kazancını Allah yolunda sarf etti ve bu işten elde ettiği tüm geliri fakirler, dullar ve yetimler için harcadı. Dolayısıyla onun da kapitalist sistemin çarkına giren, sabahtan akşama kadar belli bir ücretle mesai yapan, proleterleştirilmiş modern kadınla uzaktan yakından alakası yoktur.

Kendisine “Toplumun yeniden kurulmasında başrol senin, çalışmana gerek yok, evinde otur, çocuk yetiştir” denildiği için küplere binip ortalığı velveleye veren modern Müslüman kadın, kapitalizmin kölesidir. Aklı başında Müslüman genç erkekler, moderniteyi benimsemiş Müslüman kızlarla evlenmemelidir.

Günümüz Türkiye’sinde eş ve anne olarak görevini en iyi şekilde yerine getirebilecek olan Anadolu’nun Müslüman köylü kızı-kadınıdır, ne var ki modernleşme ve buna bağlı kentleşmeyle birlikte onun da nesli tükenmektedir. Bununla birlikte İstanbul’da ve Anadolu’nun kentleşme sürecindeki büyük şehirlerinde istisnasız her kesimden kadın ve erkeğin zihninde modernleşmeden kaynaklanan bin bir türlü pislik yer etmiş bulunmaktadır.

Laik-seküler kesim, erkeklere hizmet veren manikür-pedikür salonlarında çalışan proleterleştirilmiş modern kadının, koltuğa kurulmuş bir erkeğin ayak tırnaklarına bakım yapmasında beis görmeyebilir, biz ise beis görürüz ve itiraz ederiz, onların “eşitlik ve özgürlük” yaveleri de bizi hiç alakadar etmez!

Biz elan çalışmakta olan veya çalışmak isteyen Müslüman kadınlara “Zaruret hali yoksa kapitalist sistemin çarkından çıkın veya bu sömürü çarkına dâhil olmayın, Müslüman toplumun yeniden inşasına katkıda bulunun, çocuk yetiştirin ve sosyal hayatta İslam’ı temsil eden kadınlar olarak aktif rol üstlenin, üç kuruş fazla para uğruna kendinizi proleterleştirmeyin” diyoruz. Buna mukabil birileri de bize “Hayır, biz bu çarka gireceğiz” diyorlar. Girin ama diğerlerini de bu sömürü çarkına girmeleri için peşinizden sürüklemeyin!

Bir de hayatlarında hiç çalışmamış olmalarına karşın Müslüman kadınların çalışması, üretime katıda bulunması gerektiğini söyleyen lümpen hanımefendiler var; modern tarz tesettür, kesif bir makyaj, kafalarda zarif zannedilen oysa kaba duran güneş gözlükleri, elde uzun ince sigaralar, başlarını “akıllı” cep telefonlarına gömmüş, bir yandan sağı solu mesajlarken öte yandan sohbet ediyorlar, öyle bir görüntü ki, dergilerden fırlamışlar sanki, ellerinde bir kırbaçları eksik!

Son olarak şunu söylemek icap eder ki, herhangi bir Müslüman’ı, kadının zaruret hali dışında çalışmasına, proleterleşmesine yönelik eleştirilerinden ötürü İslamofobik kesimlerle bir olup linç etmeye kalkışmak ahlaksızlıktır. Son yaşananlar sosyal linçe katılan modern Müslüman kadının, İslam medeniyetine değil, Batı uygarlığına mensup olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.

Atilla Fikri Ergun – akilvefikir.org

Reklamlar

One thought on “Kadının Çalışması, Hz. Hatice ve Hz. Zeyneb binti Cahş

  1. Bu topraklarda neden neden kapitalizm gibi bozuk bir düzen tuttu diye de sorgulamalı. “Toplumun yeniden kurulmasında başrol senin, çalışmana gerek yok, evinde otur, çocuk yetiştir” şeklinde mi düşündü gerçekten erkekler; yoksa kadını canı sıkılınca dövüp canı isteyince ona bakkaldan şeker mi alıverdi; daha büyük günahları bırakmadan eser üstüne eser devirerek kendini dindar gösterecek malzeme mi biriktirip durdu; sahih olmayan hadislerle nefsini iyice azdırıp üstünlüğün ancak takvada olduğunu aklina getirmek bile istemedi de kadini hakir gorup durdu mu? İyilerin yaninda bu tip erkekler vardi ve vardir da. Şimdi karısının çalışmasıyla övunen tiplerin bir kısmını teşkil eden bunlar çok zarar verdi topluma ve kapitalizm de iste böyle kabul gordu.Önce adam adam olacak. Kadın da kadinligini bilir o zaman. Kadina, “Toplumun yeniden kurulmasında ikimize de düşen gorevler degerli, çalışmana gerek yok, ev ici islerle mesgul olup çocuklarla ilgilenmen senin daha iyi yapacagin mubarek bir gorev ki kalan zamaninda ilimle de mesgul olabilirsin.” denilse samimi olarak, cogu kadin da bunu kabul eder.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s