Edebiyat / Sanat / Turan Bozkurt / Şiirsel

Hey West!

hey-west-1Batı’ya rest!

Hey West!

The best manasınca,

Terra Nova niyetine,

Vespuçi’nin adladığı,

Roma’dan pagan, Grek’ten akıl,

Ve Luther’den protest miraslanıp,

Çağımıza Nova Atlantis öykünen,

Üç yüzlü Hades’lik Putperest!

Yani ki,

Europa’nın sürgün çapulcu çocukları,

Günahlarından kaçarken analarının,

Ve babalarının,

Proküst’ün yatağı engizisyondan,

Cennete koşarken sefil ve irezil,

Geronimo,

Seattle ve Oturan Boğa’mın,

Yani ki Manitu-bir kardeşlerimin,

Canları yetmeyince iştahınıza,

Daha,

Senin ataların daha,

Çakmak taşına yalım acemisiyken daha,

Tigris’in, Euphrates’in vahalı kollarında

Beyda’nın, Baja’nın, Uruk ve Nippur’la,

Harran’ımın ateşlerinden güller bitiren,

Topraktan da asilce hayatla,

Ümran yaratan kardeşlerim,

Filistinli canım çocuklarımın,

(Babadan İbrahim-bir,

Seçkin ve soyluluklarına helva yanına bıldırcın indirilen

Musa’mın garip ve mazlum çocukları, diyerek bağrımıza

Kardeşlikten Sefarad bastığımız,

Davud ve Süleyman’ımın aziz yadigârları olduğundan,

Hem Kudüs’ten yarılarım Harun’umun çocukları hariç,

Samiri’nin öküzüne hâlâ kalp bağlayan bencil kuzenlerinin ellerinden)

Hayat ve kalplerini kinle hançerleyip çanaklarınıza kan kusturdunuz!

Ve üstelik,

Sarı nehir kardeşlerimin,

Kara sahra kuzenlerimin,

Beyaz kutup yeğenlerimin,

Kızıl bozkır hısımlarımın,

Her rüya ve her bir yönlerini,

Ümranlarının has irfanlarını,

Seri tipten kitch örneklerinle,

Güdülerinden sürüleştirerek hem…

Ve öyle ki,

Ve her birimiz,

İntellectum’una hayranken ve sinemaskop hipnozunla özgürlüğe hülyalanırken topraklarında,

Rectum dolayımlı emellerle konforuna kurban ettin halklarımı devasa kapital tapınaklarında,

Kuklalar dikerekten başımıza,

Tiyatralca sahnelenmiş perdelemelerle bin hince gülüp aptallığımıza,

Masa ve kurallarını kendin koyduğun satrançla,

O muhteşem silahlı-diplomatik kahramanlığınla,

Ölümle korkutunca, sıtmalık varlığına kurtarıcı diye sarıldı kardeşlerim,

Gaflet uykumuzdan fırsat bulan her kâbus gibi çökerek hayatlarımıza,

İstediklerini kendimize seçtirdin;

Envai çeşit traji-komik tezgâhla, bir yanak okşayıp, bin kafamızı kırarak…

Hey West!

Tiran niyetli pençelerini gizlediğin,

Hümanist giyimli o eldivenlerinle,

İstiklal ve adalete, namusluk diye sembol sunduğun,

Forever best! Tabii ne demek! The Demos Kratos;

Nazeninliğini iğfal ettiğin bir kaltak,

Demon’a namus bırakmış bir vampir şimdi o!

O şimdi,

O öyle bir,

Senden soylanmış bir hilkat garibesi ki,

Meşveret maskesiyle emelini gizlemiş,

Senin,

Global kapital şehvetlerine peşkeşlik,

Arsa, plaza, tesis, fabrika ve bankalara,

Faiz, vergi, ücret, ırk, fikir, din ve siyasetle,

Yani ki,

Her çeşit,

Maişet prangasıyla köleleşenlerin

İsyanlarına,

En nihayette dipçik darbeli mukabeleleriyle,

Her dönemde yenilenen tarz ve nazıyla bir hiç,

Hiç doymayan kanlı, kinli bir hin…

Ve o, o kadar kirlendi ki,

Ne Efes’i ışık diye savunabiliyorum,

Her kıtamın çocuklarının gözlerine senin kolonyal tanklarının alev tarrakalarından,

Ne de senin Vandal çocukların öldürmekten zevklenirken savunmasız insanlarımı,

Onlarla türdeş olmaktan utanıyor ve hem aynı dünyada var olmaya dayanamıyorum!

Lanetlik West!

Tabiat öz anamızdır bizim West,

Ayağı altına zemin hayatımızdır!

Sen,

Azılı lanetliğin hamurundansın,

Sana rest!

Özü ateş mayalı West!

Sana rest!

Hey West!

