Konferans-Sempozyum-Panel-TV Programı Özetleri

Cizvit Papazı’nı bile isyan ettiren “Allah yazılı metin istemiyordu” tartışması

kuran-sempozyumu-12008 yılında Almanya’da düzenlenen Kur’an sempozyumunda çağdaş ve modernist Kur’ân okumaları değerlendirilmiş, “Allah yazılı metin istemiyordu” diyen tarihselci kafa Cizvit Papazı’nı bile isyan ettirmişti.

Körner’den Tarihselcilere Eleştiri

Almanya’da düzenlenen Kur’an sempozyumunda konuşan Cizvit Teolog Prof. Dr. Körner, Müslüman tarihselcilerin Kur’an hakkındaki araştırmalarını sert bir dille eleştirdi.

Almanya’da, Frankfurt Goethe Üniversitesi’nde, ‘İslam’ın Manevi Mirası: Günümüzde Kur’an’ başlıklı bir sempozyum düzenlendi. Sempozyuma otuz ilim adamı katıldı. Çağdaş ve modernist Kur’ân okumaları değerlendirildi.

Üç gün süren sempozyumu, İslam Dini Vakıf Profesörlüğü ve İslam Araştırmalarını Teşvik Topluluğu (GEFIS) düzenledi. Programın açılış oturumunda Johann Wolfgang Goethe Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Rudolf Steinberg ve Frankfurt Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Christian Troll’in yanı sıra Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Görmez de bir konuşma yaptı.

Nasr Hâmid Ebû Zeyd Bildik Modernist Söylemi Tekrarladı

Programa Leiden Üniversitesi’nden katılan modernist ilahiyatçı Prof. Dr. Nasr Hâmid Ebû Zeyd, tebliğinde kendini tekrar etmeye başlayan modernist söylemin bildik yaklaşımlarını tekrarladı. Ona göre Müslümanlar, Kur’ân’ın metni yerine bu metinlerde verilmek istenen mesajın önemli olduğu bilincini asırlar önce kaybetmiş.

Nasr Hamid Ebu Zeyd

Faslı ilim adamı Prof. Dr. Taha Abdurrahman’ın ifadesiyle Kur’ân’ı/vahyi beşerileştirmeye, dekonsakre etmeye ve sekürlerleştirmeye çalışan modernist/reformist ilahiyatçı hattın öncü isimlerinden olan Nasr Hâmid Ebû Zeyd, Müslümanlar vahyin söylediğiyle değil; söylemek istediğiyle ilgilenirse ancak o zaman ‘Tanrı’ ile iletişime geçebileceklerini ancak Müslümanların bu canlı iletişimi bırakıp sadece metne yoğunlaştığını, dolayısıyla Tanrı’yla iletişimi kaybettiklerini öne sürdü.

İlahiyatçı Prof. Ömer Özsoy’dan Spekülatif Cümleler

Ankara İlahiyat’ın modernist öncülerinden Prof. Dr. Özsoy ise ‘Anlaşılan Hz. Muhammed Kur’ân’ı yazılı hale getirmeyi kendi ödevi olarak görmedi’ gibi spekülatif cümleleriyle ve İslâm ilim ahlakının tasvip etmediği tarzıyla sağduyulu katılımcıları şaşkına uğrattı. Özsoy’un tarzı yalnızca Müslüman dinleyicileri değil; Hıristiyan katılımcıları bile şaşkınlığa uğrattı. Özsoy’a göre Allah gerçekte yazılı bir metin istemiyormuş; aksine Allah, insanlarla olan ‘esnek iletişimini’ korumak için Kur’ân metninin yazıya dökülmesine karşıymış.

Ömer Özsoy

‘Müslümanların başından beri Kur’an’ı tarihi ve şifahi bir belge olarak gördüğünden ve algıladığından yola çıkıyorum’ diyen Özsoy, şunları ekliyor: ‘Başka türlü olması da olanaksız görülüyor, çünkü ilk Müslümanlar, yani Kur’an’ın hitap ettiği ilk insanlar, Kur’an’ı böyle yaşadılar; Peygamber’in yoldaşları olarak vahiylerin inmesini O’nunla birlikte yaşadılar. Vahiy, Mekke ve Medine devresi ayetlerini inceleyen bilim dallarını da birinci ve ikinci kuşağa borçluyuz.’

Özsoy’a göre Kur’an’da anlatılmak istenen içeriğin yalnızca yüzde 10’u Kur’an’ın ayetlerinde bulunabiliyormuş. Geri kalan kısım, tarihsel bağlamda yorum gerektiriyormuş. Dolayısıyla Özsoy, Kur’an’ı ne ebediyen geçerli, ne de evrensel bir kitap olarak kabul ediyor.

Ayrıca bazı Oryantalistler Kur’ân-ı Kerim’in cem edilmesinin sanıldığı gibi İslâm’ın ilk asrında değil; çok sonraları gerçekleştiği gibi ilmî objektiviteden uzak değerlendirmelerde bulundular.

