Devlet Tartışması / Din / Muhammed Esed / İktibaslar

İslâmî Devletin Şekil ve Vazifeleri

islami-devlet-1İslam devleti, kelimenin en geniş manasıyla “bütün vatandaşların geçim yollarını temin”den doğrudan doğruya mes’uldür. Böylece ve yeni bir tabirle İslâm devletinin bir velinimet ve sosyal refah devleti (etat-bientfaiteur) olması gerekiyor ki bu devlette ferdin içtimaî ve iktisadî menfaatleri bütün cemiyetin menfaatine tâbi ve bağlı bulunmaktadır.

“Allah’a, itaat edin, Resule ve sizden olan idarecilere de itaat edin…” (Nisa:59) şeklindeki Kur’ân-ı Kerîm emri, hükümet otoritesinin Kur’ân-ı Kerîm’den ve buna ilaveten Peygamber (s.a)’in talimatından alınması, bunlara dayanması gerektiğini ifade etmektedir. Aynı emre göre idare selâhiyetinin Müslüman cemiyetin azaları elinde olması da gerekmektedir. Başka bir tabirle İslam devletinin başkanı ancak Müslüman olabilir. Bu şartı, İslam devletinin dinî ve ideolojik vasfı gerektiriyor. Fakat bu hiçbir zaman, Müslüman olmayan azınlığın ikinci derecedeki vatandaşlar seviyesinde olması gerektiğini ifade etmez. Devlet başkanlığı mevkii müstesna bütün siyasî ve içtimaî hayat yolları, Müslüman vatandaşlara olduğu ölçüde gayrimüslimlere de açıktır. Onlarda dinî, içtimaî ve kültürel menfaatleriyle alakalı her nevi imtiyazdan -Müslümanlar gibi- faydalanmak hakkına maliktirler. Yaşadıkları memleketin siyasî hayatına da, sayılarıyla mütenasip olarak katılabilirler.

Bu bizi, gerçek İslam anayasası bakımından çok önemli bir noktaya getiriyor: Bununla, Kur’ân-ı Kerîm’in “Ve onların işleri aralarında yaptıkları danışma ile yürür” (Şûrâ: 38) şeklinde ifade ettiği siyasî prensibi kasdediyorum. Devlet nizamının şekli ne olursa olsun, milletin rızasına dayanmadıkça ve onun iradesini temsil etmedikçe idareye “İslamî” denilemez. Peygamber (s.a.)’in de birçok hadislerinde ifade edilmiş bulunan bu Kur’ân prensibine göre devletin teşrî ve icra selâhiyetlerinin seçim yoluyla tesis edilmesi icab etmektedir. Bunu temsil eden hükümetin nasıl seçileceği ve iktidar müddeti ise -hikmetli olarak- tayin ve tesbit edilmemiştir.

Böylece her asrın ihtiyaçlarıyla her cemiyetin hususî şekline intibak için mümkün olan en geniş meydan açık bırakılmıştır. Bununla beraber Peygamber (s.a.) şunu da beyan etmiştir: Kendisi için icrâî veya teşriî bir amme hizmeti taleb eden herkes, bu hizmetlere seçilebilme ehliyeti için gerekli bulunan vasıfları taşımak mecburiyetindedir. Bunun da hikmeti, eskiden olduğu gibi bugün de birçok modern devletin başına bela olan profesyonel politikacı sınıfının ortaya çıkmasını önlemektir.

Biraz önce şunu söylemiştim: Her İslâmî kanunun daima bel kemiği olarak kalması gereken açık ve mahdud İslâm şeriatının (Kitab ve sünnetin naslarında ifade edilen kanun vasfındaki hükümlerin) hiç temas etmediği veya umumî bir ifadeyle temas ettiği mes’eleleri karşılayabilmesi için devamlı olarak, değişme kabiliyetindeki kanunlarla beslenmesi gereklidir. Seçimle iş basına gelen parlamento hey’etinin yapacağı kanunlar işte bu “günlük kanunlar” olacaktır. Fakat bu kanunlar çıkarılırken İslâm’ın temel kanunları üstün durumunu muhafaza edecek ve yürürlük kazanmak isteyen her kanun bunların lafız ve ruhuna aykırı olmayacaktır.

