Atilla Fikri Ergun / Yazarlar / Yorum-Analiz

Kapitalizmi eleştirirken

köşe0-atillafikriergunBir şeyler yapmak gerekiyor, ancak bunun için oyun kurucu, strateji üreten yüksek akla ihtiyaç var. Anti-kapitalist Müslümanlık örneğinde de görüldüğü gibi, Spartakist hareketlerin başarı şansı yok. 

Anti-kapitalist Müslümanlık akımı, aşırı, kendi içinde dahi tutarsız ve itici söylemleriyle emek, sermaye, sosyal ve ekonomik adalet gibi önemli konuların dindar kesimde tartışılabilirliğini imkânsız hale getirdi. Yeni bir yaklaşım denemesinde bulunabilmek için belki çeyrek asırlık bir zamana ihtiyacımız olacak, kim öle kim kala.

Anti-kapitalist dindarlar, materyalist bir zeminde hareket ederek Müslüman halkın “din sadece karın doyurmak için vardır” indirgemesine teslim olmasını istediler, üstelik bunu yaparken AK Parti’ye oy veren ortalama Müslüman profilini şeytanlaştırdılar, halkın ibadetini, namazını, niyazını hedef alacak kadar ileri gittiler. Bunun yanında ortalama Müslüman profilinin siyasî yönelimini tek başına servet, iktidar, lüks, konfor ve kariyer kavramlarıyla açıklamaya çalıştılar, böylece günden güne marjinalleştiler ve ilk dönemlerindeki etkilerini yitirdiler.

Bu noktada bir parantez açmak gerekiyor; siyasî tercihini iktidar partisinden yana kullanan ortalama Müslüman halkın -özellikle Anadolu insanının- bütün çabası, Müslümanları -2002 itibariyle- 80 yıla yakın ağır baskı altında tutan ve onları ülkedeki tüm kötülüklerin müsebbibi olarak gören muhalif “aklın” eline bir fırsat daha geçmemesi için. Haksız da değiller, kim kendisini bir kaşık suda boğacak adamların eline ikinci bir fırsat vermek ister?! Muhalif “dindarların” teveccüh görmemeleri de bu yüzden, seviyeli bir muhalif duruş ortaya koymak yerine kuyu kazma işine ortak oldukları için.

Erdoğan, muhalefetin “Yapamazsın” dediği her şeyi yaptı, görünen o ki, geçmişte konjonktür gereği ötelediği şeyleri de yapacak. Asıl soru, muhalefet kendine çeki düzen verecek mi, itici söylemlerle halkı soğutmaktan, onu “Bunların hakkından ancak Erdoğan gelir” diye düşünmeye sevk etmekten vazgeçip ahlaklı bir muhalefet dili geliştirecek mi, yoksa Erdoğan’ın şahsına odakladığı siyasetiyle kaybetme rekoru kırmaya devam mı edecek?

Kapitalizm eleştirileri zihinleri uyanık tutmak için elbette gerekli, ancak nihai açıdan sorunu çözmez, itici söylemler işin içine girerse tam ters etki dahi yapabilir, kesin olan şu ki, nasıl yaşanacağını, nasıl üretilip nasıl paylaşılacağını gösteren canlı bir örneklik ortaya koymadıkça söz anlamını yitirecek, dahası konuşmaktan yorgun düşeceğiz günün birinde.

Kapitalist dünya görüşü dinin dünyaya yönelik mesajını kendine uyarladı, ahireti de bireysel ve göreceli “ahlakî” davranışların karşılığı olarak sundu, artık hem Tanrı’ya hem paraya kulluk etmek söz konusu değil, Tanrı ile para bir ve aynı.

Kapitalizm dinî hassasiyetler üzerinden büyük bir pazar yarattı, bir başka ifadeyle a’dan z’ye dinî ürünler pazarı oluşturdu, bu durum karşısında bağırıp çağırmak yerine işi eyleme dökmek gerekiyor, buna karşı koymanın yolu müşteri olmamaktan, müşteri olanları da itici söylemlerden kaçınmak kaydıyla bilinçlendirmekten geçiyor. Boykot İsrail ekonomisine ciddi darbe vurdu, bir bütün olarak dinî ürünler pazarına da aynı yöntemi uygulamak mümkün. Peki, bu pazara katkıda bulunan dindarlarımıza ne diyeceğiz? Hayır, onları yaftalamayacağız, Allah rızası için onlara işin doğrusunu anlatacağız.

