Mevlüt Hönül / Yazarlar / Yorum-Analiz

Müslümanların “Kaderini” Belirleyenler

köşe15-mevlüthönülAllah’a ve ahiret gününe iman ettiklerini söyleyen, ancak insanları aldatmak adına “ılımlı”, “demokratik”, “modern İslam” projeleri doğrultusunda hareket edenler, aslında kendilerini aldatıyorlar. İslam düşünce tarihinde yeri olmayan yabancı kavramlarla insanları kendi üretimleri olan anlayışlara davet edenler, emperyalist güçlerin kuralları ile oynayanlar, henüz nasıl bir oyunun içinde olduklarını fark edemeyecek kadar basiretsiz.

Ortadoğu topraklarında var olan savaşlar, soykırımlar, insanların yerlerini yurtlarını terk etmeleri ve benzeri olaylar, düşünce kuruluşlarının ve hükümetlerin masa başında hazırlayıp yürürlüğe koydukları “kader belirleme” projeleridir. Küresel güç odakları, kimleri nasıl kullanacaklarını/destekleyeceklerini, kimleri saf dışı bırakacaklarını enine boyuna tartışarak söz konusu süreçleri başlatıyorlar.

Batı, kendi siyasi ve ekonomik istikrarını güvence altına almak adına birtakım İslamcı örgütleri ve “Ilımlı İslam” projesini benimseyen birtakım yapılanmaları destekleyip Ortadoğu’yu kan gölüne çeviriyor. Aşağıda sunacağım RAND Raporu, bugüne kadar nasıl kullanıldığımızı, nasıl yönlendirildiğimizi açıkça ortaya koyuyor, ancak yine de takdiri akıl sahiplerinin vicdanına bırakıyorum.

Bizi yüzlerce parçaya bölen, Müslüman’ı Müslüman’a kırdıran emperyalist güçlerin oyunları her daim yeni piyonların sahaya sürülmesi suretiyle devam ediyor ve edecek. Bizlere düşen görev aklıselim olmak, Kur’ani esaslar doğrultusunda hareket etmek ve hiç kimsenin maşası olmadan yeryüzünde adaletin sağlanması için mücadele etmek.

Biz, İslam’ın siyasi, ekonomi, hukuki ve benzeri yönlerini ele alarak bir din devleti oluşturmaktan ziyade onun insani-ahlaki yönünü ön planda tutarak insanlık adına yeryüzünü inşa ile mükellefiz. İslam’ın inşaya dayalı anlayışını ifsada çevirenler ise yeryüzünde emperyalistlere hizmet etmeye mahkûmlar.

İslam âleminde Müslümanları dört ayrı hizip vasıtasıyla birbirine kırdıran Batı, RAND Raporu ile amacını açıkça ortaya koyuyor.

 Rand Raporu Planı

 Rapor karışık dört aşamalı bir eylem planı öngörmekte ve tavsiye etmektedir.

 ”Önce Modernistleri Destekle”

 * Modernistlerin çalışmalarını sübvanse edilmiş maliyetlerle yayınla.

 * Gençlik için kamuoyuna açık sunumlar ve konferansları cesaretlendir.

 * İslami eğitim müfredatında onların görüşlerini duyur.

 * Onlara bir kamuoyu platformu sağla

 * Onların dini yorumlar ile ilgili fikirlerini ve yargılarını web siteleri, okullar, enstitüler gibi fikir yayma araçları ile gelenekçi ve köktencilerinkine rakip olarak ortaya koymalarına imkân sağla.

 * Asi fikirler arayışındaki İslami gençliğe, seküler ve Modernist karşı kültürleri seçenek olarak ortaya koy.

 * İslam önceki ve İslami olmayan kültürlerinden haberdarlıklarını ilgili ülkenin medyasında ve eğitim kurumlarında öne çıkar.

 * Bağımsız sivil organizasyonların gelişimini destekle ve sıradan vatandaşların kendilerini politik süreçte eğitmeleri ve görüşlerini söyleyebilmeleri alanları yarat.

Modernist akım, ülkemizde “reform” adı altında 1932 yılında ezanın Türkçe okutulmasıyla başlayan sürecin temsilcisi; Batı aklının ön plana alınması ile İslam’ın temel taşlarını “reform” adı altında yozlaştıran bir anlayış. Bunun yanında seksen yıllık süreç içerisinde kin, nefret, ırkçılık ekseninde, “gericilik” söylemini gündemde tutarak, kitaplarında ve söylemlerinde eleştirdiği, “şeytan” ilan ettiği kesimlerin yapa geldikleri ibadetlere “ritüel” diyecek kadar ileri giden bir yaklaşım.

