Ali Bal / Din / Emeği Geçen Yazarlar / Yaşam

Ümmet’in Zilleti (1)

köşe8-alibalBir zamanlar ekonomisini, siyasetini, eğitimini, kısaca her şeyini İ’lây-ı Kelimetullah ve fisebilillah cihada göre tanzim eden fatih bir ümmetin bugün ne hale geldiğine bakın. Vahyin gösterdiği çizgide ve işaret ettiği yolda ümmetin yeniden inşası için kolları sıvamak zamanıdır.

Önümde duran gazetede ümmetin içinde bulunduğu zilletin belgesi niteliğinde dört haber var:

1- “Myanmar’ın batısında derme çatma kamplarda yaşam savaşı veren Rohingya Müslümanlarının dramı devam ediyor. Dar Paing kampında dünyaya geldikten birkaç saat sonra ölen bebeğin cenaze töreni, Rohingya Müslümanlarının yaşadığı zorlukları bir kez daha gözler önüne serdi. AP ajansının haberine göre, Myanmar’ın batısında on binlerce Müslüman’ın yaşadığı kamplarda küçük çocukların ölmesi sıradan hele geldi.” Ve haber devam ediyor…

2- Bu haber de dehşetengizlikte birincisini aratmıyor: İNTERNETTE BEBEK PİYASASI! Zinanın suç olmaktan çıkarılmasından sonra gayrı meşru ilişkilerin arttığı ülkemizde bu ilişkiler sonucu dünyaya gelen bebekler, internet sitelerinde korsan yöntemlerle satışa çıkarılıyor. 40-50 bin TL’ye satışa çıkarılan bebekler duyanları adeta isyan ettiriyor.

3- Bonzainin doğum yılı 2010. 2012’de 391 operasyonda 896 kişi ile birlikte 197 kg Bonzai ele geçirildi. 2011 yılına göre Bonzai yakalanmalarında görülen 18 katlık artış, yakalama yapılan il sayısının 21’den 47’ye çıkması, Türkiye’deki pazarın gelişimi hakkında ip uçları veriyor.

4- ABD’nin desteklediği İsrail, yine çocukları hedef aldı. İsrail’in kendini koruma hakkını kullandığını iddia eden ABD, Filistin’in kendini savunmak için attığı ve henüz kimsenin yaralanmadığı roket saldırılarını ise kuvvetle kınadığını açıklamış.

Bunları niye aktardım? Bilindiği gibi bu ve benzeri haberler, on yıllar vardır ki, bu ülkenin İslami ve gayrı İslami yayın organlarında manşetlerden hiç düşmüyor. TV kanallarında da öyle.

Ey Allah’ın her günü bize “Hizmetler gelişiyor elhamdülillah” diye diye narkoz vermekten geri durmayan cemaatler ve hükümet! Bütün bunlara ne dersiniz? Hemen her birinizin 50 yılı aşkın hizmetlerinizin ve on yılı aşkın AK Parti iktidarının sonucunda gelinen son nokta değil mi bunlar? Bir zamanlar insanlığın nerede ise beşte birine hükmeden fatih bir milletin içinde kıvrandığı zillete bakın. Fatihleri, Yavuzları, Kanunileri düşünün. İslam adına onları yerin dibine batırmayı entellik sanan Osmanlı muhalifi Müslümanlar! Osmanlı olsaydı acaba bunlar olur muydu? Osmanlıcı değilim ve Osmanlıcılık da yapmıyorum. Bırakın Osmanlı’yı, topyekun İslam tarihinin yeniden sorgulanmasından yanayım. Başarılı oldukları yerde başarılarının, başarısız oldukları yerde de başarısızlıklarının nedenleri analiz edilmeli, dersler çıkarılmalı ve böylece geçmişten ders alınarak elde ettiğimiz kazanımlardan, ayakları yere sağlam basan, daha iyi, daha güzel bir gelecek inşa etmek yolunda istifade edilmelidir. Yakın ve uzak tarihle ilgili genel görüşüm budur. Ancak şu farka dikkat edilmelidir: Osmanlı zulüm yaptı ise kendi yaptı. Bizlere düşen körü körüne bir Osmanlı hayranlığı veya Osmanlı’nın yanlışlarına kör bakmak değil, ondan dersler çıkararak yaşadığız zamanı daha doğru ve adil temeller üzerine inşa etmek olmalıdır.

Bununla birlikte Osmanlı, gerileme dönemi hariç Haçlı Frenklerin örgütlerine, paktlarına girip onlardan emir almadı. Onların küresel hesaplarına hizmet etmedi. Onlardan emir alıp darbe yapmadı. Onlardan borç istemedi. Bugün Filistin’de olanlar, dün Afganistan’da olanlar, Suriye’de Irak’ta olanlar, Fatih, Yavuz veya Kanuni zamanında olabilir miydi? Osmanlı’ya bu noktadan bakmak gerekir. Yoksa Edirne ve Van arasında sıkışmış, Anadolu halkını dahi bir arada tutmaktan aciz bir Türkiye, haline bakmaz da Osmanlı’yı kınamaya kalkarsa, işte zillet ve rezalet budur.

