Emeği Geçen Yazarlar / Halil İbrahim Kılıçarslan / Yaşam

Annem, Babam ve Deprem

köşe11-halilibrahimÖlüm en az bir rihter ölçeği kadar yakındı. Kimisi kıskandıran bir iman ile çoktan hazırdı ölüme, kimisi korkudan titriyordu ama ölüm, her ikisi için de gelmişti elbet.

Vakitlerden gecenin bir vakti. Masada bir şeyler atıştırıyorum. Tıkırtıma babam uyanıyor, su içmek için mutfağa yöneliyor. Bu sırada dışarıdan insanların endişeli sesleri geliyor. Babam soruyor, “Ne bu kalabalık bu saatte sokakta?”  Ben, “Bilmiyorum”  diye cevap veriyorum. Salona geçip pencereyi açıyor ki ne olup bittiğini öğrensin. Esneyerek yaklaşıyor. “Deprem olmuş herhalde, hadi iyi geceler” deyip yatağına dönüyor. Ben de içimden “Ha o zaman korkulacak bir şey yokmuş” diyorum saf saf. Ve yıllar sonra bu anlattıklarım aklıma geldiğinde soruyorum kendime, “Acaba o sırada kıyamet kopuyor olsaydı babam yine uykusuna döner miydi?” Sanırım dönerdi. Hayır, uyumayı çok sevdiği için değil sevgili okuyucu. Belki de ölüme hazır olduğu için. Belki de korkmadığı için. Ve belki de ölümden kaçamayacağını bildiği için. Belkiler tren olup gide koysun biz diğer küçük hiÂayemize uzanalım.

Öğrencilik yıllarımda annem ziyaretime gelmiş. Ben kanepede uzanırken annem de mutfakta bir şeylerle uğraşıyor. Birden oturduğum apartmanın derinlerinden bir ses geliyor ve binanın ileri geri gidip geldiğini fark ediyorum. Bir yandan da lamba sallanmaya başlıyor. İşte o an içime bir his gelip çörekleniyor; ölüm korkusu. Hayatımda ilk kez ölümün o soğuk yüzüyle karşılaşıyorum. Ölmek kaçınılmazı, teoride aklımın bir köşesinde sürekli duruyor olsa da yüksek bir yapıda içinde bulunduğum odanın sallanan lambasına bakınca ölümün hiç de uzakta olmadığını idrak ediyordum. Kaburgalarıma doğru bir ağrı hücum ediyordu, .çimden bir ses şöyle diyordu: “Halil, öleceksin ve buna hazır değilsin.”

Herkes için olduğu gibi benim için de ölüm; tekti, ilkti ve sondu. Şüphesiz ‘Her canlı ölümü tadacak’tı. Ama belki benimki bir süre bekleyebilirdi, hatta hiç fena olmazdı. Daha geçilmemiş dersler, yenilmemiş Kürt börekleri vardı.

Bir iki git gelden sonra tansiyon ve kalp hastası olan annemin mutfakta olduğunu hatırlıyorum. Teskin edici bir ses tonuyla,  “Anne deprem oluyor ama korkma şiddetli değil!” diyorum. Paniğe kapılıp kriz geçirmesinden endişe ettiğim annem ise beklediğimden daha soğukkanlı çıkıyor ve “Korkma oğlum korkma, kıbleye doğru dönüp öyle ölelim, öleceksek.” diyor.

“Ölelim mi kaçalım mı?” diye sorsam cevabı ne olurdu acaba, aklına ilk gelen kıblenin yönünü tayin etmek mi olurdu yine. Öyle ya kıbleye doğru dönüp ruhumuzu versek her şey dört dörtlük olurdu onun için. Bir de şehadet getirmeyi akıl edersek şahane olurdu. Tam da imanının gerektirdiği şekilde göçerdi ahirete.

Ölüm en az bir rihter ölçeği kadar yakındı. Kimisi kıskandıran bir iman ile çoktan hazırdı ölüme, kimisi korkudan titriyordu ama ölüm, her ikisi için de gelmişti elbet.

Halil İbrahim Kılıçarslan – akilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s