Güncel Siyaset / Mevlüt Hönül / Siyaset / Yazarlar / Yaşam

Zalimler İçin Yaşasın Cehennem!

köşe15-mevlüthönülAllah’a iman edenler, zulme-zalime karşı yekvücut olmak zorunda. Ezilenlerin hakkı için gür bir seda yükseltmek, tüm fitne-fesat odaklarına karşı imanî/insanî duruş sergilemek boynumuzun borcu. Allah, zulme uğrayanların hakkını müdafaa etmeyi iman edenlere farz kılmış iken, ırk, din-mezhep, dil ayrımı gözetenlerle aynı sebepten yakıp yıkanlar, yağmalayanlar, cinayet işleyenler aynı yerde buluşacaklar: Zalimler için yaşasın cehennem!

Son bir haftada yaşananlar, haktan, adaletten, kardeşlikten bahsedenlerin gerçek yüzlerini karşılıklı olarak ortaya çıkardı. Her iki tarafın faşistleri de ülkenin ve halkın başına bela. Mevcut duruma ilişkin yeteri kadar “analiz” yapıldığından meseleye saf insanî açıdan yaklaşmak en doğrusu.

Zulme-zalime karşı direnen halk kitlelerini gündemimize aldığımızda Müslüman camia içerisinde bir huzursuzluk ve karalama kampanyası ile karşı karşıya kalıyoruz. Söz konusu karalama kampanyasını yürütenler, olan biten karşısında deve kuşu misali hareket edenler aynı zamanda. Oysa Allah’ın kardeş ilan ettiği kimseler, kendileri için istedikleri iyiliği kardeşleri için de isterler, kendileri için istemedikleri kötülükleri onlar için de istemezler; gerçek anlamda imana erişmenin yolu kardeşlikten geçer.

‘Ümmetin yetimleri’ olarak nitelendirilen Kürtlere yönelik sürgün, soykırım ve benzeri insanlık dışı uygulamalar karşısında sessizliğe bürünerek zulme-zalime ses çıkarmayanlar ile Filistin’de, Irak’ta, Suriye’de, Doğu Türkistan’da, Keşmir’de katledilen Müslüman kardeşlerimize yönelik zulümler karşısında sessizliğe bürünenler, üstüne üstlük bir de yakıp yıkmaya, yağmaya ve cinayet işlemeye yönelenler, nasıl bir kardeşlik anlayışına sahip olduklarını gözden geçirmeliler.

Sosyal medya vasıtasıyla yayılan bilgi kirliliğinin önüne geçilmedikçe ve yapılan kışkırtıcı, yıkıcı yorumlar sona ermedikçe insanların nasıl birbirlerine düşürüldüğünü, her iki tarafın da sorumsuzca kullandığı propaganda araçları vasıtasıyla ırkçılık mikrobunun dört bir yana nasıl yayıldığını izlemeye devam edeceğiz.

Ne yazık ki, zulme-zalime karşı bir olması gerekenler, birbirlerini karalıyor, geçmişi kaşıyor ve geçmiş üzerinden propaganda yapıyorlar. Yaşadığımız toplumda, kendi akıl ve fikirleriyle hareket eden insanlardan ziyade, dolduruşa gelen, duygularını akıllarının önüne geçiren, bilgi eksikliğiyle malul insanlar var. Özellikle laik-seküler kesimde -laik-seküler Kürtler de dâhil-  İslam’ı İslam adına vahşet sergileyen örgütlerle eşitleyen, söz konusu örgütler üzerinden dine-dindarlara saldıran ve ırkçılıklarını meşru göstermeye çalışanlar yangına körükle gidiyorlar.

Öte yandan güce tapınma, iktidarı, makam-mevkii kutsama had safhada. Ülkeyi yönetenler Süleyman Şah konusunda gösterdikleri hassasiyeti, 1 km ötede kuşatma altında bulunan Ayn el-Arab/Kobanê için göstermiyorlar.

