Emeği Geçen Yazarlar / Umut Talha Sevgi / Yaşam

“Akıllı teknoloji” ve “Akıllı gençlik” (1)

köşe4-umuttalhasevgiTeknolojinin amaca uygun olarak kullanıldığında çok boyutlu fonksiyonları olduğunu bilmeyen yok ama amaç dışına çıkıldığında ciddi tahribata yol açtığını dikkate alan, meseleyi önemseyen veya düşünen kimselerin sayısı çok az.

Bilindiği gibi teknolojinin ileri düzeyde olduğu –ve belki de teknolojik anlamda bizden sonra akıllarımızın tahayyül edemeyeceği seviyeye gelecek– bir dönemde yaşıyoruz. Hâliyle de hayatımızın birçok bölümü teknolojiyle ya da teknolojik aletlerle geçiyor diyebiliriz. Bu sebeple artık hayatımızın bir parçası haline gelen teknolojiyi hem kavramsal hem de olgusal, yani yaşamsal, olarak anlamamız gerekiyor. Bu çerçevede bu yazımızda ülkemizdeki teknoloji ve gençliğin teknoloji ile olan ilişkisinin “sorunlarını” ve “sosyolojik” boyutunu ele almaya çalışacağız.(1)

Basit bir paradigmayla, teknolojinin temelde hayatı kolaylaştırmak için ortaya çıkan güzel bir araçlar bütünü olduğu hemen hemen hepimizin kabul ettiği bir düşüncedir. İslam terminolojisiyle şöyle söyleyebiliriz: teknoloji Rabbin kulları için vermiş olduğu bir nimettir. Buraya kadar anlattığımız çerçeve dâhilinde hangi bakış açısıyla bakacak olursak olalım düşünülenler ve/veya yazılanlar/söylenilenler doğrudur ve herhangi belirgin bir problematik bir durum/düşünüş söz konusu değildir. Sorun teknoloji veya teknolojinin ilerleyip ilerlememesi ve konforluluğu değil, teknolojiye yüklenilen anlam ve teknolojinin günlük hayatımızdaki yansımasıdır. Bir başka ifadeyle sorun, teknolojinin uygulanabilirliğinin fonksiyonel olup olmaması sorunudur.

Günlük hayatta teknolojinin ne derece yanlış şekillerde ve yanlış amaçlarla kullanıldığını hepimiz görmüşüzdür. Hatta bu yanlış kullanıma kim bilir belki de çoğu zaman kendimiz de dahiliz. Klasik bir ifade olan “Teknolojiyi nasıl kullanırsan, sana öyle geri döner” sözü üzerine derin bir düşünce yolcuğu yapmamız gerek esasında, çünkü teknolojinin amaca uygun olarak kullanıldığında çok boyutlu fonksiyonları olduğunu bilmeyen yok ama amaç dışına çıkıldığında ciddi tahribata yol açtığını (ister bilsin ister bilmesin fark etmez) dikkate alan, meseleyi önemseyen veya düşünen kimselerin sayısı çok az. İşte asıl sorun burada başlamaktadır. Birincisi, bizler (özellikle de gençler) teknolojiyi niçin kullandığımızı bilmiyoruz. Evet, bilmiyoruz, çünkü böyle bir sorumuz yok. “Niçin?” diyerek sorgu/lama yetisini kullanma isteğimiz ve bilincimiz yok. Dolayısıyla bu durumda bilmediğimiz bir şeyin kullanımının doğru olacağı sonucunu da kimse bekleyemez değil mi? İkincisi, bu teknoloji denen olgunun gerçek manada neye yaradığını, daha süslü bir ifadeyle neye hizmet ettiğinin de farkında değiliz. Farkındalıktan yoksun oluşumuz bizi önce gaflete götürmekte, sonra da şeytanın hoşuna gidebilecek eylemlere yol açmaktadır. Üçüncüsü(2) taklitçiliği seviyoruz; hem öyle seviyoruz ki, ne olduğunu pek anlamadığımız, kullanmasını bile doğru dürüst bilmediğimiz bir ürünü, piyasaya henüz çıktığında “ilk bende görsünler” diye satın alıveriyoruz. Bir araştırmanın sonucu taklitçiliğimizi özetler mahiyettedir. Araştırmanın sonucu şöyledir: “Türkiye, Avrupa ülkeleri içinde cep telefonu ürünlerinde piyasaya en son sürülen ürünleri en kısa sürede en çok satın alan ülke oldu.” Ayrıca teknolojideki bu taklitçilik hem maddi (ürünü kullanmayı bilmiyoruz ama ailemizin hakkı olan parayı direkt söz konusu ürünü satın almaya harcayabiliyoruz), hem manevi (değerlerimizi, inanç sistemimizi ya da imanımızı değil, kapitalist zihniyetin ürünü olan maddesel bir araca sahip olmayı üstünlük değeri olarak kabul ediyoruz), hem de ahlaki (istediği teknolojik aleti alamayınca hayata küsmeyi veya bunalıma girmeyi tercih edebiliyoruz, yine elde ettiğimiz ürünü anormal işlerde kullanabiliyoruz) dejenerasyona uğramamıza sebep oluyor.

Önce teknolojiye bakışımıza dair genel hatlarıyla üç maddede özetlemeye çalıştığımız “sorunları” keşfetmemiz gerekiyor. Keşfedemediğimiz her sorun teşbih-i caizse teşhis edilmede, yani farkındalık oluşturmada, bilinç üretmede ve çözümler sunma noktasında bizi biçare bırakmaktadır. Bu bağlamda sorunlar keşfedildiği takdirde bunların üzerinde samimi bir şekilde tefekkür ve tedebbür edilebileceğine dair inancımızdan dolayı bu yazının ana hedefi sorunların keşfi idi. Öncelikle “Teknoloji mefhumu neyi ifade eder ve teknolojinin fonksiyonu nedir?”, “Teknolojiye bakış açımız nasıl olmalıdır?” sorularına doğru cevaplar vermemiz gerekiyor, çünkü teknoloji çağında teknolojiden bihaber yaşıyoruz aslında. Teknolojik ortamda yaşıyor ve fakat teknolojiyi bilmeden kullanıyoruz. Bihaber olduğumuz ve teknolojiyi bilmeden kullandığımız için kimimizin açığa çıkabilecek yetenekleri köreliyor, kimimizin inancı erozyona uğruyor, kimimizin de hayatı yok olup gidiyor. Bazıları ise teknolojinin “yardımıyla” dünyevileşmede zirveye oynuyor.

İnancımız odur ki, teknolojinin ağına düşmüş olanların kendilerine gelebilmeleri için önce teknoloji mefhumunu ve teknolojinin fonksiyonunu anlamaya dair samimi sorular sormaları gerekiyor. Zira bizi bu konuda çözüm üretmeye yönlendirecek olan bakış açısını oluşturabilmenin yolu öncelikle buradan geçiyor.

Umut Talha Sevgi – akilvefikirorg

————————————————

1. Bu yazının devamı niteliğindeki ikinci yazımızda, yine aynı başlık altında meselenin psikolojik boyutu, çözüm önerileri ve neler yapılabileceği üzerinde duracağız.

2. Bu maddede belirtilen sorun, çocuk, genç, yetişkin veya yaşlı tüm yaştaki insanları kapsamına almaktadır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s