Sermaye, kâr, serbest pazar, kalkınma, büyüme derken manevî değerlerimizin yanında şehri de kaybettik, modernleşmeyle birlikte şehirler yerini kentlere bıraktı. Kent kapitalist paradigmanın tasarımı, merkezinde alış-veriş merkezleri var, maddeci, tek dünyalı, seküler bir tasarım. Şehrin merkezinde ise camiiler var, sosyal hayatın etrafında şekillendiği ana mekân camii, diğerleri onun etrafında yer almak zorundalar, bu iki dünyalı bir tasarım, medeniyetin iki ayağı dünya ve ahiret, madde ve mana, bunları tevhid eden şehir, yani medeniyet.

Kentin modern atmosferinde Ramazan’ı hissetmek zor, kent bize ait bir konsept değil, bizim şehirlerimiz var(dı), şehre dönüşün imkanları üzerinde kafa yormadığımız sürece İslam Medeniyeti’nden söz edemeyiz.

Bir şeyler yapmak gerekiyor, ancak bunun için oyun kurucu, strateji üreten yüksek akla ihtiyaç var. Anti-kapitalist Müslümanlık örneğinde de görüldüğü gibi, Spartakist hareketlerin başarı şansı yok. Spartaküs’ün huruç hareketi başarısız oldu, çünkü düz adamlardan müteşekkildi, sonunda Roma lejyonları karşısında dağıldılar, bizdeki toplumsal hareketler de böyle, düz mantıkla hareket edip her defasında Ankara surları önünde dağılıyorlar. Köksüz, itici, saldırgan söylemler, militan propaganda, siyasi basiretsizlik, sonuç sıfır!

Son bir not; İslam Âlemi’ne banka faizinin riba ile aynı şey sayılamayacağı görüşünü modernistler soktu, Erdoğan’a “Faiz bir dünya gerçeğidir” dediği için kızanlar, ondan önce -yakın tarihte- Fazlurrahman ve Yaşar Nuri gibi “yenilikçilere” kızmalılar, “Banka faizi riba değildir” görüşü ikisinin kitaplarında da var.

Oturup adamakıllı düşünmemiz gerekiyor, hepsi bu.

Atilla Fikri Ergun – akilvefikir.org

Reklamlar

One thought on “Kapitalizmi eleştirirken

  1. Can yakıcı sorunlar, haklı serzenişler. Sorun var ve bunu gören Atilla çözüm aramak, önermek istiyor. Kutlu bir çaba… Bu vesileyle iki soruna dikkat çekmek istiyorum:

    1-müslümanlar evvel emirde ekonomik ilkelerin, ekonomi politiğin hayatı yönlendirmesine razılar mı? Sosyal hayatın örgütlenmesine, politik iktidarın belirlenmesine ekonomik alan mı karar vermelidir? Modern hayat, çağdaş bilgi ve rasyonel akıl böyle söylüyor. Liberalizm ve Marksizmin temel paradigması budur ve 400 yıldır yaşanan pratik bunu göstermektedir

    2-islam şayet başka bir yaşam tarzı, başka bir hayat modeli ise, toplumu-kenti-sosyali-siyaseti ve ekonomiyi başka paradigma ile kuracaksa, bu taktirde temel açıklama paradigması hangi değere dayanacaktır… Liberalizme, kapitalizme karşı olarak Marksist söylemle, anti-kapitalist açıklama biçimiyle islamı tanımlamak, insanların ilgisini neden çeksin? Bu dünyada din egemenlerin diğerlerini itaate ikna etmelerinde üretilmiş bir araçsa, bu söylemin bu hayatta karşılığı yoktur. Anti-kapitalist olanlar bu nedenle siyasetten, sosyal örgütlenme modelinden bahsetmiyorlar, bahsedemezler!

    Şu tespitle açıklayıcı olalım:
    İyi ya da kötü insan yoktur. İnsanları iyiye ya da kötüye yönlendiren toplumsal, siyasal sistem vardır. Bu gün iktidarın kötü doğasından bahsederek konuyu saptırmak, siyasetten ve toplumsallıktan bahsetmemek hiç bir şey söylememektir.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s