İnsanların ırklarına, dinlerine-mezheplerine, mallarına-mülklerine göre muamele gördükleri bir ülkede yaşıyoruz. Ezidilerin inançlarından dolayı “Bugüne kadar kimsenin yapamadığını yapıyorlar, ellerine sağlık” diyerek vahşet çetesine alkış tutan zihniyet, henüz insanlığa adım atamamıştır. İşin ilginç tarafı, bu denli kin ve öfke ile zulüm altındaki insanlara “oh” çeken, onları zulmün-zalimin karşısında yalnız bırakanlar kendilerine hâlâ “Müslüman” diyebiliyorlar.

Kürtlerin hamiliğine soyunan, kerametleri kendilerinden menkul güruh ise, ortalığı yakıp yıkmakla, kendi halklarının mallarını mülklerini yağmalamakla ve cinayet işlemekle meşguller. Bunların “entelektüel kadroları” da ayrı bir facia; insan öldürmeyi “Müslümanlık” olarak gören yapı hakkında hiçbir bilgi ve belgeye dayanmadan konuşmayı “fikir adamlığı” ile eşitleyenler, yalan yanlış bilgilerle yandaşlarını İslam’a ve Müslümanlara karşı kışkırtıyorlar.

Buna mukabil Kemalist rejimin ortaya saçtığı hastalıklar tamamen yok edilebilmiş değil. Zulüm altında inleyen, karşısındaki gücün elindeki silahlara sahip olmadığı halde direnen bir halka düşmanlık besleyen zihniyet, yaklaşık yüz yıldır her fırsatta aynı düşmanlığı göstermiş, inkâr, sürgün, katliam ve faili meçhul yolu ile insanları ortadan kaldırmayı görev bilmiştir.

Kürt halkı, acının her türlüsünü yaşadığı için zulmün-zalimin tankları, topları karşısında geri adım atmayacak kadar kararlı görünüyor. Bunu en iyi görmesi gereken iktidarı elinde bulunduranlardır. İktidarda bulunanların, ölümler ve göçler çoğaldıkça ülkemizin ne denli zora gireceğini hesaplamaları ve bir an önce adım atmalara gerekiyor. Son otuz yılın en iyi planı olan ve belli bir ölçüde başarı sağlayan çözüm sürecinin ihanet sarmalı içerisinde sinsi hesaplara kurban edilmemesi, ülkemizde yaşayan halkların huzur ve sükûnetin devamı, iktidar sahiplerinin ferasetli davranmalarına bağlı. İktidar oynanan bu alçakça ve tehlikeli oyunu bozabilir.

Hükümetin, deniz aşırı bölgelerdeki Müslümanlara yaptıkları yardımın aynısını yanı başımızda ezilen mazlumlar için de yapması gerekir ki, bu açıdan uzun zamandır yürürlüğe konulmuş olan ‘açık kapı politikası’ son derece olumlu. İktidar, rejimin özde değişmeyen ırkçı yapısını tamamen yok etmeli. Öte yandan Meclis’ten geçirilen tezkere doğrultusunda Esad’ı devirmek uğruna Kürtlerin feda edilip edilmeyeceği ise muamma.

Dini araç olarak kullananlarla Kürt halkının mazlumiyetini araç olarak kullananların birbirlerinden farkları yok. Zulümden-zalimden yana tavır almayı “insanlık” zannedenlerin hepsi aynı. Oysa akıl ve vicdan sahiplerinin, ırk, din, dil ayrımı yapmaksızın mazlumdan yana olmaları gerekirdi. Kürtlere yapılan zulme ses çıkartmayanlar ile sırf dinlerinden dolayı dünyanın dört bir yanında zulme uğrayan Müslümanlara reva görülen zulme ses çıkartmayanlar gerçekte imana erişemeyenlerdir.

Allah’a iman edenler, zulme-zalime karşı yekvücut olmak zorunda. Ezilenlerin hakkı için gür bir seda yükseltmek, tüm fitne-fesat odaklarına karşı imanî/insanî duruş sergilemek boynumuzun borcu. Allah, zulme uğrayanların hakkını müdafaa etmeyi iman edenlere farz kılmış iken, ırk, din-mezhep, dil ayrımı gözetenlerle aynı sebepten yakıp yıkanlar, yağmalayanlar, cinayet işleyenler aynı yerde buluşacaklar: Zalimler için yaşasın cehennem!

Mevlüt Hönül – akilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s