Emeği Geçen Yazarlar / Umut Talha Sevgi / Yaşam

“Akıllı teknoloji” ve “Akıllı gençlik” (2)

köşe4-umuttalhasevgiİlk başta insani değerlerin yerini insanın kendisinin ürettiği eşyaya bırakması ciddi bir paradoks oluşturuyor. İnsanın insana değer vermeyip kendi ürettiğine yönelmesi insaniliğin yerini maddi olanın aldığının göstergesidir ki bu da Mekke dönemindeki müşriklerin taptıkları tanrıları yeri geldiğinde helva yapıp yemelerine benzer bir zihniyet içeriyor. Bu zihniyet, yeri geldiğinde insanı maddeye feda edeceğine dair negatif bir imaj sergiliyor.

Bir önceki yazımızda, teknolojiyi tanımaya yönelik sorular eşliğinde teknolojinin ne demek olduğunu ve teknolojinin sosyolojik boyutunu ele almıştık. Bu bölümde ise teknolojinin gündelik yaşantımızda bizler –özellikle de gençler– üzerinde bıraktığı etki ve oluşturduğu algının psikolojik çözümlemelerini yapmaya çalışacağız.

İnsan, yapısı gereği çevresini etkileyen fakat aynı zamanda çevresinden etkilenen bir varlıktır. Çevresini yapıp etmeleriyle etkiler, yine çevresi tarafından yapılan eylemler ve üretilen ürünler ile etkilenir. Bu etkileme ve etkilenme sürecinde kullanılan materyaller son derece önem arz eder; çünkü söz konusu materyaller, insanın hem edinimlerini oluşturur hem de bu edinimlerden ve/veya üretilen ürünlerden etkile(n)mesini tetikler. Materyallerin kullanım biçimlerine bağlı olarak meydana gelen bu etkileme-etkilenme ilişkisi, bireyin (ve kısmen toplumun) zihinsel yapısını ve algı durumunu belirler. Bir başka ifadeyle materyaller, bireylerin ve toplumların gerek düşünce dünyalarını gerekse reel hayatlarını dönüştürebilecek/şekillendirebilecek bir nüfuza sahiptir. Psikolojik bir olgu olan bu süreci günümüze uyarladığımızda, “etkileme ve etkilenme ilişkisi” yerine “teknolojik yapı ve üretim”; “materyal” yerine ise “teknoloji ve teknolojik ürünler” mefhumu karşımıza çıkmaktadır.

Psikoloji biliminin tarihsel sürecinden kesitler sunarak teknolojiye dair kavram değişikliğini anlatmaya çalıştığımız bu girişten sonra teknolojinin bizlerde oluşturduğu etki ve dönüşümü ele almaya başlayalım. Tarihsel süreçte insanın ve toplumların, hayatın içinde var olan olgulardan etkilenme ve beğenme duyguları –zamana bağlı olarak– değişmiştir. Eski zamanlarda bir insan başka bir insanın karakterinden, ilminden, inancından yahut ahlâkından etkilenirken, günümüzde artık bu etkileniş biçimi yerini “teknolojik sahiplik”e bıraktı. Yani artık bir insanın değerlerinden ve fıtratından değil de teknolojik yapıdan ve üretimlerden etkileniyoruz ya da bir insanın sahip olduğu teknolojik ürünler (materyaller) bizleri daha çok cezbediyor. Günümüzde insan, sahip olduğu teknolojik ürün miktarına paralel olarak değer görüyor. Yine insanlar, tarihin ilk dönemlerinde doğanın eşsiz güzelliklerinden kendilerine bir pay çıkarırken, günümüzde doğadan etkileniş ve doğaya duyulan hoşnutluk yerini yüksek gökdelenlere ve çok katlı binalara hayranlık duymaya bıraktı. Ayrıca çocukların misket, salıncak vb. basit oyuncaklarla doğal mekanlarda oynayarak çocukluk duygularını sevinçle yaşamaları hissiyatının yerini “akıllı” diye adlandırılan telefon ve tabletlerin içine sıkıştırılmış sanal oyunlar aldı.(1)

Peki, bu değişiklikler ve dönüşümler hayatımıza neler kattı veya hayatımızdan neleri götürdü? Öncelikle dönüşümlerin zaman içinde oluşmasının kaçınılmaz olduğunu belirtmeliyiz. Değişim ve dönüşümler hayatın içinden olduğu sürece normaldir ve olması da gereklidir fakat bu dönüşüm hayatın içinden değil de hayat dışı ve insan fıtratına zıt bir şekilde gerçekleşiyorsa bu durum sorunlara yol açabilir. Dolayısıyla “dönüşüm olmasın” demek yanlış olduğu kadar, sınırı ve hedefi belli olmayan fütursuz dönüşümler de bir o kadar yanlıştır. Bu bağlamda yukarıda belirttiğimiz söz konusu teknolojik anlamdaki dönüşümler bizleri olumlu yönden ziyade olumsuz açıdan daha çok etkilemiştir.(2)