Sebeb-i Nüzûlü Tarihsellikle Aynîleştirmek

Bazı tebliğciler ise sebeb-i nüzûlü olgusundan yola çıkarak tarihselci ve hermeneutikçi yaklaşımın Kur’ân-ı Kerim’in anlaşılması için vazgeçilmez olduğunu ileri sürdü.

‘C. Luxenberg’in Tezi İlmîlikten Uzak ve Keyfî’

Sempozyumda ayrıca ‘Kuran’ın Süryanca-Aramî Okuma Biçimi: Kur’an Dilinin Deşifre Edilmesi Üzerine Bir Katkı’ başlıklı kitabın yazarı ve ‘Kur’an, şimdiye dek sanıldığından çok daha fazla oranda Süryani-Hıristiyan unsurlarla dokunmuş bulunuyor. Müslümanların kutsal metni, birçok yerinde Arap yorumcularca ya yanlış okundu ya da yanlış yorumlandı’ şeklinde yaklaşımları olan ve bazı Türkiye ilahiyatçılarının yaklaşımlarına paralel değerlendirmelerin sahibi Alman Oryantalist Christoph Luxenberg’in ‘Kur’an’ın Suriye-Arami biçimi’ tezi de tartışıldı. Cambridge Üniversitesi’nden Daniel Birnstiel, Luxenberg’in çevirilerinin ‘keyfî’ olduğunu ve Suriye-Arami kavramlarının Arap diline ne zaman girdiği konusunda çok az bilgiye dayandığını öne sürdü.

‘Ankara İlahiyat Ekolü’, Cizvit Papazı Prof. Dr. Felix Körner’i Bile Şaşırttı

cizvit-papazi-korner-den-tarihselcilere-elestiriCizvit Teolog Prof. Dr. Felix Körner, Alman akademik çevrelerinin ‘Ankara Ekolü’ temsilcisi olarak gördükleri Prof. Ömer Özsoy’u kıyasıya eleştirerek, ‘Özsoy’un Kur’ân’a tarihsel boyut kazandırma yönündeki çalışması, kitabı olan ilâhî bir dinin tefsiri olmaktan çıktı’ dedi. Cizvit Teologa göre Özsoy’un Kur’ân çalışması, ‘Herkesin kabul edebileceği, tarihsel açıdan allanıp pullanmış etik normlardan’ ibaret. Yani Kur’ân bir ahlâk kitabına indirgenmiş. Körner, ayrıca, dışarıdan gelen her reform girişiminin aslında Kur’ân’ın kendisinde var olan ıslahatçı potansiyeli yok ettiğini söyledi.

Prof. Dr. Felix Körner

Cizvit teolog Prof. Dr. Felix Körner Ankara’da yaşıyor ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde ‘Yeni Hermeneutik Kuramlar’ konusunda çalışmalar yapıyor. Kendisi aynı zamanda Ankara-Ulus’taki Katolik kilisesinin papazı ve Katolik kilisesi diyalog sorumlusu. Geçtiğimiz günlerde rahip Felix Körner’in Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hadis projesine danışmanlık yaptığı ileri sürülmüş, ayrıca Diyanet imamlarına ‘AB uyum’ dersleri/seminerleri verdiği iddia edilmişti.

05-07 Haziran 2008 tarihlerinde gerçekleşen sempozyum programı şu şekildeydi:

– ‘Kur’ân Metninin oluşumu’ başlıklı birinci oturumu Bonn Üniversitesi’nden Prof. Dr. Stefan Wild yönetti.

– Nasr Hâmid Ebû Zeyd, ‘Şam’lı Yahya’nın Meydan Okuması ve Kelâmın Doğuşu’ başlıklı bir tebliğ sunarak bildik modernist söylemi tekrar etti.

– Tel Aviv Üniversitesi’nden Dr. Omar Hamdan’ın tebliğinin başlığı, ‘Kur’ân Ortografisinin (İmlasının) Ortaya Çıkışına Dair Yeni Yaklaşımlar’dı.

– Frankfurt Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ömer Özsoy’un tebliğinin başlığı, ‘Kur’ân’ın Oluşumuna Dair Müslüman Algısı: Eleştirel Bir Yaklaşım’dı. Ömer Özsoy da modernist tarihselci söylemin başat görüşlerini tekrarladı.

– ‘Kur’ân ve Kur’ân Bilimleri Yorumları’ başlıklı ikinci bölümün ilk oturumu Bamberg Üniversitesi’nden Prof. Dr. Rotraud Wielandt’ın başkanlığında başladı.

– Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültes’inden Dr. Mustafa Öztürk, ‘Müteşabih Kavramı Bağlamında Klasik Tefsir Usûlü ve Ulûm-i Kur’ân’ın Aktüel Değeri Üzerine’ başlıklı bir tebliğ sundu.

– Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. İlhami Güler, ‘Günümüzde Kur’an Yorumu: Metinlerin Tefsirinden Olayların Teviline’ başlıklı bir tebliğ sundu.

