Atilla Fikri Ergun / Kentleşme Üzerine / Yazarlar / Yorum-Analiz

Müslüman Şehir – Batılı Kent

köşe0-atillafikriergunKent bize ait bir konsept değil, bizim şehirlerimiz var(dı), Müslümanlar, şehre dönüşün imkanları üzerinde kafa yormadıkları, Müslüman şehri ihya etmedikleri sürece İslam medeniyetinden söz edemezler.

Sermaye, kâr, serbest pazar, kalkınma, büyüme derken manevî değerlerimizin yanında şehri de kaybettik, modernleşmeyle birlikte şehirler yerini kentlere bıraktı. Batılı kent kapitalist paradigmanın tasarımı, merkezinde iş ve alış-veriş merkezleri var, maddeci, tek dünyalı, seküler bir tasarım.

Müslüman şehrin merkezinde ise camiler var, sosyal hayatın etrafında şekillendiği ana mekân cami, diğerleri onun etrafında yer almak zorundalar, bu iki dünyalı bir tasarım, medeniyetin iki ayağı dünya ve ahiret, madde ve mana, bunları tevhid eden şehir, yani medeniyet.

Kentte yaşıyoruz ama trafik olmasın diye dua ediyoruz; kentte yaşıyoruz, on katlı kırk daireli apartmanlarda oturuyoruz ama kimsenin kimseyi tanımadığından, komşuluğun öldüğünden yakınıyoruz; kentte yaşıyoruz ama 24 saatin yetmediğinden dem vuruyoruz; şehir öldü, medeniyet bitti, kentte yaşıyoruz, bir anlayabilsek!

Kentleşme politikaları küresel modernliğe entegrasyonun bir parçası, artık her alanda Batı’yla uyumlu şekilde yapılanıyoruz, İslam medeniyetinin parçası olmak yerine Batı uygarlığının kötü bir kopyası olmayı tercih ediyoruz.

Kentte Müslüman’ca bir yaşam sürmek mümkün değil, kişi birçok noktada inandığı değerlerle çelişiyor, kentte a’dan z’ye her şey İslamî değerlerle taban tabana zıt.

Kent demek modernleşme demek, muhafazakârlar İslamlaşmakla modernleşmek arasında bir tercih yaptılar ve modernleşmeyi seçtiler, kentleşme politikaları bu tercihin doğal sonucu.

Kent, modernleşmeyle ve kapitalizmle olan yakın ilişkisinden dolayı rekabet alanıdır aslında, kentte dayanışma yoktur, “gemisini kurtaran kaptan” anlayışı geçerlidir.

Rekabet alanı olan Batılı kent, daha çok iş ve alış-veriş merkezlerinin, yolların, konutların, trafiğin ve motor gürültüsünün bileşimi olduğundan, can sıkıntısına yol açmakta ve akıl hastalarının sayısında artışa neden olmaktadır.

Kent tekelcidir, ekonomi-politik açıdan fakirin fakir kalmasını, zenginin daha da zenginleşmesini sağlayacak şekilde yapılandırılmıştır, bu yüzden kentte suç oranları yüksektir.

Kent yaşantısını -kentliliği- içselleştiren Müslüman gerçekte Batı’cıdır, modern paradigmayı, kapitalist dünya görüşünü ve yaşam biçimini benimsemiştir, İslam’a aidiyeti sözden öteye geçmez.

Kentleşme politikalarının ürünü olan mevcut yapılar, doğal sit ile ve tarihî dokuyla uyuşmuyor, aksine bu ikisini yok ediyor; mevcut planlama ve mimarî tarz kelimenin tam anlamıyla bir ucube.

Muhafazakâr modernleşme, kentleşme politikaları doğrultusunda daha çok konut alanı yaratmak amacıyla yeşili yok ediyor.

Muhafazakâr iktidar, milyonluk şehirlerle övünüyor, oysa kalabalık nüfus, şehirlerin eskiye dayanmalarından kaynaklanan doğal nüfus artışıyla ilgili değil, köyden kente göç sonucu ortaya çıkan, doğal olmayan, dengesiz artışın sonucu.

Müslüman şehir düzeniyle Batılı kent düzeni örtüşmez, Müslüman şehrin merkezinde cami, Batılı kentin merkezinde iş ve alışveriş merkezleri var, Müslüman şehir halkı cami merkezli örgütlerken, Batılı kent toplumu pazar merkezli dizayn eder.

Müslüman şehir, yapılanışı itibariyle sakinlerini kendine bağlayacak, onlara medenî kimlik kazandıracak, onların duygu ve düşüncelerine olumlu yönde etki edecek, manevî ve içtimaî açıdan olguluğa erişmelerini sağlayacak bir yaşam çerçevesi sunar; arka planında var olan felsefî anlayış ve tarihî, kültürel, doğal doku itibariyle sakinlerini birbirlerine yaklaştırır, anlaşıp kaynaşmalarını sağlar.

Müslüman şehir sadece iktisadî faaliyet üzerine kurulu değildir, sakinlerinin manevî değerlerini ve fikrî faaliyetlerini göz önde bulundurur, kültürel faaliyet, en az iktisadî faaliyet kadar hararetlidir.

Müslüman şehirde estetik en üst seviyededir, Batılı kentte ise -İslam nokta-i nazarından- estetik yoktur, daha çok intizam vardır, Avrupa ve Amerika’daki kentlerde bu böyledir. Bugün ise bizde intizam da yok, aksine çarpık yapılaşma söz konusu.

Yaşam alanını kendi değerleri doğrultusunda tanzim edemeyen, dolayısıyla kendine özgü yaşam alanı modeli olmayan bir bakış açısı kendi medeniyetinden söz edemeyeceği gibi, Batı’yla da mücadele edemez.

Kısacası kent bize ait bir konsept değil, bizim şehirlerimiz var(dı), Müslümanlar, şehre dönüşün imkanları üzerinde kafa yormadıkları, Müslüman şehri ihya etmedikleri sürece İslam medeniyetinden söz edemezler.

Atilla Fikri Ergun – akilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s