Emeği Geçen Yazarlar / Tülay Yıldırım Ede / Yaşam

Filistinli Kardeşlerime Çağrımdır

köşe14-tülayyıldırımedeKardeşlerim, sizler gibi zulüm altında olan birçok halklar oldu. Kimi savaşla mücadele etti, kimi açlıkla. Bıçak kemiğe dayanınca, çözümü göç etmekte buldu çoğu. Yeni bir hayat kurmak ve acılarını unutup geride bırakmak umuduyla, yeni yaşamlara yol aldılar, çeşitli ülkelere göç edip savruldular…

Kardeşlerim,

Biliyorum ki; acılar içerisinde kıvranıyorsunuz. Biliyorum ki; ateş, yüreğinizi, ocağınızı, dünyanızı yakıyor. Biliyorum ki; kardeşlerinizi, akrabalarınızı, canlarınızı yitirdiniz gözlerinizin önünde. Ne geceniz var, ne gündüzünüz. Ne dününüz var, ne bugününüz. Yıllardır mücadele ettiğiniz topraklarınızdan, belki de göç etmek zorunda hissediyorsunuz kendinizi. Belki de başka seçenek kalmadı diye düşünüyorsunuz artık…

Sizler gibi zulüm altında olan birçok halklar oldu. Kimi savaşla mücadele etti, kimi açlıkla. Bıçak kemiğe dayanınca, çözümü göç etmekte buldu çoğu. Yeni bir hayat kurmak ve acılarını unutup geride bırakmak umuduyla, yeni yaşamlara yol aldılar, çeşitli ülkelere göç edip savruldular…

Sizlere ülkeme göç eden mültecilerden bahsetmek istiyorum kardeşlerim.

Afrikalı kardeşlerimden örneğin. Onlar burada mülteci bile değiller. Ne kimlikleri var, ne sosyal güvenceleri. İnsan tacirleriyle, ölümü göze alarak gemilerle geldiler ülkemize. Açlıkla ve iç savaşla mücadele etmekten yorulan bedenleriyle sığındılar bizlere. İnsan tacirleri demişler ki onlara; ” Türkiye Müslüman ülkedir, misafirperverdir. Sahip çıkarlar size. Gidin oraya. Hem karnınız da doyar, hem sahipsiz kalmazsınız.” Sevinmişler duydukları karşısında ve umutlarını yüklenip omuzlarına, yolda ölme riskini göze alarak, hicret etme yolunu seçmişler. Peki, ne buldular buraya gelince? 12 saat çalışmak bazılarına zor gelirken, kardeşlerim 12 saatten bile çok çalışıyor ya da çalışmaya razı oluyorlar. Herkes asgari ücretten yakınırken, kardeşlerim 400 TL alırlarsa şükrediyorlar. Ne devlet güvencesi, ne insanlık adına bir güvence. İnsanca muamele görmüyor çoğu. Ev bile vermek istemiyor çoğu kişi onlara. Siyahiler ya, “Bunlar kesin uyuşturucu satıyorlardır” diyorlar. Kadınlarına da fahişe gözüyle bakıyorlar. Siyahi kadınları, siyahlara boyuyorlar. Müslüman ülkenin sahipsiz siyahları onlar…

Çeçenlerden bahsedeyim size kardeşlerim. Çeçenler ki, yiğit insanlardır, savaşın en çetinini görmüş kişilerdir. Savaşta verdikleri mücadeleyle nam salmış bir halktır. Ancak sorsanız bizim halkımıza, bilmezler çoğu Çeçen kampları nerededir. Ne adreslerini bilirler, ne yerlerini, ne yurtlarını. Sadece namları vardır herkesin nezdinde, ötesi yoktur. Hikâyeden ibarettirler insanların gözünde. İşte bu kadardır bizde vefa…

Bir de Suriye gerçeği var ki, içler acısı. Suriye’deki iç savaşta hepimizin yüreği yandı. Hâlâ da yanmakta. Suriyeli mülteciler gelince, herkes kucak açtı onlara. Evlerini, ekmeklerini paylaştı tüm ülkemin insanları. Ancak hassasiyet kısa sürdü. Şimdi Suriyeliler, istenmeyen halk ilan edildiler. Neredeyse arabalar tutulup sokaklardan toplatılacaklar, kamplara götürülsünler diye. Bazı illerde kampanyalar başlatıldı, “Suriyelileri şehrimizde istemiyoruz” diye. Türkiye halkına göre, onlar yüzünden işlerden olundu, evlerden olundu, yardım yapmaktan bıkıldı. Zaten yardım yap yap nereye kadardı?! Hem çoğu dilenciydi, hatta hırsızdı bunların! Arsızlardı da üstelik! En iyisi dönsünlerdi ülkelerine. Biz kendimize zor bakıyorken, bir Suriyeliler eksikti, kimilerine göre!…

Zamanında Bulgar göçmenleri de gelmişti ülkeme. Devlet onlara iş ve konut vermişti. Hâlâ konuşur ülkemin insanları, “Hak etmediler onlar” diye. “Bizler açıkta kaldık, onlar bizlerin işlerini çaldılar” derler. “Bizler ev sahibi olamadık, onlar ev’lendiler” diye devam ederler…

Diyeceğim şu ki kardeşlerim, bizim halkımız çok iyi ağıt yakar. Bir yerde zulüm varsa, esirgemez dualarını, cömerttir bu konuda. Kampanyalar başlatır, yardımlar yollar. Eylemlerle tepkisini ortaya koyar, sloganları dilinde sayar. Acıyla beslenir benim halkım. Lanet okur, sayar, söver. Ancak iş kucaklamaya, sahip çıkmaya, Ensar olmaya gelince, işin rengi değişir. Önce sahiplenir. Elinden geleni yapar. Örgütlenir. Görev dağılımı derken, sonra ne örgüt kalır ve dağılım. Oflar, puflar, topu başkalarına atar. “Bu işin sonu yok” der ve çeker elini ayağını her şeyden. Bir halkın göç etmesi, sadece rantçılara yarar. Bir süre sonra sıkılan halkıma gelince; benim halkıma dokunmayan yılan, inanın bin yıl yaşar kardeşlerim…

Size demem göç etmeyin diye. Umutsuzluk da aşılamak değildir niyetim. İsterim ki, bunları bilip de gelin benim ülkeme. Bunlara göğüs gerebilecek cesareti yüklenin omuzlarınıza da girin benim milletimin içine. Elbette halkımın hepsi bu durumda değil. Azınlık da olsa hâlâ insanlık için mücadele eden, oflayıp puflamayan, Ensar olmaya çalışan kişiler de var ülkemde. Sadece dua edin ki, Ensarlar sarsın sizi geldiğiniz zaman. Ensar görünümlü insanlar ya da rantçılar değil…

Gelirseniz, sizleri en iyi şekilde ağırlamak için burada olacağız kardeşlerim. Sıkılanlara, bıkanlara, tepki koyanlara, rantçılara, ırkçılara, insan tacirlerine inat, bizler her daim burada olacağız, canımızla, malımızla sizlere sahip çıkacağız…

Tülay Yıldırım Ede – akilvefikir.org

Reklamlar

One thought on “Filistinli Kardeşlerime Çağrımdır

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s