Osman Turan / Tarih-Kültür / İktibaslar

Vakıfların İşlevine Dair Bir Örnek: Karatay Kervansarayı

karatay-kervansarayı-1Tarihimizde Vakıfların işlevine dair bir örnek: Karatay Kervansarayı

Kervansaray’da, oraya gelen bütün yolcuların meccânen (karşılıksız) yemek yemesi için bir aşhâne vardır.. Kervansaray’a gelen (Müslüman, kâfir, hür veya köle) her yolcuya müsâvi (eşit) olarak bir okka (ya da kiyye, şehir ve kasabalara göre ağırlık değeri farklılık göstermekle beraber, genellikle 1282 gram değerinde kabul edilmiştir) et ve bir çanak da yemek verileceği şart kılınmaktadır ki, vâkıf (vakfın kurucusu), burada bahsedilen okkanın yüz dirhem (okkanın dört yüzde biri, 31 desigram, ortalama 70 adet arpa ağırlığına karşılık gelir) olduğunu tasrih (beyan) ediyor.

Bunlardan başka, bu devrin zâviye(1), imâret(2), medrese(3) ve sâir bu kabil bütün içtimai müesseselerinde görüldüğü gibi, burada da vâkıf, her Cuma akşamı bal helvası yapılıp bütün yolculara dağıtılmasını şart kılmaktadır.

Bu zamanlarda balın Anadolu’da bol, ucuz ve nefis olduğu el-Umeri gibi diğer çağdaş kaynaklarda da zikredilmektedir. Esasen Ortaçağda şeker istihsâlinin (üretiminin) azlığı onu lüks ve pahalı bir gıda maddesi haline soktuğundan bu gibi müesseselerde daima tatlılar için balın istihlâk edildiği (tüketildiği) görülmektedir.

Kervansaray’da yolcuların bu ihtiyaçlarını gördükten sonra ayakkabılarını tamir veya ayakkabısı olmayanlara yeni ayakkabı verileceği hususundaki vakıf şartları çok dikkate şayandır. Bunun gibi hana gelen hayvanların nallanması için nal ve çivi tahsis edilmekte ve bunlar için vakıf gelirinden gerektiği nisbette deri, sahtiyân (cilâlı deri), çivi ve nal satın alınması şart kılınmaktadır.

Handa hastalanan hayvanlara bakmak için orada daimi bir baytar mevcuttur ki, vakfiye buna 100 dirhem para ile 24 mudd (875 gram ağırlık) zâhire (ambardaki tahıl, azık) ayırmıştır. Vakfiye, hana gelen hayvanlara kâfi derecede arpa ve saman verileceğini de kaydeder. Hanın aydınlanması için gerektiği kadar yağ (zeyt), mescid için mum ve yolcuların ısınması için lazım olan odunun mikdarını da Kervansaray’ın idarecilerine bırakmıştır.. Hana gelen yolcuların hamamda yıkanmaları da temin edilmektedir.

Vâkıf, Kervansaray hastanesinde hastaların âfiyet buluncaya kadar tedavi edileceklerini, ölen hastaların mevkufâttan (vakıf gelirinden) ayrılan bir para ile kefenlenip gömüleceklerini şart koymaktadır.

Bundan sonra Karatay, Kervansaray’a, akraba veya âzâdlı kölelerinden(4), kazanmaktan âciz kadın-erkek, Müslüman-kâfir, herhangi bir fakir kimse sığındığı takdirde, her birine yılda 120 dirhem para ve 24 mudd zâhire tahsis etmiştir..

Kütahya’da bulunan Germiyan oğlu Yakub Bey’in imâretine ait vakfiye kitâbesinde(5), imârette hasta olanlar için hekim getirileceği, ilaç verileceği ve bunların ücretinin vakıf gelirinden ödeneceği kaydedilmektedir.

Osman Turan, Selçuk Devri Vakfiyeleri III: Celâleddin Karatay, Vakıfları ve Vakfiyeleri, Belleten, XII, s. 45, Ocak 1948, Ankara, s. 41-44

 —————————–

1- Sofilerin zikir ve ibadet için toplandıkları yere tekke, bunların küçük ve ancak yolcu dervişlerin barınmalarına mahsus olanına zaviye denir

2- Veya imarethane, Osmanlı Devleti döneminde yoksullara yardım amacıyla oluşturulan hayır kurumları.

3- Müslüman ülkelerde orta ve yüksek öğretimin yapıldığı eğitim kurumlarının genel adı. Medrese kelimesi Arapça ders kökünden gelir. Medreselerde ders verenlere müderris denir.

4- Kölelik, bir insanın başka birinin malı ve mülkü olması. Başka bir kişinin malı ve mülkü olan kişiye köle, memlûk veya kul; köle sahibine ise efendi veya mevla denir. Bazı durumlarda uşak ve hizmetçi de köle anlamına gelir. Kadın kölelere cariye denir.

5- Yazıt ya da Kitabe, genelde anıtsal bir eserin üzerine tanıtım ve bilgilendirme amaçlı yazılara verilen addır.

Reklamlar

One thought on “Vakıfların İşlevine Dair Bir Örnek: Karatay Kervansarayı

  1. İşte milli kimliği oluşturan değerlerden biri olarak kastettiğimiz tarih bu.Ne Emevilik,ne Mauviye ne Yezid.Tarihi kimliğin referans alınmasından kastımız da bu.Referansı milletin inanç tarih,kültür ve medeniyeti olmayanların milleti temsile hak sahibi olamayacağından kastımız da bu.Hiç kimse sadece soydaşlık ve ana dil üzerinden bir milleti temsile hak sahibi olamaz derken de bunu kastediyoruz.Medeniyet perspektifli bakış dediğimiz de bu.Umarım şimdi daha iyi anlaşılmıştır.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s