Asaf Hüseyin / Medya / Yorum-Analiz / İktibaslar

Batı medyasının objektiflik masalı

dunya-basini-propagandaMedyanın yayınları, Orta Doğu, Müslümanlar ve Filistin-İsrail çatışması konusunda ayrım gözetici ve yanıltıcı bir niteliğe sahiptir. Medyanın objektifliği aslında bir masaldır…

Kitle İletişim Araçları ve Cehalet

Basında İslam

Edward Said, Oryantalizm eleştirisiyle tanınır. Onun, “Basında İslam’ın işlenişi: Medya ve uzmanlar dünyanın geri kalan kısmını ne şekilde göreceğimizi nasıl belirliyorlar” başlıklı çalışması, Batı medyasının İslam’a karşı niçin önyargı sergilediğini gösteren mükemmel araştırmalardan biridir. Said, kendi incelemelerini değerlendirmeye tabi tutarken şöyle der: “Orta Çağ’dan bu yana Avrupa veya Amerika tarihinde, İslam’ın nefret, önyargı ve politik çıkarların oluşturduğu bir çerçeve dışında, yaygın bir şekilde tartışıldığı ya da düşünüldüğü bir döneme rastlayamadım.”(1)

Gerçekte, günümüz uluslararası politika alanında İslam değer yüklü bir kavramdır; Said’e göre, hemen her konuda “şamar oğlanı” yapılmıştır: “İslam, sağ kesim için barbarlığı, sol için Orta Çağ teokrasisini, ılımlı grup için ise tatsız bir egzotizmi temsil etmektedir. Bununla beraber, İslam dünyasının, hakkında yeterince bir şeyler bilinmese dahi, beğenilmesini gerektirecek bir şey olmadığı hususunda bütün kamplar arasında bir ittifak vardır.”(2)

Bu, İslam’ın Batı medyasında dürüst bir şekilde işlenişe nasıl kavuşabileceğini izah etmektedir. Doğrusu, bunu düşünmek bir hüsnükuruntu olurdu. İslam, Batı dünyası için tehlike olarak görülmektedir; zira “Hindistan ve Çin de dâhil, Doğu’nun öteki büyük medeniyetleri, yenilgiye uğratılmış, uzak ve dolayısıyla sürekli bir endişe kaynağı olmadıkları şeklinde düşünülebilmektedirler. Batı’ya bir türlü tamamen boyun eğdirilememiş görünen sadece İslam’dır”(3) ve İslam korkusu, Batı tarafından İslam’a yönelik olarak yapılan tarihin temelinde yatan şeydir. Batı’nın kendi başlıca diniyle -Hıristiyanlıkla- olan tecrübesi, sadece ona galebe çalması ve kendi gücüne ve modernizasyonun hâkim ideolojilerine güvenini artırması şeklinde olmuştur.

Batı, zaman içinde çıkacak diğer bütün dinlerin kendi nüfuzu altında bastırılacağına kuvvetle inana geldi. Fakat bu inanılan şey vuku bulmadı. Bu sadece İslam’a olan düşmanlığı artırdı ve Said’e göre: “İslam, Batı ile köklü bir anlaşmazlık içinde olan bir şey olarak tanımlanmakta ve bu gerginlik İslam bilgisini radikal biçimde sınırlayan bir çerçeve oluşturmaktadır. Bu çerçeve ayakta kaldığı sürece, Müslümanlar açısından canlı bir şekilde yaşanan bir tecrübe olarak İslam asla tanınamayacaktır.”(4)

Düşmanlık, söz konusu olan şey için anlayış değil de antipati yarattığı için, bu, son derece kurnazca düşünülmüş bir şeydir. Bu durum Batılı yazarın kafasında, hatta daha vakaları incelemeye başlamaksızın İslam’a karşı bir peşin hüküm meydana getirmektedir. Fakat Said’e göre medya, sınırlamalardan beri değildir. Şu halde medya muhtemelen “objektiflik”, “gerçeklere dayanma”, “gerçekçi yayın” ve “doğruluk” gibi kavramları kullanabilir; fakat bunların hepsi de “görece kavramlardır”, belki niyetleri açıklarlar ama gerçekleştirilebilir hedefleri değil.(5)

O zaman özellikle ABD medyasınca İslam’a ilişkin verilen haberler, “İslam çöllerinden (hayli takdir ve kendi kendini kutlamayla birlikte) meydana getirilmiş Batı medeniyetinin bir kalesi” olarak görülen İsrail’in savunulmasına ayar edilmektedir. İkinci olarak “Amerikalıların gözünde İsrail’in güvenliği ile İslam’ın defedilişi, Batı hegemonyasının devam ettirilişi ve modernizmin faziletlerinin gösterilişi uygun biçimde birbirinin yerine kullanılabilecek hale gelmiştir.”(6)

Said’in çalışması, İran’la ilgili haberler konusunu tartışmakla birlikte, Batı’yla beraber İsrail’i ele alışı, medya haberlerinin nasıl da devamlı olarak çarpıtıldığını gösterir.

Özet

Kitle iletişim araçları, iyi tesis edilmiş ve ileri olan Batılı haber ajanslarının denetimi altındadır ekseriyetle.** Batının medyası, Batılı demokrasilerin kamuoyunu etkilemek için güçlü bir araç haline gelmiş bulunmaktadır ve politik, ekonomik ve stratejik çıkarlara hizmet etmektedir. Medya, dünyadaki Batı yanlısı devletlerin yanında yer almaktadır. Her nerede bir ülke Batının yasa ve kuralları dışına çıksa, Batılı kitle iletişim araçları artık onu uygun bir şekilde yansıtmamaktadır. Bu tür ülkeler hakkında genellikle cehalet yaymaktadır. Medya, Batının propaganda silahı haline gelmiştir ve İslam ise onun en zavallı kurbanıdır.

Asaf Hüseyin, Batının İslam’la Kavgası, Çev: Mesut Karaşahan, Pınar Yayınları, Nisan 1991, 1. Baskı, 7. Bölüm: Kitle İletişim Araçları ve Cehalet, Basında İslam ve Özet başlıkları, s. 112-114 ve 127

————————————

*Asaf Hüseyin: Siyaset sosyologu. ABD, İngiltere ve Pakistan’da dersler verdi. Pakistan’da bulunan Kâid-i Âzam Üniversitesi’nin Afrika, Kuzey ve Güney Amerika Bölge Araştırmaları Merkezi’nde, Londra’da bulunan İslam Enstitüsü ve Leicester’da bulunan Moat Community Koleji’nde aza olarak görev yaptı.

————————————

Dipnotlar:

1- Edward Said, Covering İslam: How the Media and the Experts Determine How We See the Rest of the World. London: Routledge and Kegan Paul, 1981

2- a.g.e, shf. XV

3- a.g.e, shf. 5

4- a.g.e, shf. 55

5- a.g.e, shf. 146

6- a.g.e, shf. 31

** Kitabın 1990 yılında yayınlandığına dikkat edilmelidir

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s