Rüknettin'in Kalbi İçin Kehanetler - Kemal Sayar / Video

Rüknettin’in Kalbi İçin Kehanetler – Kemal Sayar (Video)

Rüknettin’in Kalbi İçin Kehanetler

Rüknettin’in aynalarda ağladığı kadar var.
bir mevsimin kıyısından tutarsan Rüknettin
kurak ovalara yağmur yağar
ayak bileklerinden kavrarsan bir harfi
kalbin şiir olup vadileri sular.
senin de vadilerin vardır Rüknettin!
kehanetler kurarsın, yağmalarsın kendini
kurtarıp o yangında ilk önce kalbini
niyedir, aynalarda azalır sesin.
doktorum
ben bu kalbimi sarınır örtünürüm
kış gecelerinde onu yakar ısınırım
üşürsem helak olacağımdan korkarım.
doktorum
gayya kuyusuna inmek istemem
bana bir ip uzat, yağmurlar istemem
aynaları kırarım, suretimi istemem
mevsimler dönedursun, bu dünyayı istemem
ben hep aynalardan geçerim doktor,
aynalar benden geçer
Araf’tan bir sepet sarkıtırım aşağı
doluşur içine narin böcekler
yaşamayı yeni öğrenmiş kelebekler
üşüşür ben kalbimi sarkıtınca aşağı
ben hep aynalardan geçerim doktor.
günahları için ağlayan kim varsa
kanatları ile okşar onu melekler
hep böyle midir
kalbin hep böyle yavaş mıdır rüknettin
aynalar sana bir savaş mıdır rüknettin
yârin dudaklarından trenler geçer de
kalbinin istasyonunda durmaz mı
sen hiç satrançta yenilmez misin
atına binip hep gidermisin rüknettin
bilmez misin atından ayrı düşen bir vezir
zehir gibi çoğaltır kanında yalnızlığı
ve nihayet şahlar da aynalardan geçer
bir sen mi kalırsın bu rüyada rüknettin
herhalde hep böyledir
bu dünya sevenlere bir tuzaktır rüknettin
Rüknettin’in kalbinin birinci muhasarası;
buraya kalbinizi kuşatmaya geldiydik
konuşmayı unuttuyduk hâl diliyle söylediydik
duâ okuduyduk yağmur dilediydik
kalbinizi kuşatmaya geldiydik.
hoşgeldiniz. buyrun, işte kalbim.
adımı unuttuğum zamanlarda rüknettinim.
gövdesi ihlâl edilmiş bir yetimim.
şu kapıdan buyurun, az ilerisi benim kalbim.
benim kalbim bir ıslah evidir doktor
yetim bir çocuk durmadan azarlanır içinde
benim kalbim gövdesi ıslahevlerine çakılı bir
kuştur
uçmayı bilmeden ölür kenar otellerde
kalbim ıslah olmaz bir kuştur doktor
tıkanır, ölür metropollerde
ardından ağıtlar okunur.
bir çiçeği uyandırmek için mi
söner bu ateşgâhlar
kaldırmak için mi yeraltını
o derin uykudan
kurur bu göl
ne var ne oluyor
neden türkü söylüyor fesleğenler
uzakta biri mi göründü
biri incil okurken düşüp bayıldı mı
bir rüya mı gördü yalnız keşişler
yeni bir ilim mi keşfedildi
ne oldu?
adım rüknettin, tanışıyor olmalıyız
bir çay oçağında yahut bir merdiven başında
sunmuş olmalıyım kalbimi size
bakın! demiş olmalıyım henüz avladım onu
iğvanın zehrini boşalttığı kuyularda.
yalnız günah parlar zifiri karanlıkta
ve kuyudan kuyuya bir yol yoktur
bir avcı tüfeğini doğrulttuğunda
ay gibi ışıdığında bir aşk
bir mevsim yönünü şaşırdığında.
hayret etmiş olmalsınız, kalbim
hazerfen misali havalanınca.
korkarım sevgili doktor bu mektuba kendimi
üzerek başlayacağım
çabuk büyüyen bir çocuk gibi çeplerimin
nerede olduğunu unutacağım önce
ve mazi gizlenecek bir yer bulamayacak kendine.
sonra bir menekşeyi teheccüde kaldırmayı
unutacağım
unutacağım hangi şehirde durursam yâr
beni karşılar
nerede ölürsem bahtıma idamlar çıkar
gülümseyen bir arap olacak yüzümün size
bakan tarafı
terkedip gitmelerin ağırlaştırdığı bir güz
olacak öte yarısı
alnımın dokunduğu yerden savaşlar artacak
ve bahar giysilerine bürünmüş gelirken kıyamet
gönüllü mahlupları olacak hayatın doktor!
‘yarından korkan adam’ rüknettin böyle söyler.
siz doktor yazabilir misiniz bir gülü yeniden
alıştırabilir misiniz baharı çürüyen toprağa
kabaran yağmuru yeraltına
ve bir aşkı ayrılığa
yakıştırabilir misiniz doktor
kanatlarında hüzün ve manolya
taşıyan kuşlarla konuşabilir
ve trampetimi geri verebilirmisiniz bana
bir ilkokul atlasında gemilerim yandıydı
cenevizden geliyordum elimde mektuplarım vardı
elimde ölü bir kızın sağır saçları vardı
benki rüknettindim kuşlardan bir ordum vardı
bir mevisimin ortasında kalakaldıydım
bakkaldan manavdan değil
cenevizden geliyordum doktor
o kızın saçlarından geliyordum
yitirilmiş bir mahkemeden
galiba kalbimden geliyordum.
o ayaklarını değdirdiğin deniz rüknettin,
yani yarın
o ıssız ve derin ülkesi yavrukurtların
içli kızlarım kederine ilişkin o hakikat
gün gelir seni açıklarında boğar
ve haykırır ardından terkedip geldikleri sulara
hiç ağ vurmamış balıklar;
eve dön! eve dön!
dönersin aklında hüthüt kuşları kalır
ardında sevmeyen ve sevilmeyen bir adam kalır
ve rüknettin, senin kalbinden, her akşam
utangaç çocuklar yeryüzüne dağılır.
güvercinler nasıl taşırsa ömrünü
öyle taşırsın sır misali kalbini
tabipler o yardan el çekerse
aynalar sırrına agâh olur rüknettin
ne bir halvet olur sana bu dünya
ne tutuşan gövdene bir gölge
suskun balıkların dilini çözen rüya
gün gelir sana mihrap olur rüknettin.
bir güle boyun eğdiren nedir
o aşk değilse
nedir kalbe çıkartılan
tutuklama emri
aşk değilse
Ah, o sığınaklardan
yitikleri toplayan
ve düşlere vuran gemi
nedir aşk değilse
size kendimden bahsediyorum doktor
‘biraz yağmur kimseyi inciltmez’
iyi ruhların arasında dolaşan
bir gölgeden söz ediyorum
acıdan çatlamış kalbi
soğu dayanıklı kılan
bir bilgiden
terkedilmiş şizofrenleri
kendine çeken vadiden
keşişlerin hüznünden
ve bir aşk yüzünden
ayları karıştıran kişinin
tababeti ruhiyesinden
size kendimden bahsediyorum doktor
‘ben kar yağarken ıslanmam’
benim öbür adım rüzgar
uğradığım orman
değdiğim kalp uğuldar

Kemal Sayar

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s