Murat Bilgin / Yorum-Analiz / İktibaslar

İsrail’in Yıkılması Artık Bir Zaman Meselesi

israil-yıkılabilir-1Müslümanlar, İsrail’in yok olabileceğini, en azından yenilebileceğini, terbiye edilebileceğini hayal dahi edemiyorlar. Oysa tarihte, büyük güçler birçok kez yıkıldı. İşte Firavun’un monarşik mutlakıyetinin tanrı krallığa yükseldiği kritik eşik burasıdır. Bu eşiği Firavun ve bu sihirden beslenen sınıflar biliyorlardı.

İsrail Yıkılabilir

“Zâlim yine bir zulme giriftâr olur âhir

Elbet olur ev yıkanın hânesi vîrân” (Ziya Paşa)

İstemsiz hareketleri bir yana bırakırsak, insan “hayal etmeden” oturduğu yerden kımıldayamaz. Hayal etme mekanizması ise başlangıcı nasıldır bilmiyorum fakat ilk istençle gerçekleşiyor. O isteği yapma rasyonalitesinin en yakın gerekliliğinden nihai hedefine ve sonuçlarına doğru sonuçla, sonuca en uzak nokta olan istenç arasında sürecin hayalleri oluşuyor. İşte bu hayaller olmasa kişi kımıldayamaz bile. Başka bir şekilde ifade edecek olursak, delilik ya da şuursuzluk kişinin geçmiş ve gelecekle, yakın ve uzak olarak, görünen ve görünmeyen mekân ve eşya ile bağlantısını sağlayan bu hayalleri anlamlı ve dengeli bir dizinle kuramaması durumudur.

Şunu biliyor ve her daim yaşıyorum. Müslümanlar İsrail söz konusu olduğunda ümitsiz bir çaresizlik içine yuvarlanıyorlar. Takip edebildiğim kadarıyla Müslüman aydın ve âlimlerden İsrail’in nasıl yıkılabileceği konusunda çalışma yapıp söz söyleyen yok. Daha da öte nasıl terbiye edilebileceği konusuna sloganların ötesinde bir cüret yok. Bunun hayal bile edilip mümkün görülememesi bir itikadi sorundur. Oysa Amerika, İngiltere ve İsrail’de lise öğrencilerinin en sevdikleri münazara konusu dünyanın özellikle de Ortadoğu’nun siyasi ve kültürel haritasının nasıl değişmesi gerektiğidir. Burada bilinçaltı; “bugünkü sınırlar kesin değişecek de bu nasıl olmalıdır.”

Müslümanlar, İsrail’in yok olabileceğini, en azından yenilebileceğini, terbiye edilebileceğini hayal dahi edemiyorlar. Oysa tarihte, büyük güçler birçok kez yıkıldı. İşte Firavun’un monarşik mutlakıyetinin tanrı krallığa yükseldiği kritik eşik burasıdır. Bu eşiği Firavun ve bu sihirden beslenen sınıflar biliyorlardı. Bir çocuk dahi Firavunun yıkılabileceğini hayal edebilirse bütün düzen yıkılacaktı. İşin daha da ötesi bunun üstüne sihirbazların göz boyamaları, koşullanmış yetişkinleri etkilerken çocukları etkileyemiyordu. Yani alttan gelen her nesil tehlikeydi.

Anne babası gibi avlanmayı hayal etmeyen yırtıcılar besin zincirinin en alt katmanlarında ki otçulların arasına düşüp, savananın en zayıf halkası olurlar. Bu gün uluslararası arenanın kültür olarak Müslümanlar, sınıf olarak emekçiler, ırk olarak da Araplar, Türkler, Kürtler ve siyahiler en zayıf halkasıdır.

Bugün; saydığım bu unsurlardan emekçiler adına bizler ve birkaç vicdanını ve merhametini kaybetmemiş sivil toplum örgütünden ses çıkmaktadır. Bir de Türkiye’den Tayyip Erdoğan. Onunki de kişisel bir söylemin ötesine geçememektedir.

Neden?

Çünkü İsrail’in bütün gücüyle çullandığı bir bölgede koca bir tankın karşında elinde taşla dikilen dokuz yaşında çocuklar onca teçhizatın ve silahın arkasında İsrail askerlerinin altına kaçırdığını gördüler. Bu çocukları artık o askerler yenemez. O çocuklar İsrail’in bütün bu katliamları korkudan yaptığını ve yenilebileceklerini gördü. Nasıl yenilebileceklerini hayal edebiliyorlar. Artık bu onlar için bir zaman meselesi. Bu çocukların anneleri, onların hayallerini anlıyor ve aynen Yusuf’un hayalini anlayan kocamış Yakup gibi diğer çocuklarının tamamını feda etme pahasına direniyorlar. İşte İsrail’in çocukları ve kadınları öldürme sebebi bu. O rüyayı gören Yusuf’u ve Yusuflar doğuran anneleri öldürmeye devam ediyor. Paradoks bu ya tarihte bunu her denediklerinde yıkılıp helak oldular. İman etmeseler bile sessiz kalıp itaat ettiklerinde de galip oldular.

Şimdi bize düşen Gazzeli çocukların gördüğü rüyayı ve kurdukları hayali öğrenmek ve anlamak. Bizim âlimlerimizin ve diplomatlarımızın bilemediği şeyleri o çocuklar biliyor ve İsrail’in nasıl yıkılacağını hayal edebiliyorlar. Melik’in Yusuf’a inandığı gibi onlara inanmalı ve hayallerini ümmete mal etmek ve gerçekleştirmek için bütün gücümüzü kullanmalıyız.

Başka da şansımız yok çünkü biz de bunun hayalini bile kurabilen yok.

Müslümanlar hiç kimsenin “sonu gelmeyen mülk ve ebedi hayatın” bu dünyada olmadığını ölüm gelmeden anlamalı ve herkesin bir gün öleceğine inanmalıdır. Şerefli bir ölümün ancak şerefli bir yaşamla mümkün olduğunu bilmelidir.

Her gün bıkmadan Filistin/ Gazze eylemlerimizi sürdürmeliyiz.

Arap devletlerinden bağımsız beyanatlarda bulunup, bağımsız hareket etmelerini beklemek şu haliyle ahmaklıktır. Ümidimiz halkın onları çiğnemesidir.

Dünyada her yerde Musevi ve Yahudi örgütlerine ve onlarla iş yapıp ilişkiye geçenlere tavır alınmalı ve İsrail vatandaşlarının dünyanın her yerinde tepki gösterilerek iç baskı oluşturmaları sağlanmalıdır.

Özellikle ABD ve İngiltere’ye sivil boykotlar uygulanmalıdır.

Avrupa’daki Müslümanlar etkin örgütlenmeye gitmelidir. Türkiye bu konuda ideoloji gözetmeyen bir yaklaşıma sahip olmalıdır.

Müslüman halklar önce kendi devletlerini İsrail’le tüm anlaşmalarını askıya almaya zorlamalıdır…

Murat Bilgin

egitimbirsen.org.tr

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s