İlk başta insani değerlerin yerini insanın kendisinin ürettiği eşyaya (teknolojiye) bırakması ciddi bir paradoks oluşturuyor. İnsanın insana değer vermeyip kendi ürettiğine yönelmesi insaniliğin yerini maddi olanın aldığının göstergesidir ki bu da Mekke dönemindeki müşriklerin taptıkları tanrıları yeri geldiğinde helva yapıp yemelerine benzer bir zihniyet içeriyor. Bu zihniyet, yeri geldiğinde insanı maddeye (teknolojiye) feda edeceğine dair negatif bir imaj sergiliyor.(3) İkincisi, teknolojik dönüşümler hem ekolojiyi hem de insani doğamızı tehdit eden noktalara geldi. Teknolojik yapı ve üretim, ekolojiyi ve insan doğasını tahrip ediyor, çünkü bizlere üzerinde rahatlıkla nefes alabileceğimiz, temiz havasını içimize çekebileceğimiz, yürüyebileceğimiz, koşabileceğimiz, zihnimizi dinlendirebileceğimiz doğru dürüst bir doğa alanı neredeyse bırakmadı. Her taraf sözüm ona son sürüm teknolojiyle oluşturulmuş mekanlar, binalar, AVM’ler, eğlence ve iş merkezleri ile donatılmış durumda. Teknoloji bununla da yetinmeyip insani doğamızı da (fıtrat) erozyona uğratmaya devam ediyor. Bir insanın normal koşullarda kaldıramayacağı süre boyunca teknolojik aletleri – bilerek/bilmeyerek, farkında olarak/olmayarak, gönüllü olarak/zorla –bir şekilde (iş, eğlence stres atma vb. sebepler ile)- bizlere kullandırtan bir sistem söz konusu. Burada kimimiz keyfi, kimimiz ise zorunluluğa dayalı (gerekli/gereksiz)(4) kullanımlarımız ile kendi sonumuzu hazırlıyoruz.

Son olarak bu dönüşümler, en çok gençler ve çocuklar üzerinde ciddi tahribat oluşturuyor. Kimisi farkında, kimisi ise gençliğin (yahut çocukluğun) verdiği hevesle ve farkındalık eksikliğiyle kendisini teknolojinin derin ve tehlikeli havuzuna bırakmış oluyor.(5)

Özetlersek, bu yazımızda teknolojinin psikolojik anlamda tarihsel sürecine ve zihinlerimizde oluşturduğu dönüşümlerin hayattaki yansımalarına değinmeye çalıştık. Burada sonuç mahiyetinde söyleyebileceklerimiz ise şunlar olur: Post-modern dönemde yaşayan insanlar olarak bizler, tarihsel süreçte maruz kaldığımız dönüşümleri iyice anlamak zorundayız. Öyle ki, bu dönüşümleri iyice analiz edebildiğimiz ve düşünce süzgecinden(6) geçirebildiğimiz ölçüde temeli geçmişte atılmış olan günümüze ait alt ve üst yapıların işleyiş ve fonksiyonlarını daha sağlıklı bir şekilde öğrenmiş olacağız. Bu minvalde alt ve üst yapılara dair tavır ve tutumlarımızı belirleyecek bir konum da belirlenmiş olacaktır. Böylece günümüzdeki temel kurumsal ve ekonomik işleyişlere dair daha sağlıklı bir bakış açısına sahip olabiliriz. Konuya ilişkin derinlemesine analiz ve konumlandırmalarımız ise, söz konusu yapılara ve sistemlere karşı daha sağlam bir duruş göstermemize dayanak oluşturacaktır. Bu anlamda teknoloji olgusu, bahsini ettiğimiz üst yapıya ve ekonomik işleyişe dair örneklerden sadece bir tanesidir. Dolayısıyla –yukarıda– sonuç niyetine söylediklerimizin tümü teknolojik sisteme karşı bir duruş ortaya koyabilmek açısından geçerli bir analizdir.

Umut Talha Sevgi – akilvefikir.org

————————-

Dipnotlar:

1- Sanal oyunların gençler üzerindeki etkilerini bir sonraki bölümde ele almaya çalışacağız.

2- Üstelik negatif bir etki bırakan bu dönüşüm, toplumumuzun sadece bir kısmını değil, aynı zamanda tüm yaş grubundaki kesimlerini etkilemiştir ve tüm gruplar üzerinde negatif etkisi  devam etmektedir

3- Günlük haberlerin çoğunluğunu katliam/şiddet haberlerinin içermesi bu zihniyeti yansıtıyor.

4- Burada belirttiğimiz “Gerekli/Gereksiz” ifadesi hem kullanım süresi hem de kullanılan teknolojik materyal sayısını ve çeşidini ifade etmektedir.

5- Bir sonraki yazımızda “Teknolojinin Gençlik Üzerindeki Etikleri ve Ebeveynlerin Konumu” temasıyla bu konu derinlemesine incelenecektir.

6- Akla gelebilecek her alandaki düşünsel oluşum (din, edebiyat, sanat, tarih, coğrafya, sosyoloji, psikoloji, felsefe vb.) kastedilmektedir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s