Ki tabiat,

Has hilkat,

Öz hikmet,

Yani fıtrat,

Veya ayet,

Hepsi Bir.

Yüce Allah’ımın,

Ulu Manitu’mun,

Tözüm Tao’mun,

Öz Brahma’mın,

Yani esasta tek Bir’in,

Hediyesi hayat-bir kardeşlerimle bir barınağımızdır,

Bizim çocuklarımız,

Çiçek, böcek, bizon ve fok ve aslan ve ceylan kardeşleriyle başlardı hayata.

Manitu’dan kardeşlerim,

Avladığına teşekkür ve özür için gözyaşlarını öperken bizon kardeşimin,

Bilge Rikiu’m yürürken,

Yuvarlanan taşı dönüp yerine koyarken, saygısından insana ve tabiata…

Senin çocuklarınsa West,

Ve senin huylarından paylanmış soysuz hısım insanlarımız,

Taşa hakaret derecelik vahşetle,

Tabiattaki kardeşlerimi spor niyetine; fok, ağaç, aslan, bizon ve vizon,

Kuduz derecelik bir de şiddetle,

Can-bir tüm kardeşlerimi, silah, sinema, fast-food, reklam ve televizyon,

Global köyünün enerji ve konforluk çarklarına,

Bedenini, emeğini ve değerlerini niyetten, köleleştirerek katletmekteler!

Biz,

Şimdi bütün kardeşlerimizle aynı ıstıraptayız;

Hem güneşimizi astarımızda kaybettiğimizden habersiz,

Hem de,

Pırıltılarından ve sunduğun refahtan paylanmaya ar ve şahsiyetinden sıyrılarak anında,

Konfora iştahlanan bedavacı rezil kopyacılarımızın senden destekli hükümranlığından,

Her nefesimizde,

İhtirasının keyfine kalmış ozon yırtığına ve tekerli bok böceklik petrol iştahına ayarlıyız.

Hey West! Sen ser a pa hiçsin,

Oturan Boğa’mın bir tırnağına!

Sen ve ataların,

İnsanlığın yüz karası ve günah yükü olarak;

Ya, Nasıralı şefkat babamın gözyaşlarını,

En sinsi ama en zalim tokatlık bir sermaye sahiplendiniz Pagan ve Vandal,

Ya, en kutsal değerlerimizden,

Mesela kadını ya yaktınız yahut üretiminize sunumluk sermaye yaptınız,

Yahut,

Dei, Jesus ve Maria anneme,

Yakıştırma ve sapkınlığınızla bin bölünüp milyarlarca şizofren yarattınız,

Çünkü,

O şaşkın beşer ve iştah putlarından neşet aklınızla,

Kanaat ve sadelik temelli kadim irfan yerine, insanlığı dinden ve ırktan parçaladınız.

Hey West!

O gün yakın,

O gün yine ben güleceğim.

Ki Geronimo,

Kunta Kinte,

Ebu Ammar,

Ve her bir diğer canımız ciğerimiz,

Güneşin bütün çocuklarıyla birlikte,

Seculare,

Scholare,

Emperare,

Tırnaklarını sökeceğiz yüreğimizle,

Çek pis ellerini medeniyetimizden!

Çünkü sen sapkın, şizofren ve seri katiller doğuran zihniyetinle zararlı,

Pas, duman, beton, kan, kahır ve kalabalık yalnızlıklar üretmeye ayarlı,

Her var olanı, pisboğaz tüketimlik kâra dönüştürerek çürütmeye kararlı,

Çirkinlik, zalimlik, aykırılık, yokluk adına tanımlamalı ne varsa,

Karanlıklar adına tanımlanan, varlık adına abes kaynaklık,

Güneşin battığı yerden, karanlığı ışık yutan, ölüm diyarı Hades’tensin.

Hey West!

Sen bir hiçsin,

Sen sadece haz ve konfor putlarına tapan, seni Pagan ve Vandal bir şikem-perest!

Sizin,

Rüyalarınız,

“Hep en hızlı, en birinci, en büyük ya da en iyi, ne ve kim:’’hepsi, yalnız benim olmalı!”

Bizimse,

İslam, Japon,

Hint, Çin, söz ve gerçeğimiz bir ve kadim: Senindir verdiğim, al, kardeşiz, senin olmalı!

Bizim korkularımız bile kibar, zarif, nazenin:

Dev, peri, gül yabani, tepegöz, festivallik ejderha yahut veya kaprisli bir cin…

Sizinkilerse o iğrenç lağım bilinçaltından:

Zombi, vampir, uzaylı, böcek veya canlanıp canavarlaşan kanlı bir irin!

Hey West!

