Emeği Geçen Yazarlar / Kadir Bal / Yaşam

Beyazların Yöresinde Ayşa’ların Nasibi!

köşe17-kadirbalDüşünün, uzak bir ülkedesiniz, dillerini bilmiyorsunuz, kültürlerini bilmiyorsunuz, kalbiniz ise geride bıraktığınız hayatlarınız için atıyor. Ama ileriye bakmak zorundasınız. Rutubetli evlerde uyuyorsunuz. Güneş üzerinize hiç doğmuyor. Ama siz hep gülümsüyorsunuz.

Bir cadde, adı: Motor Road. Bir şehir, adı: Free Town. Bir ülke, adı: Sierra Leone. Ve kara elmas diyarının çocukları: Ayşa’lar, Abu Bata’lar, Muhammed’ler, Osman’lar, Abu Bakr’lar…

Bir buçuk yıl önce kendilerini Türkiye’ye atan kardeşlerimiz onlar. Arkalarında ne bıraktıklarını soruyoruz, “Annem, babam, kardeşim” diyor biri… Ya da annesinin, babasının, kardeşlerinin mezarı… Gözleri hep ileri bakıyor ama kalpleri geriye doğru atıyor. Beyazların yöresinde nasiplerini aramaya gelmişler. Bir tekneci, o diyardan bu diyara umut taşıyan bir tekneci: “Ezanlar okunur onların ülkesinde, size yardım ederler” bile demiş. Ezan ve yardımlaşmak…

İşte bu şehrin arka sokaklarında ezanları ve beyazların bir sıcak kardeş selamını, dost selamını, abla sıcaklığını, ağabey güvenini, bir annenin sakinleştirici enerjisini, bir babanın varlığını bulmak şöyle dursun, kimseyi bulamadan yaşamak düşüyor paylarına. Umut biraz da isim oluyor, cisim oluyor, Ammar, M. Ali, Ahmed, Nebiye oluyor.

“Neyi kaybetti isen onu hatırla” diyor bir söz. “Tamam, hatırlayalım” diyoruz.

af-1

Kimsenin ev vermek istemediği, kentsel dönüşümün el ovuşturan şehvetinde fırlayan kiralar uğruna yüzlerine bakmadığı kardeşlerimize artık üst katlarda daire bulamıyoruz. “Bekâra yassak” ya da “Afrikalıya ev veremeyiz” cümleleri yerini bodrum katlara ıkına sıkına ikna olan amcaların cümlelerine bırakıyor.

Bir de uyarı: “Ses yapmasınlar ama!”

Ses yapmak? Yani mesela ağlamasınlar, gözyaşları içlerine aksın, kahkaha atmasınlar, sessiz gülsünler, öyle sokağa çıkarken arkadaşına seslenmesin mesela. Burada aileler oturuyor kardeşim!

Ailelerini kaybeden ve kalpleri geride bıraktığı sevdiklerine doğru atan insanlardan en çok istenen şey kirayı zamanında ödemeleri ve ses yapmamaları. Bundan başka bir ilişki kurmuyor mahalleli çoğu zaman. Kira ve sessizlik! İşte, Tarlabaşı’nda bir bodrumu kiralamak ve kaldırıma bakan dış kapıyı daima kapalı tutmak…

Farklı evlerde koltukların kenarında yatacak kadar kendilerine yer bulmuş bu grubun sıkıntısını M. Ali ve Ahmed’lerin, Ammar’ın tez canlılığı ile resimlerdeki şekliyle çözdük(!)

af-2

450 TL kira ödemek, sessiz olmak ve eve -affedersiniz, tükkan bodrum- girerken gürültü yapmamak şartı ile kiraladığımız bu evde en son tanıştığım kişi Ayşa idi.

“İsmim Ayşa” dediğinde, “Hayır, Ayşe” dedim. O da bana “Oww Nooo, my name is Ayşaa” dedi. Ben de “İyi be ablam, ne kızıyorsun, ha Ayşa ha Ayşe, ne fark eder” dedim. Baktım eller belde, kesinlikle Ayşa olduğu konusunda ısrarlı

“Ben bir anneyim” diyor Ayşa. “Buradaki herkesin annesi sayılırım.” “Peki” diyorum, “Sana Mama Ayşa diyeyim.” Gülümsüyor. Annelik işte. Haylazlığın gülümseyen aynası!

“Saç yaparım, manikür pedikürden de anlarım” diyor, “İş arıyorum.” Kira, sessizlik ve iş…

Diğer çocuklara soruyor M. Ali, “Ne lazım?” diye.

“Mini bir buzdolabı bize yeter” diyorlar. Olursa bir de perde… Hani gelen geçen insanları içeriden kendilerine bakan simalar rahatsız etmesin diye.

Bulaşıklık lazım. Belki hani bir çamaşır makinesi falan.

Rutubetin ve duvarların merhameti, “çabuk çabuk” işlerinden kazanılan para ile kavuşunca gerisi vız gelir tırıs gider diye düşünüyorlar. “Çabuk çabuk” nedir mi? Tarlabaşı civarlarındaki moloz taşıma, duvar kırma işleri. İşi veren amcalar genelde “Çabuk çalışın lan, çabuk çabuk çalışın” diye seslendikleri için, işin adı aralarında “çabuk çabuk” diye adlandırılmış.

Gözleri ileri bakan ama kalpleri geriye doğru atan bu güzel kardeşlerimiz, beyazların yöresinde varsa nasiplerini kovalamaya gelmişler.

af-5

Böylesi bir hikâye, şu şehrin arka sokaklarında, camilerin ve kiliselerin şehre bakmayan taraflarında gülümsüyor, kimselere kendini göstermeden. E kanıyor da yine göstermeden. Düşünün, uzak bir ülkedesiniz, dillerini bilmiyorsunuz, kültürlerini bilmiyorsunuz, kalbiniz ise geride bıraktığınız hayatlarınız için atıyor. Ama ileriye bakmak zorundasınız. Rutubetli evlerde uyuyorsunuz. Güneş üzerinize hiç doğmuyor. Ama siz hep gülümsüyorsunuz. İşte öyle bir şey!

Yolunuzu, kalbinizi, sevginizi, selamınızı şöyle bir düşürmek isterseniz, neyi kaybettiğinizi bulmak isterseniz, saygı dolu kalpleri ve mahcup tebessümleri ile kapıları bizlere sonuna dek açık olan Ayşa’lara, Muhammed’lere, Abu Bakr’lara düşürün.

Hani, Ayşe annemizin ismini alarak başka Ayşe’lerin diyarına gelen o sessiz, cesur, tedirgin Ayşa’lar…

Kadir Bal – akilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s