 ”Gelenekçileri Köktencilere Karşı Destekle”

 * Köktenci aşırılıklarını ve şiddetini eleştiren gelenekçileri kamuoyu önüne getir. Gelenekçi ve köktencilerin anlaşmazlıklarını teşvik et.

 * Gelenekçiler ve köktenciler arasındaki ittifakların önüne geç

 * Modernistlere yakın görüşten gelenekçilerin modernistler ile ortak hareket etmelerini destekle

 * Uygun oldukça gelenekçileri köktenciler ile münakaşalarında daha iyi olabilmeleri için eğit ve donat. Köktenciler hitabette genellikle çok üstündürler buna karşın gelenekçiler dini eğitimlerini ailede alırlar ve meramını anlatmada zayıftırlar.

 * Gelenekçi enstitü ve kurumlarda modernistlerin profillerini ve varlıklarını arttır.

 * Gelenekçilerin değişik bölümleri arasında ayrımcılık yap. Modernist görüşlere yakın olan olan ”Hanefi” mezhebi okulu gibilerini diğerlerine karşı cesaretlendir. Vahabi kaynaklı kuralların otoritesini zayıflatmak maksadıyla onların dini fikirlerini yaymalarını destekle. Bu iş fonlama ile ilintilidir: Vahabi parası muhafazakâr Hanbelî mezhebini destekler. Bu ayrıca bilgi ile alakalıdır: Müslüman dünyanın daha geniş çekingen kısmı İslam hukukunun yorumundan ve ileri uygulamalarından bihaberdir.

İmam Ebu Hanife’yi tanıtan eserlerle insanları modernist görüşlere sevk edenleri unutmamak gerekiyor; saltanat anlayışına ve onun zulmüne başkaldıran İmam Ebu Hanife’yi, yaşadığımız ülkede M. Kemal’in eliyle ortaya konulan laik ideolojiyi meşru gösterme aracı olarak kullanabilecek derece modernist bir yaklaşım bu.

* Sufiliğin kabulünü ve popülerliğini teşvik et.

Hatırlanacağı gibi, UNESCO, 2007 yılını Mevlana ve hoşgörü yılı olarak ilan etmişti.

Geleneksel anlayışla hareket eden cemaat, tarikat ve benzeri oluşumlar. modernistlerin tam tersi bir algıyla dini belli bir zamana ve mekâna hapsetme anlayışını ön planda tutarlar. Tarihi vesikalar ile zulümleri sabit olan zalimleri bile aklamayı, bu zulümleri dillendiren herkesi sapık ilan etmeyi, kendilerince hüccet gördükleri anlayışları ve bu anlayışların ilk kaynağı konumundaki kimseleri kutsayarak, uçuk kaçık hikâyelerle kendi ağlarına düşürdükleri insanları koyunlaştırıyorlar; zihinleri tahakküm altına alarak, düşünmenin önüne geçerek, kendilerince doğru kabul ettikleri düşünce ve yaşam biçimine ters düşen anlayışları toptan reddeden, itaatkâr müritlerin sayılarını artırıyorlar.

”Köktencilere Karşı Koy”

* İslam’ı yorumlamalarına itiraz et ve tutarsızlıklarını açığa vur.

* İllegal grup ve eylemler ile ilişkilerini ortaya koy.

* Şiddet eylemlerinin neticelerini kamuoyuna duyur.

* Cemaatlerinin ve bölgelerinin olumlu gelişimi için yönetme yetersizliklerini göster.

* Bu mesajları özellikle genç insanlara, takva ehli gelenekçilere, Batı’daki Müslüman azınlığa ve kadınlara ver.

* Köktenci aşırıların ve teröristlerin başarılı şiddet eylemlerine saygı duyulmasına ve sempati beslenmesine engel ol. Onları kötülük sever kahramanlar olarak değil, rahatsız edici, alçak ve ödlek olarak lanse et.

* Kökten-dinciler ve teröristlerin gayri ahlakiliklerini, riyakârlıklarını ve yolsuzluklarını araştırmaları için gazetecileri yüreklendir.

* Köktenciler arasındaki bölünmeleri destekle.

Devletler eliyle ortaya çıkarılmış köktenci anlayışlar, İslam’ın insani ilkelerini hiçe sayarak, ölmeyi ve öldürmeyi “Cihat” adı altında dayatılan silahlı yapılanmalardır. Ortadoğu ve Afrika’da savaşan örgütler, İslami-insani değerler ekseninde değil, hizmet ettikleri küresel güç odaklarının anlayışları doğrultusunda şekillenmiş bir hareket metoduna sahip olan eli kanlı emperyalist piyonlardır.

