Ömer Yılmaz / Yazarlar / Yorum-Analiz

Oyunda Yeni Aşama: “Demokratik İslam”

köşe7-ömeryılmaz“Demokratik İslam” Kongresi’ni düzenleyenler “Demokratik İslam” kavramını bilinçli olarak mı seçtiler, yoksa meselenin yabancısı oldukları için mi bu kavramı kullandılar, merak etmeliyiz. Bu sorunun cevabı önemli, çünkü kavramın kendisi de imalat yeri de son derece kirli.

Son birkaç yıldır İslamiyet’e merak saran Sol-Sosyalist muhalifler, şu an itibariyle en ilginç örneği teşkil ediyorlar. Bilindiği üzere “yeni” ve “ilerici” bir kavramımız daha oldu: “Demokratik İslam”. Modernist İslamcısı, Liberali, Solcusu-Sosyalistiyle entelijansiya İslam’ı “demokratikleştirmek” için pek bir hevesli.

Hatırlanacağı gibi geçenlerde bu başlık altında bir kongre düzenlendi. Kongreyi düzenleyenler “Demokratik İslam” kavramını bilinçli olarak mı seçtiler, yoksa meselenin yabancısı oldukları için mi bu kavramı kullandılar, merak etmeliyiz. Bu sorunun cevabı önemli, çünkü kavramın kendisi de imalat yeri de son derece kirli. ABD’de faaliyet gösteren ve kâr amacı taşımayan düşünce kuruluşlarından biri olan RAND Düşünce Kuruluşu’nun Milli Güvenlik Araştırmaları Dairesi’nin 2003 yılında yayınladığı raporun adı “Uygar ve Demokratik İslam: Partnerler, kaynaklar ve stratejiler/Civil and Democratic İslam: Partners, resources and strategies”.

Rapora göre, İslam Dünyası’nda cereyan eden iç ve dış çatışma aşırı bir maliyete yol açmakta, dünyanın geri kalanını sosyal, ekonomik ve politik açıdan olumsuz etkilemekte, artı küresel çapta güvenliği tehdit etmektedir. Buna karşın ABD, diğer sanayileşmiş ülkeler ve uluslar arası toplum, sistemle uyumlu, ekonomik açıdan güven veren, politik açıdan istikrarlı ve uluslar arası kurallara-normlara riayet eden bir İslam Dünyası görmek istemektedir.

Arap milliyetçiliği, Arap sosyalizmi gibi projeler sonuç vermemiş, çatışma hız kazanmıştır. İslam Dünyası’nda dört faklı görüş birbiriyle çatışmaktadır: Köktenciler (Radikal İslamcılar), gelenekçiler, modernistler ve laikler (bu sınıflandırmaya itirazım olduğunu bir ara not olarak belirtmek durumundayım fakat konunun dağılmaması için bu sınıflandırma üzerinden devam edeceğim).

Burada dikkat edilmesi gereken nokta şu: Radikaller, gelenekçiler ve modernistler arasında ortak noktalar bulunmaktadır. Radikal İslamcılarla gelenekçilerin sahip olduğu İslam anlayışı birbirinden çok farklıdır fakat bu iki grup, belli başlı birtakım noktalarda ittifak etmektedirler. Aynı şekilde bazı konularda modernistlere yakın düşünen köktenciler ve gelenekçiler bulunmaktadır. Artı modernistlerle laikler birbirlerinden farklı düşünmelerine karşın modernistler de laikliği savunurlar fakat onların laiklik tanımı, bazı noktalarda laiklerin tanımıyla farklılık gösterir.

rand-raporuRapor, dört aşamalı bir eylem planı öngörmekte ve tam anlamıyla oyun içinde oyun kurmayı tavsiye etmektedir. Eylem planında kullanılacak baş aktör ise elbette modernistlerdir. Modernistler, “İslam Dünyası’nın, küresel modernliğin bir parçası olmasını arzularlar, çağa ayak uyduracak şekilde İslam’da reforma gidilmesini ve İslam’ın modernleştirilmesini isterler” şeklinde tanımlanmaktadırlar. Benim tanımım ise şu şekildedir: Modernistler, ister Kapitalizm’e, ister politik “dindar” muhalifler örneğinde görüldüğü gibi Sosyalizm’e kapı aralasın, İslamiyet’i Batı-merkezli ideolojiler (modern disiplinler) doğrultusunda yorumlayan kimselerdir.