– ‘Kur’ân Hermeneutiği’ başlıklı üçüncü oturumun başkanlığını Berlin Free Üniversite’den Prof. Dr. Angelika Neuwirth yaptı.

– Berlin Free Üniversite’den Nicolai Sinai’in tebliğinin başlığı ‘Spinoza ve Fazlurrahman Arasında: Tarihsel ve Eleştirel Metot Üzerine Bazı Mülahazalar’ idi.

– ‘Fundamentalizm ve Sekülerizm Kutupları Arasında Kur’ân Hermeneutiği’ başlıklı tebliğin sahibi ise Selçuk Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yasin Aktay’dı.

– Markfield Üniversitesi’nden Dr. Abdullah Şahin’nin tebliğinin başlığı, ‘Çağdaş Kur’ân Hermeneutikleri Gelenek İmitasyonunun ve Batılı Yorumlama Çerçevesine Öykünmenin Ötesine Geçebilir mi? Kur’ân’ın Hermeneutik Anlayışı Üzerine Eleştirel Bir Değerlendirme’ idi.

– On dokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Burhanettin Tatar’ın tebliğinin başlığı ‘Kur’ân Hermeneutiğinin İmkanları ve Sınırları’ idi.

– ‘Kur’ân’ın Estetik Deneyimi’ başlıklı dördüncü oturuma Frankfurt Üniversitesi’nden Prof. Dr. Abdullah Takım başkanlık yaptı. Takım aynı zamanda ‘Kur’ân’ın Estetik Yönelimi ve Dua’ başlıklı bir tebliğ sundu.

darulhikme.org.tr –  Qantara.de

timeturk.com / 22 Temmuz 2008 Salı

Reklamlar

One thought on “Cizvit Papazı’nı bile isyan ettiren “Allah yazılı metin istemiyordu” tartışması

  1. Nasr Hâmid Ebû Zeyd, Müslümanlar vahyin söylediğiyle değil; söylemek istediğiyle ilgilenirse ancak o zaman ‘Tanrı’ ile iletişime geçebilir” bu savı anlamamızı sağlayacak örnekler bilen varsa yazsın biz de öğrenelim… En azından ne denmek istendiğini anlamış oluruz.

    Prf Dr. Osman Özsoy; “Allah gerçekte yazılı bir metin istemiyordu, aksine Allah, insanlarla olan ‘esnek iletişimini’ korumak için Kur’ân metninin yazıya dökülmesine karşıydı………..” Sevgili arkadaşlar bu cümleyi tamamlayan bir anlamlı bir cümle yazınız. a- Müzakereler neticesinde Peygamber Allah’ı ikna etti ve peygamber kendisini dinleyenlerden yazarak alıp ezberleyip yaşamalarını istedi. b- Müzakereler neticesinde Sahabe Allah’ı ve Peygamberi ikna etti. c- Allah aslında ikna olmadı fakat Araplardan korktu ikna olmuş gibi yaptı. d- Allah’ın zaten amacı münazaraydı kimin kazanacağının pek önemi yoktu. e- Bu akıl ya düz ya daz ya da uz. Aklımızla alay etmek gibi bir amaçları yok.

    Özsoy; “İlk Müslümanlar, yani Kur’an’ın hitap ettiği ilk insanlar, Kur’an’ı yazmadan ve metne bakmadan yaşadılar…Kur’an’da anlatılmak istenen içeriğin yalnızca yüzde 10′u Kur’an’ın ayetlerinde bulunabilir” diyor. Keşke Kuran Allah’ın ilminde bir nokta bile değilken bizim için, anlamalar çıkartma açısından kıyamete kadar bütün sorunları çözecek, yazılan ve kıraat edilen lafzının daima kat be kat üstünde anlam ve sırlar içermektedir. Her çağ ve bakış için milyonlarca rengi içinde barındıran güneş gibidir deseydi.

    KASATURA Acemi askere hiç bir şeyini çaldırma. Hele hele de kasaturanı demişler. O da çalınır korkusuyla yastığının altına saklamış. Nöbetçi subayların değişimi sırasında silahlıkta bir kasatura eksik çıkınca bütün koğuş içtimaya kaldırılarak kasaturanın kayıp olduğu kendisinde olanın teslim etmesi istenmiş. Bizim acemi çaktırmadan yastığı kaldırıp bakmış ve kendi kendine “yok yok benimki kaybolmamış” deyip beklemeye devam etmiş. Sonunda tüm koğuş silah numaraları ve isimleri karşılaştırılınca sıra bizimkine gelmiş. Subay “senin kasatura nerede” diye sorunca “yastığımın altına sakladım, benimki burada” deyip kasaturayı getirmiş. Sonrasında neler olabileceği askerlik yapan herkesin malumudur. Burada kasatura metin, silahlıkta olmaması anlam, bulunmasına kadar geçen olayların bir bölümü “metin” sonrası ise metinde hiç olmamasına rağmen metinden yola çıkılarak ulaşılan anlamdır. Lafız olmadan mana çıkarmak şaman geleneğidir. Çünkü onlar tabiatı ve ötesini doğrudan okurlar…

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s