Emeği Geçen Yazarlar / Felsefe-Düşünce / Kaan Güngör Duran

“Eğitim = Okumak” mı?

köşe12-kaangüngörduranMuasır medeniyet algımızın hudutlarını tek başına modernizm ile belirlediğimiz gün düştük bütün bu çıkmazların içine ve ne vakit içine hapsedildiğimizden daha geniş bir ufka bakmayı denesek yine modernizmin başka bir gereksiz ama elzemmiş gibi hissettirilen bir kriteriyle yeise düşürüldük…

Bismillâhi’r-rahmâni’r-râhîm

İlk emri ve tavsiyesi “oku” olan bir inancın terbiyesi ve imanıyla yoğrulmuş nesilden miras kalmış genetik kodumuz da “eğitim = okumak” algısı bozuk olan 46 kromozomumuz gibi. Bu sebeptendir ki ezber edilmiş “az okuyoruz” tespiti hep biraz eksik hep biraz içi boş lakırdı gibi gelmiştir.

Muasır medeniyet algımızın hudutlarını tek başına modernizm ile belirlediğimiz gün düştük bütün bu çıkmazların içine ve ne vakit içine hapsedildiğimizden daha geniş bir ufka bakmayı denesek yine modernizmin başka bir gereksiz ama elzemmiş gibi hissettirilen bir kriteriyle yeise düşürüldük. Yeni dünya düzeninin gerçeği bu olsa da hakikat bundan çok daha başka ve bağımsızdır. Kaç kitap okuduğun, kaç dil bildiğin, hangi üniversite veya üniversiteleri bitirdiğin gerçeğin tek önceliğidir, bununla hüküm verir. Oysa hakikat; kemiyetten azade keyfiyetle ilgilidir. Kaç değil hangi kitabı okuduğuna, kaç dil bildiğinden ziyade dilinden ne döküldüğüne ve nasıl bir eğitimden geçtiğinden çok neler öğrendiğine öncelik verir ve yine de hükmünü vermez. Bu pencereden baktığımızda; matbaa ve matbuatın bu topraklara geç gelmiş olması, eğitim seviyesinin, gazete ve kitap okuma nispetlerinin sadece batı değil doğumuzda ki medeniyetlere göre de düşük olması bir gerçektir lakin hakikatin bir yansıması değildir.

İnsanoğlu farkında olarak ya da olmayarak doğum ve ölüm arasında bir tekamül sürecinden geçiyor. Bu süreçte okumak tek başına gerek şart olsa da okuduğunu anlamak ve anladığınla amel etmek yeter şarttır. Kuvvetle muhtemel matbaa ve matbuatın bu topraklara teşrif etmediği zamanlarda modernizmin önümüze en büyük kusur gibi koyduğu “az okuyorsunuz” kıstasından daha az kitap okunuyordu lakin doğru kitaplar okunuyor, okunan kitap anlaşılıyor ve anlaşıldığı üzere amel ediliyordu. Gelen giden görsün ve namım yürüsün babından gerekli gereksiz bütün odalarda, tavandan tabana kadar kütüphaneler yoktu lakin her odanın bir duvarında mutlaka bir Kur’an vardı. Az kitap okunuyordu fakat okunan kitaplar çok kere okunuyordu. Modern zamanda kapitalizmin damarlarımıza enjekte ettiği sahiplenme bencilliğinden sebep, okunanlar biriktirilirken, matbaanın geç kalmışlığıyla utandırılmaya çalışıldığımız zamanlarda, okunanlardan öğrenilenler biriktirilir ve amel yoluyla paylaşılırdı.

Bu bahis ışında içinden geçmekte olduğumuz, tek başına çok okumanın geçer düstur sayıldığı zaman diliminde, Kur’anî deyim ile “kitap yüklü eşekler” gibi ortalıkta dolanan zevat, “eğitim = okumak” zannettiğinden, Türkiye halkını ve hinterlantımızda cereyan eden olayları doğru okuyamadığı gibi, okuduğunu da yanlış anlamaktadır.

Mevzu uzun vakit kısa. Şimdilik girizgah olsun niyetiyle kısaca değindiğim konu ile ilgili görüşlerimi yazmaya ve aktarmaya devam edeceğim inşaallah.

Tekrar görüşene kadar öncelikle kendimizden başlayıp sonra çevremizdekilerin olayları nasıl okuduğunu, ne anladığını ve amellerini gözden geçirelim.

Selametle…

Kaan Güngör Duran – akilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s