Bu ve benzeri yorumlar, genel olarak İslamiyet’i modern dünyaya uyarlamak ve bu yolla sistemin Sağ’ı veya Sol’u tarafından kontrol altında tutmak üzere ortaya atılmış kişisel yorumlardır ve elbette bu yorumların İslam’ın ana (temel) teorik metinleri ve tarihsel pratiğiyle hiçbir ilgisi yoktur. Haliyle (bir kısım) modernistler, anti-kapitalist ve anti-emperyalist söylemlerinin aksine tıpkı diğerleri gibi bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde egemenlere hizmet etmektedirler.

Raporun, modernistlerin desteklenmesine yönelik eylem planı şu şekilde:

– Modernistlerin çalışmalarını sübvanse edilmiş maliyetlerle yayınla.

– Gençlik için kamuoyuna açık sunumları ve konferansları cesaretlendir.

– İslami eğitim müfredatında onların görüşlerini duyur.

– Onlara bir kamuoyu platformu sağla.

– Onların dini yorumlar ile ilgili fikirlerini ve yargılarını web siteleri, okullar, enstitüler gibi fikir yayma araçları vasıtasıyla radikallerin ve gelenekçilerinkine rakip olarak ortaya koymalarına olanak sağla.

– Modernistlere yakın görüşten gelenekçilerin modernistler ile ortak hareket etmelerini destekle.

– Gelenekçi enstitü ve kurumlarda modernistlerin profillerini ve varlıklarını arttır.

Oyun içinde oyun kurmayı tavsiye eden eylem raporunda ilginç bulduğum diğer bazı tavsiyeler ise şunlar:

Gelenekçileri köktencilere karşı destekle. Köktenci aşırılıklarını ve şiddetini eleştiren gelenekçileri kamuoyu önüne getir. Gelenekçi ve köktencilerin anlaşmazlıklarını teşvik et. Gelenekçiler ve köktenciler arasındaki ittifakların önüne geç. Uygun oldukça gelenekçileri köktenciler ile münakaşalarında daha iyi olabilmeleri için eğit ve donat. Köktencilere karşı koy. İslam’ı yorumlamalarına itiraz et ve tutarsızlıklarını açığa vur. İllegal grup ve eylemler ile ilişkilerini ortaya koy. Şiddet eylemlerinin neticelerini kamuoyuna duyur. Cemaatlerinin ve bölgelerinin olumlu gelişimi için yönetme yetersizliklerini göster. Köktenciler arasındaki bölünmeleri destekle. Laikleri seçici destekle…

En ilginç tavsiye ise şu: Köktencilerin (Radikal İslamcıların) ortak düşman olarak tanınmasını destekle, laiklerin Milliyetçi ve Sol ideolojik platformlarda ABD karşıtı gruplar ile ittifak yapmalarını engelle. Yani rapora göre, Radikal İslamcılar ortak düşman olarak görülmeli. Bunun yorumunu okuyuculara bırakıyorum. Artı aşağıda daha açık bir biçimde görüleceği gibi, tavsiyenin ikinci kısmı İslamiyet’e merak saran Sol-Sosyalist muhalefeti kurtarmıyor, çünkü onlar sonuç itibariyle kirli bir oyunun içine düşmüş bulunuyorlar.

Bu noktada sorulması gereken en önemli soru şu: Kim böyle bir oyunun parçası olmak ister? Eğer bu oyuna kıyısından köşesinden bulaşan olursa, bilin ki o kişi veya gruptan -her kim ya da her ne olursa olsun- hayır gelmez.

Şimdi, iyiden iyiye düşünelim: Modernist tezlerin savunucusu Ankara Okulu, İslami Rant A.Ş’de kendilerine yer bulamayan, öteden beri Ankara Okulu ve benzeri düşünce üretim merkezlerinin dini yorumlarını benimseyen, artı yeni modernist yorumlar geliştiren, şimdilerde farklı kanallardan finanse edilen politik “dindar” yazarlar, onların başını çektiği politik “dindar” muhalifler, söz konusu yazarları ve politik “dindar” muhalifleri kamuoyunda bir dönem büyüten Atlantikçi medya, İslamiyet’e merak saran, söz konusu yazarları ve onların başını çektiği politik “dindar” muhalifleri bağrına basan, Allah’tan, dinden, imandan söz eden Sol-Sosyalist muhalefet ve diğerleri acaba bu ülkede ne iş yapmaktadırlar?

Solcu-Sosyalist entelektüellere ve politikacılara sorarsanız, onlar son derece “güzel” ve “faydalı” bir iş yapmaktadırlar. Örneğin din siyasetin konusu haline gelecek, halkın çoğunluğunun kendisini Müslüman olarak tanımladığı bir coğrafyada İslam’ın bu Batı-merkezli yorumu araç olarak kullanılacak, sınıf mücadelesi güç kazanacak, ezilenler için yeni bir güneş doğacak, adaletsizlik, ayrımcılık, işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk, açlık vs. gibi sorunlar “Sosyalist İslam”la çözüme kavuşacak, diğerlerini inkar ve asimilasyon ortadan kalkacak, kısacası egemenlerin İslam’ı devre dışı kalacaktır. Bu bakımdan dinde yenilenme (tecdid), şu veya bu şekilde onların politik-ideolojik çıkarlarına hizmet etmektedir. Onlara göre son derece “ilkesel” bir yaklaşımdır bu elbette.