Hind ve Maçin ve Babil ve Mezopotamya ve Mısır ve Akdeniz ve en son Endülüs’le,

Bin yıllar toplanıp dağılarak çoğalan ışık, Beytu’l-Hikme eliyle sana sunulduğunda,

Süryani, İbrani ve Müslim farksız, elden ele ulaştırılan o en kıymetli insanlığa süs,

-Yani hikmet-

Kıvılcımıyla soylu meşaleleri -bir Monteskiyö, bir Volter, bir Russo- öncülüğüyle,

Efes’in insanlığa en nazenin hediyesi Demos Kratos ile gönüllerimizi tutuşturduğunda,

-Yani hükümet-

Sana inanmıştık hey The Last!

Sana yakıştırılan,

Aklın, bilimin, özgürlüğün son temsilcisi ve koruyucusu sıfatlarınca kanmıştık,

Machinery uygarlıkla hızlanırsak güzelliklere çabuk ve kolay varılır sanmıştık.

Ama sen,

Açlık, yokluk, hastalıkla korkutarak,

Diz çöktürmeye azimlisin hepimizi,

Hem de,

Bazı soydaşlarımızın destekleriyle,

Some who are at top of the state ile,

Ama,

Unutma West,

At kardeşime bozkır yok senin uygarlığında,

Çiçeklerle böcekler ağaç kardeşlerine hasret,

Çöp dağlarının kenarında can-bir kardeşlerim,

Ve anneleri sütten kesilip hayattan kuruyarak,

Her kıtadaki ayak izlerinden kavrulup ölüyor.

Sana benzemek istemeyen halklarımın boğazları düğümlü senin parmaklarından,

Gözleri yaşlı ve kalpleri kırık, kara, sarı ve kızıl ve yoksul ve mazlum insanlarımın,

Ah’ları senin sonun olacak, çünkü tek kaybedeceğimiz sadece senden yana zincirlerimiz,

Ki,

Özgür ve doğal yaşayamadıktan sonra bu rezil hayatta kalmanın artık ne anlamı var!

Ve biz,

Kadim geleneğin çocukları,

Vedaları, Upanişadları, Zend Avesta’yı yorumca rehber bilen,

Hanif İbrahimoğulları olarak, öz-bir kardeşliğimizi kutsayarak,

Kutlayarak saf niyetlerimizle, sıfat-bir kardeşliğimizi ululadık.

Biz,

Bizon, fok, ağaç, deniz, nehir, toprak ve böcekle,

Kara, kızıl, sarı, esmer, kız ve erkek kardeşlerim,

Özgürce yaşamak ve ölmek haklarını kullanarak,

Varlık ve değerlerimizi sömürmene başkaldırarak,

WASP vahşetine -bir kıvılcımlık- o kara kız kardeşim tarih direnmek için parladıysa,

Biz de şimdi -paletlerine maruz kalmış- tüm sokak başlarında intifadalar kuşanmışız.

Hey West!

At the rest!

Theodore Kaczynski ruh kardeşimce canlar yakarak değil,

Seattle’ın umudumuz-bir beddualarıyla gömeceğiz seni,

Buz yüreğine ışık üfleyerek, yoklukta eriteceğiz at least!

Kibriyle ancak bir vahşet kuburu,

Zulmüyle ancak bir kabir çukuru,

Haris ve sömürgeci o  uygarlığını:

The last, the best, “All of the Worst”.

Hey West!

Biz,

İnsanlık bahçesi Terra Hümanitas’tan,

Varoluşun öz ışığı Terra Solaris’teniz!

Ama sen,

Ey,

A beast in the waste!

Hey,

Hades’lik putperest!

Anla artık,

Zulüm ve kibrin kapkaradır,

Mazlumlara onmaz yaradır,

Bil,

Biter karanlık, yakılınca ateş,

El ele meşalelerle her kardeş.

Gör,

Buradan doğunca asıl güneş,

Bir anı senin bin gününle eş.

Hazırlan,

Vedalaş artık tarihle, bittin,

Ey leş, hüküm tahtından in!

Sen gidince,

İnsanlık gelecek, bitecek kin,

Adalet ve sevgide en yetkin,

Eşit ve paydaş olacak herkes,

Her inanç, görüş veya ses…

Böylece,

Anlayacak, her özgür ve serbest,

Vicdan, hilkat şuuruyla sermest,

Esasımız,

Ve aslımız bir: Kesretlere rest!

Her insan: Yek aza-i diger est!

Ve özgürlük sunan tek rehber text,

Tevhid’dir, tüm insanlığa Everest!

Hey West!

Duy artık, en kahhar ve en protest,

Sesimizle sana nihai ve kesin rest!

Sana son artık,

Çekil! Ha ordu, ha okul veya üs,

Git! O pis, habis karanlığına küs!

İşte bak,

Hey kör!

İşte gör!

Bizden doğuyor, yine yeniden Endülüs,

Daima ve ebediyen: EX ORİENTE LUX!

Mülteci – Turan Bozkurt, 2005, Safranbolu

akilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s