Emeği Geçen Yazarlar / Umut Talha Sevgi / Yaşam / Yorum-Analiz

“Akıllı Teknoloji” ve “Akıllı Gençlik” (4)

köşe4-umuttalhasevgiİki dostun birbirlerinin gözlerinin içine bakarak yaptıkları sohbetler, evli bir çiftin el ele tutuşarak yaptıkları yürüyüşler, hazırlıklarını yaptıkları bir futbol maçı için vaktinden bir saat önce buluşarak, oynayacakları karşılaşma hakkındaki hissiyatlarını şakalarla ve samimi sohbetlerle birbirlerine aktaran arkadaş grupları pek kalmadı artık.

İlk üç bölümde teknolojinin sosyal, psikolojik ve tarihsel etkilerini ele almaya çalıştık. Bu bölümde ise teknolojinin beklenilenden daha hızlı bir şekilde dönüşümünün ve ilerlemesinin gençlik üzerinde bıraktığı davranışsal etkileri ele alacağız.

Hepimizin malumudur, teknolojinin getirisi kadar götürüsü de mevcuttur ki, bu, hayatın hemen her alanında geçerli olan bir durum. Bir önceki bölümde bahsettiğimiz üzere teknolojinin modern çağ ile beraber seri üretime geçişi, akabinde post-modernizm döneminde çeşitliliğe ve giderek kompleks ürünleri üretecek hıza ulaşması sonucu -başta gençler üzerinde olmak üzere- hemen hemen tüm yaş gruplarının teknolojiyle olan ilişkisi de değişti. Bu durum doğal olarak -hedef kitle olan- gençler üzerinde teknolojiye yönelik bir meraka, ilgiye, yönelişe sebep oldu.(1)

Bu yöneliş gençlerin zihin dünyasında ve buna bağlı olarak onların zaman yönetiminde radikal değişikliklere yol açtı. Daha çok kitap okumayı tercih eden veya arkadaş edinebilmeleri, doğal ve samimi ilişkiler kurabilmelerinde etkin role sahip olan oyunlar oynayan gençler, yavaş yavaş sanal oyunlara odaklanmayı kitap okumaya, doğal oyunlara ve hobilere tercih etmeye başladılar. Süreç içinde gençlerin kitap okuma alışkanlığı azalırken, arkadaşlarıyla sağlıklı ilişkiler kurma ve güzel vakit geçirme eylemleri “dokunmatik körelme”ye evrildi. Arkadaş sohbetleri bir telefonun, bilgisayarın veya tabletin tuşlarına mahkûm edildi, doğal oyun-eğlence biçimleri yerini sanal oyun-eğlencelere bıraktı.

İki dostun birbirlerinin gözlerinin içine bakarak yaptıkları sohbetler, evli bir çiftin el ele tutuşarak yaptıkları yürüyüşler, hazırlıklarını yaptıkları bir futbol maçı için vaktinden bir saat önce buluşarak, oynayacakları karşılaşma hakkındaki hissiyatlarını şakalarla ve samimi sohbetlerle birbirlerine aktaran arkadaş grupları pek kalmadı artık. Bunların yerini, belirli vakitlerde klişe ifadelerle mesajlara sığdırılmış, ruhsuz, ünlü harfler çıkarılarak -kısaltmalarla- oluşturulan sanal sohbetler aldı; bir başka ifadeyle gözlerin ekrana gömüldüğü, sadece parmakların klavyeyle işbirliği sonucu oluşan “tik-tak” sesleri eşliğinde kurulmuş cansız ve bayağı “tekno-sanal muhabbetler” oluştu.

“Tekno-sanal muhabbetler”in giderek yaygınlaşmasıyla insanlar artık önlerini, hatta burunlarının dibindeki hadiseleri göremez oldular. Hayata bakışımız ve içsel dünyamız -ruhlarımız- teknolojik ağ ile çökertildi, geriye sadece cesetlerimiz kaldı ve bizden sadece bu cesetlerle ilişki kurmamız istendi. Artık ruh yok, anlam yok, sadece ceset var. Teknolojik bombardımanla diz çökmüş, “akıllı” aletlere köle olmuş ve ruhunu makinelere teslim etmiş bir cesetler topluluğu…

“Tekno-sanal muhabbetler”, gençlerimizin akıllarını dumura uğrattı, onları düşüncesizleştirdi, gençliğin vicdanını köreltti ve inanç dünyasını ifsat etti. Yolda kafası 5 inç’lik ekranlara gömülü şekilde yürümeyi -aslında yürümemeyi-, doğal, tarihi veya sosyal fenomenleri gözlemleme fırsatına tercih eden bir “akıl”, her şeyi sanal ortama endeksli hale getiren bir “düşünce”, hayatı istatistiksel verilerle değerlendiren ve teknoloji malzemesi haline getiren bir “ vicdan”, imanın soyut değerlerini maddeye indirgeyen bir “inanç”, her şeyi para-teknoloji-güç üçgeninde özetleyen “düşünce dünyası” ve iletişimi karşılıklı hesaplanabilirlik ve hesaplaşabilirlik çerçevesinde oluşturan “insanî ilişkiler sistemi” çıktı ortaya. Bu cesetler topluluğunun ortaya çıkmasına zemin hazırlayan “akıllı teknoloji” oldu hiç kuşkusuz.

Teknolojinin gençliği zihinsel ve davranışsal açıdan ipotek altına alma gayesi ile geliştirdiği alet ve sistemlere karşı neler yapılmalı? Teknolojinin baş döndürücü hızdaki gelişiminin cazibesine kapılmamak için ne gibi çözümler üretilebilir? Bu minvalde ebeveynlerin tutumları nasıl olmalı? Tüm bu soruların cevabını da bu yazı dizisinin beşinci ve son bölümünde ele almaya çalışacağız.

Umut Talha Sevgi – akilvefikir.org

—————-

1- Burada önemle belirtmemiz gereken bir nokta var: Tüm alanlarda olduğu gibi teknolojinin de gerek üretiminde gerek kullanımında hem olumlu hem de olumsuz yönler mevcut. Bu yazıda daha çok teknolojinin gençler üzerindeki olumsuz etkilerini dolayısıyla teknolojinin daha çok negatif yönlerine değinmemiz teknolojinin tümüyle kötü olduğu anlamına gelmemelidir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s