Oysa bu, bilinen anlamda bir yenilenme (tecdid) hareketi değildir, açıkça bir ‘Oryantalist İslam’ inşa etme çabasıdır. Her şeyden önce felsefesi sakattır, çünkü İslamiyet’i kendi politik-ideolojik çıkarları açısından bir imkan olarak görmesine karşın gerçekte onun olmazsa olmazlarını yok etmeye ve onu farklı bir amaçla farklı bir biçimde çarpıtmaya çalışmaktadır.

Bu durumda sosyal adalet, eşitlik, özgürlük vs. gibi kavramların tümü bir kez daha güme gider; bu olmazsa olmazları yok edilmiş, içi boşaltılmış, Sol-Sosyalist malzemeyle makyajlanmış, çarpıtılmış İslamiyet, kapitalist paradigmayı benimseyen politik-ideolojik çevrelerin elinde yozlaşmış, farklı bir yönden olmazsa olmazları yok edilmiş, içi boşaltılmış, çarpıtılmış İslamiyet’in yol açtığı faciaları tersinden tekrarlayarak aynı şekilde onu modern çağın dayatmalarına açık hale getirir ve eskisinin yerine kendi “yeni” hedonizmini ikame eder. Özetle onu olumsuz anlamda dünyevileştirir ve başka şekillerde yozlaşmaya neden olur.

Ayrıca egemenlerin İslam’ı devre dışı falan kalmaz, aksine farklı bir bakış açısıyla işleyen “yeni” bir egemen İslam’ı çıkar ortaya. Mazlumların zalimler haline geldiği “yeni” bir versiyon olur bu.

İki ihtimal var: Ya İslamiyet’e merak saran Sol-Sosyalist muhalefet neyin ne olduğundan, gerçekte kimin ne yaptığından, sonuçta kimin nereye hizmet ettiğinden ve kendisinin nasıl bir oyunun içine düştüğünden habersizdir ya da onlar içeride ve dışarıda sistemin diğer yarısını oluşturmaktadırlar ve amaçları sanıldığının aksinedir.

İlki söz konusu ise iyi; çünkü bazı şeylerin farkına varabilmek için henüz çok geç değil. İkincisi söz konusu ise bir felaketle karşı karşıyayız demektir; çünkü bu apaçık ihanet anlamına geliyor. Sonuçta ikisi de bizi şaşırtmaz, o da ayrı bir konu.

Benim bakış açımdan, Atlantikçi medya hariç -çünkü onlar zaten Atlantikçi- söz konusu yazarların başını çektiği modernist politik “dindar” muhalifleri, onları bağrına basan ve Allah’tan, dinden, imandan söz eden Sol-Sosyalist muhalefeti, bunların hepsini -ister bilinçli, ister bilinçsiz bir şekilde olsun, hizmet ettikleri yer itibariyle- yap-bozun birbirini tamamlayan iki parçasından biri, dolayısıyla sistemin diğer yarısı olarak nitelendirmek gerekir.

İşin ilginç yanı, RAND Düşünce Kuruluşu’nun danışmanı eski CIA’ci Graham Fuller. Ne diyordu hatırlayalım: Türkiye’ye biraz daha Sol lazım! Peki, konjonktür gereği İslam garnitürlü olsun mu? Aynı Graham Fuller diğer yandan ‘Politik İslam’ın Geleceği/The Future of Political İslam’ adlı kitabında “liberal ve reformist İslamcı” olarak nitelendirdiği, dinler arası diyalogun mucidi Fethullah Gülen’in ve Nurculuğun desteklenmesi gerektiğini de söylüyor. Oyun içinde oyun da böyle olur zaten. Hem o taraftan hem bu taraftan…

Raporda Ilımlı İslam, Modernist Protestan İslam yorumu ve buna benzer daha birçok konu ele alınmış (aşağıda hem kaynak kitabın adını hem de raporun linkini verdim, okuyunuz).

Ömer Yılmaz – akilvefikir.org

———————-

Kaynak kitap: Cheryl Benard, Civil and Democratic İslam: Partners, resources and strategies, RAND National Security Research Division, 2003

Link: http://tr.wikipedia.org/wiki/Il%C4%B1ml%C4%B1_%C4%B0slam

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s