Başka bir ifadeyle İslâm devletinde gün ve zamana bağlı kanun vaz’ının vazifeleri şunlar olacaktır:

1. İslâm şeriatının tam manasıyla tatbik ve faaliyetine elverişli bir siyasî çerçeve hazırlamak.

2. Cemiyetin siyasî ve iktisadî menfaatlerini, içten ve dıştan gelecek taarruzlara karşı korumak.

3. Bir insanın elde edebileceği en geniş manevî ve iktisadî güvenlikten her vatandaşın istifade edebileceği bir içtimaî nizamın tesisi ve bunu muhafaza etmek.

Rasûlullah (s.a.)’in “İlim tahsili erkek-kadın her Müslüman’a farzdır”(1) düsturuna göre İslâm devletinin, mecburî ve parasız tahsil için gerekli bütün kolaylıkları temin etmesi icab eder.

Peygamber (s.a.)’in “Yanındaki komşusu aç iken kendisi doyan kişi Müslüman değildir”(2) buyruklarına göre İslâm devleti, kelimenin en geniş manasıyla “bütün vatandaşların geçim yollarını temin”den doğrudan doğruya mes’uldür.

Böylece ve yeni bir tabirle İslâm devletinin bir velinimet ve sosyal refah devleti (etat-bientfaiteur) olması gerekiyor ki bu devlette ferdin içtimaî ve iktisadî menfaatleri bütün cemiyetin menfaatine tâbi ve bağlı bulunmaktadır.

Buna rağmen İslamî talimatın kâfi derecede açıkladığı gibi cemiyet ve amme menfaatlerinin de hâkimiyeti sınırsız ve mutlak değildir. Kur’ân-ı Kerîm’in, insana ait işler için tesbit ettiği ahlakî hudud çerçevesi içinde, cemiyet menfaatinin ferdî menfaate göre sadece nisbî bir üstünlüğü vardır.

Bunun tabii neticesi olarak İslâm’ın cihanşümûl görüşü içinde “iyide, kötüde, hakta ve batılda ben memleketimi teyid ve tercih ederim” diyen prensibin yeri yoktur. Hatta durum tamamen aksinedir. Rasûlullah (s.a.) çeşitli münasebetlerle, “Kendi milletine zulümde dahi yardımcı olan kimse bizden değildir” buyurmuştur. Başka bir tabirle, böyle hareket eden kimse kendisini İslâm’dan dışarı çıkarmaktadır. Bu aynı zamanda her türlü millî taassubu ve daha ince bir ifade ile Peygamber (s.a.)’in şu açık ifadeleri ile mahkûm ettiği milliyetçiliği (nationalisme) de içine almaktadır: “Aşiretçilik (asabiyet) yapan bizden değildir, aşiretçilik uğruna savaşan bizden değildir, bu uğruda ölen bizden değildir.”(3)

Kısaca Kur’ân-ı Kerîm ve Peygamber (s.a.) hadislerinin tasvir ettiği İslam devletinin:

a) İslam inancına aykırı her şeyden uzak ve ideolojik,

b) Bünyesinde ırk veya milliyet üstünlüğü duygusuna yer vermeyen,

c) Yahut bu ikisinden birine bağlılığın en küçük bir rol bile oynamadığı,

d) Cemiyetin bütün gayret ve faaliyetleri menfaatçilik hedefine (opportunisme) değil, ahlakî kıymetlere yönelmiş bulunan… bir devlet olması gerekmektedir.(4)

Muhammed Esed, Yolların Ayrılış Noktasında İslâm, Özgün adı: el-İslâm alâ mufteraku’t-turûk, Türkçesi: Hayreddin Karaman, İz Yayıncılık, 9. Baskı, 2004/İstanbul, s. 116-119

————————–

1- İbn-i Mace

2- Beyhakî, İbn-i Abbas’tan rivayet etmiştir.

3- Ebu Davud

4- İslâm Devleti hakkında geniş bilgi için şu eserime bkz. The Principles of States and Government in İslâm, University of California Press, Berkeley, U.S.A (1961)

Reklamlar

One thought on “İslâmî Devletin Şekil ve Vazifeleri

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s