İslami-insani değerleri hiçe sayan anlayışları, İslam inancına sevgi besleyen, ümit var olan insanların İslam’dan nefret etmelerine, İslam’ı bilmeyen kimselerin ise zihinlerinde tedavi edilmez yaraların oluşmasına sebebiyet vermektedir.

”Laikleri Seçici Destekle”

* Kökten dincilerin ortak düşman olarak tanınmasını destekle, laiklerin Milliyetçi ve sol ideolojik platformlarda ABD karşıtı gruplar ile ittifak yapmalarına mani ol.

* Yıllar boyu başörtüsünü yasaklayan, başörtülülerin öğrenim haklarını ellerinden alan laik ideoloji, Müslümanlara karşı her platformda devlet gücü ile zulmünü ortaya koydu.

* İslam’da devlet ve dinin ayrı tutulabileceğini bunun inanca zarar vermeyeceği aksine onu güçlendireceği fikrini destekle.

Raporda belirtildiği gibi, kimlerin nasıl destekleneceği, nasıl eleneceği, birbirine nasıl dost ve düşman edileceği belirlenmiş, işin görünen yüzü bu kadarsa, görünmeyen, arka-planda olan kısmı bunun yüzlerce misli olsa gerek. Laik anlayış ile hareket edenlerin dine ve mazlumlara yönelik anlayışları hemen herkese payına düşen zulmü ziyadesiyle yaşattı.

“İslam” veya “Müslümanlık” adı altında şer güçlerin kaderimizi çizmelerine, bize figüran rolü biçmelerine müsaade etmememiz gerekiyor. Bunu yaparken fikirlerimizi ve eylemlerimizi Kur’an ve Sünnet doğrultusunda şekillendirmek, hukuki sorunlarımızı dayanışma içerisinde şura ile kendi aramızda halletmek, tüm insanlığı yeryüzünün refahı ve huzuru için lisan-ı hal ile İslam’ı yaşamaya davet etmek zorundayız.

Allah Resulü Muhammed’in vefatı ile birlikte ortaya çıkan İslam içindeki siyasal anlayışları tekrar gözden geçirmemiz, ölçülü bir anlayış ve hareket metodu geliştirmemiz gerekiyor. Toptancı bir anlayışla dışlayarak, küfrederek değil, İslami esasları ilke edinerek, sırtımızı zalime, otoriteye, mülke dayamadan, bizi hür yaratan Rab’e dayanarak, eylemsiz söylemlerden uzak, hayat kitabı Kur’an’ı yaşantımızda ete kemiğe büründürerek sağlıklı bir değişim ve dönüşüm sürecine katkı sağlayabiliriz.

Allah’a ve ahiret gününe iman ettiklerini söyleyen, ancak insanları aldatmak adına “ılımlı”, “demokratik”, “modern İslam” projeleri doğrultusunda hareket edenler, aslında kendilerini aldatıyorlar. İslam düşünce tarihinde yeri olmayan yabancı kavramlarla insanları kendi üretimleri olan anlayışlara davet edenler, emperyalist güçlerin kuralları ile oynayanlar, henüz nasıl bir oyunun içinde olduklarını fark edemeyecek kadar basiretsiz.

İnsan olarak geçmişte yapmış olduğumuz hataları ve işlediğimiz günahları, geleceğe yönelik sağlam adımlar atabilmek için sorun etmememiz gerekir. Başlangıç olarak tevbe ile hakikati aramaya, yaşamaya gayret etmek, davamıza sahip çıkmak ve Hak olan bir davanın batıl anlayışlarla kirlenmesine izin vermemek asli görevimizdir. İtidalli, insanları bir araya getiren, kaynaştıran, erdemli bir yaşam etrafında sımsıkı kenetlenen bir anlayış içerisinde, vicdan sahibi insanları kuşatıcı sağlam adımlar atalım, aksi halde bu cendereden asla kurtulamayacağız.

Emperyalist güçlerin ortaya koydukları plan-projeler doğrultusunda hareket edip etmediğimizi geçmiş üzerinden vicdan muhasebesi yaparak anlayabiliriz. Müslümanlar söylemden ziyade eylemi öne çıkararak, yani imanı pratik açıdan ortaya koymak yoluyla, bugün mevcut oluşumların arka bahçesi haline gelmeden, Allah’ın kelâmı etrafında her ortam ve şartta bir araya gelmenin yollarını arayarak iletişime geçmek ve İslam’a “hizmet” ettiklerini öne süren yapılar karşısında itidalli davranmak zorundalar.

Mevlüt Hönül – akilvefikir.org

———————–

RAND Raporu için bkz. http://tr.wikipedia.org/wiki/Ilımlı_İslam

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s