Osmanlı’nın İslam coğrafyasına yaptığı fetihleri, bugün Ortadoğu coğrafyasında olanlara baktığımız zaman daha iyi anlayabiliyoruz. Aileyi tarumar eden, kırıp geçiren bu hayırsız evlatlar, ancak bir baba sopası ile bir araya getirilebilirdi ve öyle de oldu. Tabii gönül isterdi ki, güç kullanılarak değil de, “Mü’minler ancak kardeştir” ayeti ile “Onların işleri aralarında meşveret ve şura iledir” ayetleri temelinde, ulemanın rehberliğinde, gönüllü katılım yolu ile çözülseydi meseleler. Ama ümmetin o bilinç düzeyine ulaşması için, bugünkü manzaraya baktığımızda, öyle görünüyor ki, belki de daha çok yüz yıllar geçecek, bilmiyoruz. Ümmet için şeref olurdu, ama olmadı, olamadı. Bu nedenle bugün yaşayanlar olarak yukarıda dört maddede sıraladığım zillet tablosunda -pek azımız dışında- büyük çoğunluğumuzun günahı ve vebali olduğu kanaatinde ve iddiasındayım.

Gündemleri takip edemez olduk. Her gün ortaya çıkan yeni bir gündem öncekini unutturuyor. Sahi, bir aralar gündemde olan süt bankacılığı ne oldu? Onu unuttuk bak! Öğrenci evleri hangi gündeme kurban gitti, hatırlayan var mı?

Üzerinde seneler süren tartışmalar yürüttüğümüz şu hikmetli Kur’an hakkı için, hangi mezhep, grup, cemaat, hizip ve klikten olursanız olun, saydığım dört madde karşısında “Ben de Müslümanlardanım” diyenlerden olup da yüreği burkulmayan var mı? Peki, neden 50 senedir uğraşıyoruz? Kur’an mealleri basılıyor, okunuyor, mütalaa ediliyor, cemaatler harıl harıl çalışıyor, ama her şeye rağmen  bu ülke, bu toplum ve bu ümmet, kurtuluşa biraz daha olsun yaklaşacağına gittikçe daha da çok batıyor? Neden İslamcı yazarlar dahi içinde yaşadığımız toplumsal çürüme karşısında çaresizlik itiraflarında bulunuyorlar? Fatih bir Peygamber’in ümmetine bu yakışır mı? Nerede hata yaptığımız konusunda herkes suçu birbirinin üstüne atmak yerine oturup kendini sorgulamalıdır. Bu din ki, en zayıf hali ile Kisraların (İran’ın fethini düşünün mesela), Kayserlerin kapısına dayanmış ve Allah’ın izni ile muzaffer olmuşken, Nusret-i İlahi, Allah’ın vaadi ile Mü’minler üzerine iken, neden şu ahir zamanda bu ümmet dünya küfrünün zulüm ve tahakkümü altında böyle zelil ve perişandır? Neden olduğunun cevabını her halde yine bize Kur’an verecektir. Nerede hata yaptığımızın cevabını orada bulacağız.

Vahyi referans almayan sistemlerin, fasık ve facir idareci kadroların yeryüzünde ekini ve nesli ifsad/helak edeceğini haber veriyor Kur’an. Kimlerle veli olunacağı konusunda Mü’minin kıstası takva iken, onların kıstası kavmiyet/asabiyet, eş/dost, yaran kayırıcılığı, güce ve mala tapma, yani kısaca “dünya”dır. Mü’min, ahiret için bu dünyanın her türlü şeytani çıkar hesaplarından feragat ederken, kafir bütün hesaplarını bu dünyanın gerektirdiği çıkar esaslarına ve kıstaslarına göre yapar. Bir kısım Mü’minler zayıf Mü’mindir. İsmen ve iddiasına göre Mü’mindir, hatta onlara bir tasnife göre Mü’min de denmez, Müslüman denir. Zira Mü’min daha özel bir teslim olmuşluğu ifade eder. (bkz Hucurat, 14). İcraatta dünyevi değerler ön plandadır. Her an satılmaya, yamulmaya ve bükülmeye açıktır. Bir kısmı gizli kafir, yani münafıktır. Akaidi açıdan bu dünyaya inanıyorsa, öte dünya inancını kaybetmişse, zaten dünyevi kıstaslar/kriterler ön planda olacaktır doğal olarak. Böyle bir insanın nefsine hakim olması mümkün değildir. Daha doğrusu, onun nefsine hakim olmak diye bir derdi yoktur. Gayrı meşru ilişkiden çocuk doğurur. Allah ve ahiret, diriliş algı ve tasavvuru olmayan bir insan için doğurduğu çocuk bir hiçtir. Bu nedenle o, çocuğunu 50.000 TL’ye satarken, hem gayrı meşru ilişkiden doğan bir çocuktan kurtulmuş olacak, hem de 9 aylık bir zahmetin sonunda 50.000 TL gibi bir paraya sahip olacaktır. Vicdanını şeytana satmış biri için fena bir ticaret sayılmaz. Bunu anlamak için onun mantığına göre düşüneceksiniz. Zira onun dünyası, bizim bildiğimizden ve düşündüğümüzden apayrı bir dünyadır.

Biri de bir zamanlar sevgilisini testere ile doğrayıp kadavrasını gitar kılıfının içine doldurmuş ve çöp konteynırına atmıştı. Bunlar bir zamanlar ekonomisini, siyasetini, eğitimini, kısaca her şeyini İ’lây-ı Kelimetullah ve fisebilillah cihada göre tanzim eden fatih bir ümmetin bugün ne hale geldiğinin göstergeleri olması bakımından anlamlıdır. Vahyin gösterdiği çizgide ve işaret ettiği yolda ümmetin yeniden inşası için kolları sıvamak zamanıdır.

Ali Bal – akilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s